COVID-19 krizinin başlangıcından bu yana, birçok kişi pandeminin ruh sağlığı üzerindeki etkileri hakkında düşünüyor. Ve sık sık bu krizin yalnız hissetmek üzerinde etkisi üzerinde duruluyor. Kapsamlı araştırmalar; depresyon, madde bağımlılığı ve intihar gibi ruh sağlığı sorunları için bir risk faktörü olabileceğini belirttiğinden, yalnız hissetme hâli dikkate alınması gereken önemli bir konudur.

   Gerçekten de pandeminin adeta bir yalnızlık salgınına yol açabileceğine dair ciddi endişelerimiz var. Evlere kapanmak ve diğer kısıtlamalar insanların, mekanların ve hayatımıza amaç ve anlam kazandıran sosyal aktivitelerin bizden koparılmasına neden oldu. Bu durum özellikle, kalabalıklar içinde yaşamayı seven dışa dönük sosyal kelebekler gibi zengin ve hareketli bir sosyal hayatı olanlar için acı verici olabilir.

   Dolayısıyla, yalnız olmak ve yalnızlığı seven biri olmak arasında çok temel bir fark olduğunu belirtmek önemlidir. Bazılarına göre yalnız olmak, yabancılaşmak ve acı içinde olmak anlamına gelir. Özellikle de bu yalnızlık, kişinin isteği dışında gerçekleşiyorsa. İşte bu varoluşsal acı “yalnız hissetmek” deyiminde toplanmıştır. Ancak diğerleri için yalnız olmak, rahatlık ve bu rahatlığı sürdürmek için arzu edilen zamandır. Bu varoluşsal zevk ise yalnızlık kelimesinin karşılığıdır. Bahsi geçen bu anlayış, özellikle utangaç, içe dönük ve sosyal kaygıları olan insanlar tarafından kabul görmektedir.

   Yalnız hissetme hali ve yalnızlık arasındaki en önemli fark, ruh sağlığı ile ilgili güncel sohbetlerde yalnızlığın yarattığı acı üzerinde çok fazla durulması ancak bu yalnızlığın keyifli yanlarından çok az bahsedilmesidir. Bu tam anlamıyla kaçırılmış bir fırsattır. Aslında bu COVID-19 krizi boyunca bireyler ve toplum birlik olarak yalnızlık kavramını, ağır bir yük yerine işe yarar bir lütuf olarak yeniden tanımlayabilir.

   Yalnızlığın yararları

   Yalnızlık, çağlar boyunca yazarlar ve düşünürler tarafından zihinsel büyüme ve ruhsal yenilenmenin önemli bir yardımcısı olarak kabul edilmiştir. Yalnızlığın üç özel unsurunun ruhsal ve psikolojik faydalar getirdiği tespit edilmiştir ve bu unsurların hayatta uygulanması, yalnızlıkla mücadele edenler için yararlı olabilir.

Yalnızlık, yaşamın gidişatı, izlediği yol üzerinde düşünme ve iç gözlem için zaman ve alan tanır. Bu iç gözlem; iş, ilişkiler, hayatın amacı ve anlamı üzerine daha derin soruşturmalarla yapılan bir düşünme demektir. Yalnızlık, kendimizi sorgulamamızı sağlar: kararlarımızı, seçeneklerimizi, geleceğimizi. Bu tür bir düşünme resmen meditasyon, dua gibi etkinlikler yoluyla veya gayriresmî şekilde başka bireysel etkinlikler yoluyla yapılabilir. Bu şekilde, düşünmek için yoğun dünyamıza bir süreliğine ara verebiliriz. Dini ve dini olmayan gruplar tarafından uygulanan popüler içe bakış ayinlerinin arkasında işte bu niyet yatmaktadır.

Yalnızlık hem düşünce hem de eylem yaratıcılığını zenginleştirmesi sebebiyle ilham verici olabilir. Bu ilhamı tanımlamak gerekirse, yazı yazma, müzik besteleme ve diğer yaratıcı sanatsal aktiviteler genellikle yalnızken daha iyi icra edilir. Nitekim şu son aylarda onlarca insan, onlara salgın süresince keyif veren yeni veya yoğun dikkat gerektiren yaratıcı aktivitelerinin hikayelerini paylaşmak için benimle temasa geçti. Buna tığ işi, resim ve evde bitki yetiştirme gibi uygulamalı etkinliklerin yanı sıra şiir yazma, müzik besteleme ve bir tiyatro senaryosu yazma gibi birçok zihinsel aktivite de dahildi.

Yalnızlık, günlük hayatta genellikle değerini hafife aldığımız insanların, mekanların ve sık uğradığımız sosyal alanların kıymetini bilmemizi sağlayabilir. Hatta biraz ters düşecek olsa da bu ayrı kalma, neyin eksikliğini hissettiğimizi ve hayatta neye değer verdiğimizi hatırlatarak bizi daha güçlü bağlar kurmamız için teşvik edebilir. Nitekim filozof Paul Tillich “aşkın yalnızlıkla yeniden doğduğunu” iddia ederken, ilahiyatçı Dietrich Bonhoeffer (hapishanedeki yakın bir arkadaşına mektup yazarken), “bu boşluğun, boş kaldığı sürece aradaki bağları koruduğunu” ileri sürdü. Her ikisi de yalnızlığın, yenilenme ve yeniden bağlanma üzerindeki etkisini açıkça göstermiştir.

   COVID-19 salgını, henüz hakkında çok az uyarı duymuş olduğumuz bir anda patlak verdiği için, çoğumuz evlere kapanmaktan kaynaklanan zoraki yalnızlığa hazırlıksız yakalandık. Kuşkusuz bu durum, ruh sağlığımızı kötü etkileme ihtimali olan yalnızlık dönemlerine yol açacaktır. Ancak yalnızlık, yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı faydalı şekilde kullanılabilir. Bu, dünya çapında içe dönük yaşayan insanlar tarafından zaten uzun zamandır bilinen bir gerçektir.

   Yalnızlık, dostunuz olabilir. Onu tanımayı öğrenirseniz belki de sizi şaşırtacaktır.

Yazar: Psychologue.net

Kaynak: Psychologue.net

Çeviren: Ayça Gürdal

Düzenleyen: Yaren Kardelen Budun