“Kayıp Kız”: Bir kaybolma soruşturması evlilik oyununa dönüşüyor

“Kayıp Kız”: Bir kaybolma soruşturması evlilik oyununa dönüşüyor

David Fincher bu yapıtla, Gillian Flynn’in hiciv ve vodvil türleri arasındaki bir romanından uyarlanan harika bir gerilim filmine imza attı.

Gillian Flynn’in çok satan kitabı Les Apparences (Sonatine, 2012)’dan uyarladığı senaryosuyla David Fincher, tanımlanması zor olan bir şeye imzasını attı: Vodvil türünün keskin bir örneği mi? Gösteri toplumu çağında gerilim evliliği mi? Amerikan toplumundaki görünüşlerin diktatörlüğüne yönelik abartılı bir eleştiri mi?

David Fincher bu yapıtla, Gillian Flynn’in hiciv ve vodvil türleri arasındaki bir romanından uyarlanan harika bir gerilim filmine imza attı.

Gillian Flynn’in çok satan kitabı Les Apparences (Sonatine, 2012)’dan uyarladığı senaryosuyla David Fincher, tanımlanması zor olan bir şeye imzasını attı: Vodvil türünün keskin bir örneği mi? Gösteri toplumu çağında gerilim evliliği mi? Amerikan toplumundaki görünüşlerin diktatörlüğüne yönelik abartılı bir eleştiri mi?

Filmde Manhattan’da yaşayan başarılı gençlik romanı yazarı Amy (Rosamund Pike) ve gazeteci olan Nick (Ben Affleck) işini kaybettikten sonra, Amy ile kendilerini küçük bir kent olan memleketleri Missouri’ye yerleşmiş bulurlar.

Amy ve Nick’in evlilikleri parçalanmış gibi görünürken, Nick kız kardeşi Margo’yla bir bar açar ve Margo pek de candan sevmediği yengesine inanıp güvenir. Aslında film tam da bu noktada başlar. Çünkü Nick eve döndüğünde karısının kaybolduğunu fark eder. Hem de suç unsuru olabilecek herhangi bir izden yoksun bir ortadan kaybolmadır bu. Ne bir mücadele belirtisi ne etrafa dağılmış mobilyalar ne mutfak zemininde panikle temizlendiği için iz bırakmış bir kan ne de yakınında bulunan özel bir veda notu.

Helisel Anlatı

Nick’i, karısının olası suikastıyla ciddi anlamda suçlayan pek çok unsur vardır. Aynı zamanda hem Amy’nin ortadan kaybolmasının hem de Nick’in varsayılan suçluluğunun nedenlerini ve aynı zamanda filmde en azından belirli bir noktaya kadar erkek ve kadının birbiriyle çelişkili versiyonlarıyla karşı karşıya olan karmaşık bir hikâyeyi açıklığa kavuşturmayı amaçlayan, zamana karşı bir yarış başlar.

Burada, Nick pek de sempatik olmayan avanak seferberliğiyle suçluluk varsayımlarının tuzağına sıkışmış, halkın nefretinin ve öfke patlamasının kurbanı olmuştur. Diğer tarafta ise, Amy’nin defterine yazmış olduğu yıkıcı itiraflar onları geçmişe götürür. Bu da onu zaten bitkin, yaşayan bir ölü olan ve eziyet çekmiş bir kadın örneği olarak gösterir.

Bunu bir görsel fotoğraf banyosuna daldırdığınızda (metalik mavimsi tekrenkli kabartma tekniğiyle) ve akustik bir biçimde bunu yaptığınızda (tıpkı Trent Reznor ve Atticus Ross’un atmosferik masa örtüsü gibi); güzel kan kırmızısı birkaç sadist flaş patlamaları ile, David Fincher’in en karanlık ikonik filmlerinden birine sahip olursunuz.

Belirsiz kişiliklere sahip sanatçılar tarafından sunulan kötülüğün sıradanlığı, Fincher’ın çalışmasında; yönetmenin çıkış anahtarına sahipmiş gibi durmaksızın etrafında dolaştırdığı gizemli bir labirent hissi veriyor. Ayrıca, Hollywood’da kralın çıplaklığının, onun gücünün en kesin kanıtı olduğunu göstermekten çekinmeyen postmodern tarzın dikkate değer bir şekilde yansıtıldığını kabul etmeliyiz.

“Kayıp Kız” filminin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.

Yazar: Jacques Mandelbaum

Kaynak: Le Monde

Çeviren: Bensu Şahin

Düzenleyen: Ayça Gürdal

Leave a comment