Kendine Ait Bir Oda’ya giriş

Kendine Ait Bir Oda’ya giriş

Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda kitabının türü nedir? Kitabın başında iki Oxbridge üniversitesindeki yemekler betimlendiği için bunun bir tür eksantrik gezi danışmanı değerlendirmesi olduğunu düşünebilirsiniz: erkek üniversitesindeki yemekler beş yıldızlığa çok yakınken kadın üniversitesindeki yemekler bir yıldızlıktı. Kitabın diğer kısımlarında ise daha önce ciddi bir çalışma alanı olarak hiç tartışılmamış konular üzerine ileride araştırmalar yapmanız için bir dizi öneriyle karşılaşabilirsiniz: Başka zamanlarda orta sınıftan kadınların günlük yaşamı, erkeklerin kadınların özgürleşmesine karşı muhalefetinin tarihi ya da erkeklerin kadın bekaretine verdiği değer. Bazen Woolf’un araştırma önerileri, kulağa bu ve diğer konularla ilgili, kadın konuları üzerine erkekler tarafından yazılan eserlerin sabah okumasından derlenen bilgiyle (ve öfkeyle) hazırlanmış bir ön rapor gibi gelebilir. (Bu okuma daha önce Britanya Müzesi’nin bir parçası olan Britanya Kütüphanesi’nde gerçekleşir.)

Kendine Ait Bir Oda’da – (erkekler tarafından kaleme alındığında) kadınlar hakkında ne söylendiği, kadın yazarların ne tür yazılar yazıp yazamadığı ve bir eser yazılırken yazarın erkek ya da kadın olma bilinci yazıya yardımcı mı oluyor yoksa engelliyor mu gibi- edebiyatla ilgili birçok konu vardır. Aynı zamanda, tüm araştırma önerileriyle bağlantılı olarak, herhangi bir cinsiyetten yazarın, ama özellikle kadınların, işlerini yapmak (ya da kreasyonlarını yaratmak için), başka bir deyişle herhangi bir müdahale (ya da Woolf’un deyimiyle engelleme) olmadan düşünmek için sağlam bir maddi desteğe ihtiyaç duyduğuna dair bir vurgu vardır. Woolf bu maddi ihtiyacı oldukça yüksek tutar. Her kadın, ideal olarak, o zamanın orta sınıftan rahat bir erkeğin maaşı olan yıllık 500 sterlinlik bir gelire sahip olmalıdır. Aynı zamanda, şimdilerde ünlü bir alan olan kendine ait bir odaya sahip olmalıdır.

Virginia Woolf, Kendine Ait Bir Oda

C:\Users\User\AppData\Local\Microsoft\Windows\INetCache\Content.Word\a-room-of-ones-cup_410_f_577_tp (1).jpg

Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda kitabının Hogart Press tarafından 1929’da yayınlanan ilk baskısının başlık sayfası.

C:\Users\User\AppData\Local\Microsoft\Windows\INetCache\Content.Word\a-room-of-ones-cup_410_f_577_p5.jpg

Feminist eleştirinin kurucu metni

Bu çeşitli özellikleri bir araya getirdiğimizde, Kendine Ait Bir Oda’da ele aldığımız şeyin feminist eleştirinin bir parçası olduğunu güvenle söyleyebiliriz. Ancak kitabın yazıldığı zamanlarda yani 1920’lerin sonlarında böyle bir şey yoktu, en azından böyle bir kavrama geçerlilik ve meşruiyet kazandıracak yerleşik bir isim veya uygulama yoktu. Aslında, Kendine Ait Bir Oda, bir şeylerin başlamasına ön ayak oldu çünkü Woolf ilk feminist düşünceleri alıp onların feminist yola itene kadar feministlik zar zor fark edilen bir kavramdı. Bu da feminist eleştirinin, 20. yüzyılın sonuna kadar, özel bir neden gerektirmeyen, günümüzde okul ve üniversitelerde edebiyat ve tarih dersi (Woolf’un yakından ilgilendiği disiplinlerden ikisi) müfredatlarının parçası olan edebiyat ve günlük yaşam hakkında düşünme pratiği olmasına yol açacaktır. Bir asır sonra, Woolf’un Kendine Ait Bir Oda’sını dayandırdığı iki dersi okurken, kendimizi onun kitabı yazdığı, kızların ve kadınların akademik olarak her düzeyden neredeyse tamamen dışlandığı ve sadece (son 10 yıldır) oy verme ve meslek edinme haklarının olduğu dönemde düşünmemiz neredeyse imkânsızdır.

Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda hakkında Frances Cornford’a yazdığı mektup, 1929

metin içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturuldu metin içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

1929 tarihli bu mektupta Virginia Woolf, Kendine Ait Bir Oda’yı ‘tahminlerle ve kesik çizgilerle dolu bir karanlıktan kurtuluş’ olarak tanımlıyor.

Aslında, Kendine Ait Bir Oda’nın feminist eleştirinin kurucu metni olduğunu söylemek abartı olmayacaktır. İlk İngiliz feminist kitap (en dikkat çekeni Mary Wollstonecraft’ın 1792’ye kadar dayanan Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi kitabıydı) veya kadınlar ya da erkekler tarafından yazılan feminist edebiyat eleştirisinin ilk eseri (19. yüzyılın ortalarında, fazlaca alaycı bir örnek olarak George Eliot’un ‘Romancı Hanımlardan Hanım İşi Romanlar’ adlı makalesi vardır) de değildi. Kitabın asıl konusu kadınlar ve yazı yazmaydı: Woolf’un söylemiyle, ders vermesi istenen konular bunlardı. Ve Kendine Ait Bir Oda, dört duvar arasında olmasa da iki kapak arasında, yani alanların en küçüğünde, ilk orijinal yayınından bu yana, on yıllar içerisinde bu konuyla ilgili sorulan felsefi, tarihi, özellikle de edebi soruların hemen hemen hepsini cevaplamayı başarmıştır. Kadınların yazıları doğası gereği erkeklerinkinden farklı mıdır? Eğer öyleyse, erkekler doğal olarak, fiziksel ve aynı zamanda psikolojik açıdan, kadınlardan farklı mıdır? Ya da kadınların sosyal ve ekonomik durumu erkeklerinkinden çok farklı olduğu için mi kadınların yazıları farklıdır? Kadınların deneyim alanının ne kadarı kelimelere dökülememektedir ve daha önce hiç literatüre yansıtılmamıştır? Ve bu deneyim alanının bir kısmı mevcut dilimizin cümleleri içinde hiçbir şekilde kelimelere dökülemez mi?

Örneğin Woolf, erkeklere olan bağlılıkları dışında, kadınlar arasındaki ilişkiler hakkında daha önce herhangi bir yazar, erkek ya da kadın, yazdı mı diye soruyor. Burada Woolf, tüm kadın okuyucularıyla alay ediyor: Korkmayın. Utanmayın. Kendi toplumumuzun mahremiyeti içerisinde bunların bazen olduğunu kabul edelim. Bazen kadın kadını sever (bölüm 5). Neden sıradan kadınların hayatları hakkında daha fazla kitap yok? Neden kadınlar edebiyatta saygı görüyor -ya da aşağılanıyor- iken tarihsel kayıtlarda neredeyse hiç yok? Bunun sebebi kadınların (henüz) iyi edebiyat yapamamaları mı yoksa (varlıklı) erkeklerin faydalandığı geniş çaplı tecrübeleri edinememeleri mi? (Açıkça söylemek gerekirse, kadınlar evde sıkışıp kalırken erkekler dünyayı dolaşıyor.) Ya da bu sosyal ve coğrafi alanlarla daha az, kelimelerin kendisiyle daha çok ilgili bir problem mi: Kadınların yazabileceği dilin kadın değerleriyle değil erkek değerleriyle uyumlu olması mı? Bu nedenle, bir kadının sesiyle konuşmak ya da kadın deneyimini betimlemek için kelimelerin biçimlerini değiştirmek veya yeniden oluşturmak gerekli olacaktır.

Pazartesi ya da Salı, Virginia Woolf

Kendine Ait Bir Oda’yı (1929) öngören Virginia Woolf, 1921 tarihli ‘A Society’ adlı kısa öyküsünde cinsiyet, bilgi ve güç hakkındaki fikirleri araştırdı.

Dil zaten nesnelerin anlayışını erkeksi bir noktaya doğru itiyorsa o zaman kaçınılmaz olarak kadınların kendi düşüncelerini formüle etme biçimlerini de bozuyordur. Bununla yakından ilişkili olarak, Woolf’un “değer farkı” olarak adlandırdığı şey hicivli bir halde futbola karşı alışveriş çerçevesinde incelenir. Woolf, “Kabaca anlatmak gerekirse, futbol ve spor ‘önemliyken’ moda tutkusu ve kıyafet almak ‘önemsizdir’” diyor. Ve bu değerler kaçınılmaz bir biçimde gerçek hayattan kurguya aktarılmaktadır (bölüm 4). Daha sonra okuyucusunu alışverişe çıkararak bu değerleri yıkmaya başlar: “Çünkü hayal gücümde bir dükkâna girmiştim; siyah beyaz döşemeyle kaplıydı, renkli kurdelelerle şaşırtıcı derecede güzel süslenmişti.” (Bölüm 5). Kendine ait daha geniş ve kabul odası olan bu kadınsı mekânın duyusal ve estetik zevklerini gösterdikten ve paylaştıktan sonra dönüyor ve mutlu bir şekilde zevk alan tüketicininkinden farklı bir açıdan bakmaya başlıyor:

Ve tezgâhın arkasındaki kız da var – Onun Napolyon’un yüz ellinci hayatı ya da Keats’in yetmişinci çalışması ve Miltonic inversiyonu kullanması gibi gerçek geçmişini bir an önce öğrenirdim, ki bu da eski Profesör Z ve benzerlerinin şimdilerde kaleme aldığı şeydir. (Bölüm 5)

Bu da değerlerin başka bir biçimde bozulmasıdır (ünlü erkekler ve birbirleri üzerindeki etkilerinden ziyade tanınmamış çalışan kadınların hayatları), ancak o güzel dükkânın içerisini hoş ve şaşırtıcı bir gözle bakarak yazıya dökme yöntemi, Woolf’un bu metindeki aldatıcı yönelim metodunun karakteristik bir özelliğidir. Woolf, tek tek ve yer yer, aklına geldikçe size basit düşünceler veriyor gibi görünüyor. Aslında o, değişken, ulaşılması zor, imkânsız kadın ve kurgu konuları hakkında görüş sunmanın geçerli bir yolu olarak sayılan şeyin tüm yönlerini ve beklentilerini değiştiriyor.

Yazar: Rachel Bowlby

Çeviren: Rukiye Lüy

Düzenleyen: Ayşe Gündüz

Kaynak: British Library

Leave a comment