Kaygı, yetersiz iş-yaşam dengesi ve izolasyonla mücadele eden üniversite çalışanları ihtiyaç duydukları desteği bulamıyor

 

Akıl sağlığı sorunları, iş güvencesizliğinin, sürekli sonuç talebinin artmasının ve piyasalaştırılan yüksek eğitim sisteminin baskıları altında İngiltere’deki akademisyenler arasında yükseliyor.

Üniversite danışmanlığı çalışanları ve iş yeri sağlık uzmanları, son on yıl içinde zihinsel sağlık sorunları için yardım isteyenlerin sayısında sürekli bir artış görürken akademisyenlerin neredeyse yarısının psikolojik sıkıntı belirtileri gösterdiğini ortaya koyuyor.

“Kabul kültürü”

Üniversitelerde akıl sağlığı sorunları etrafındaki   “kabul kültürü” ni vurgulayan Guardian Yüksek Öğretim Ağı bloğunda yayınlanan yeni bir yazı, akademisyenler arasında yüksek düzeyde sıkıntıya işaret eden benzeri görülmemiş bir yanıt aldı.

Doktora öğrencileri arasında depresyon, uyku problemleri, yeme bozuklukları, alkol bağımlılığı, kendine zarar verme ve hatta intihar girişimlerinin örneklerini bildiren makale yüz binlerce kez paylaşıldı ve öğrenci ve akademisyenlerin benzer kişisel deneyimlerini özetleyen yorumları ortaya çıkardı.

Fakat anekdotsal veri çoğalıyor olsa da akademik çevredeki zihinsel sağlık sorunları az araştırılmış bir alan ve somut veriler bir elin parmağını geçmiyor.

Bununla birlikte, Üniversite ve Kolej Birliği (UCU) tarafından 2013 yılında yayınlanan bir araştırma, akademisyenler arasında artan ağır iş yükleri, uzun saatler kültürü ve çakışan yönetim taleplerinin tetiklediği stres düzeylerini ortaya çıkarmak için, sağlık ve güvenlik yönetimi kriterlerini geniş bir örnek çerçevesinde -14.000’den fazla üniversite çalışanıyla- değerlendirdi. Anket, akademisyenlerin daha geniş bir nüfusa oranla daha yüksek stres yaşadığını ortaya çıkardı.

Mükemmeliyetçilikle mücadele

Nottingham Üniversitesi personel ve öğrenciler için danışma hizmetinin başkanı ve Birleşik Krallık üniversite danışmanlık servisleri başkanları kurulu üyesi olan Pat Hunt, tüm üniversitelerde zihinsel sağlık sorunlarında bir artış yaşadığını söyledi.

“Hem genel hem de akut anksiyete seviyelerinde, stres ve bunalım seviyelerinde ve benim mükemmelliyetçilik olarak adlandırdığım şeyin seviyesinde artış var.” diye belirtiyor.

“Bundan kastettiğim, biri gerçekten yüksek standartları hedefleyip sürekli bunu beklediğinde olumlu bir sonuç aldığında bile yetersiz kaldığını hissediyor. Yani başarı arzusu, onların iyi iş çıkarmalarına yardımcı olmak yerine esasında buna engel oluyor.”

Akademisyenlerin ayrıca, başarı listelerinden ve öğrenci memnuniyeti anketlerinden araştırma başarısı listelerine kadar, düşünce sürecini hakimiyeti altına alan bir dizi döngüye kapıldığını da ekliyor. Bir durumda, bir departmanın bir araştırma çizelgesinde ilk sıraya gelmesi “zehirli bir şey haline geldi, çünkü bundan sonra herkes bu konumu korumak için mücadele ediyor.”

Hunt, geniş toplum da  benzer bir artış yansıttığından zihinsel sağlık konularındaki artış için yüksek eğitimin damgalanmaması gerektiğini söyledi. Rakamlar şimdilerde zihinsel sağlık sorunlarının diğer sağlık sorunlarına göre daha fazla iş günü kaybına sebep olduğunu göstermekte.

Nottingham, yardım isteyenlerin sadece üçte birini -zihinsel hastalıklara yönelik yardım isteyenlerin üzerine devam eden etiketi yansıtması muhtemel bir oran- oluşturan erkekleri özellikle hedef alan destekle beraber öğrencilere ve personele bire bir ve grup yardımı öneriyor.

İş yükü kısmen suçlanıyor

Yüksek öğrenim meslek hekimliği komitesi başkanlığını yürüten Imperial College London’dan Alan Swann, akademisyenler arasında zihinsel sağlık sorunlarının artan seviyeleri içinartan ürün ve üretkenlik taleplerini suçladı.

“Hepsi sonuç üretmek zorunda. Siz yalnızca araştırma derecelendirmeniz kadar iyi ya da araştırma için finansman kazandırma yeteneğiniz kadar iyisiniz.” diye belirtiyor.

Swann, çoğu akademisyenin zihinsel olarak zayıf olmaktan ziyade stresli olduklarını söylüyor: “Çalışmalarını ve bu çalışmanın olması gerektiği kadar iyi olmamasının sonuçlarını düşünüyorlar, haftada yedi gün çalışmazlarsa durmakta güçlük çekiyorlar ve suçlu hissediyorlar.”  diyor.

“Akademisyenler ve araştırmacılar, izole hale gelebilir ve çalışma hayatlarının ne kadar  dengesiz olduğunu anlamayabilirler.” diyor.

Doktora ve doktora sonrası eğitimin ve erken kariyer akademisinin yoğun baskısı da mevcut zihinsel sağlık sorunlarını ortaya çıkarabileceğini ekliyor. Imperial’ın da aralarında bulunduğu üniversiteler yardım amaçlı iyileştirilmiş sistemlere sahipken, akademi hala “gayet maço” durumda.

İlgisiz akademik çevre

Swann, “Hâlâ ısıya dayanamıyorsan, burada olmamalısın.” tavrının devam ettiğini dile getiriyor. “Hâlâ akademide üst düzey görevlerde bulunan ve esasında umursamayan insanlar” olduğunu söylüyor.

“Fakat buna karşı önlemler var ve iyi anlamda çok fazla değişiklik oldu. Kurtulamadıklarımız ise hükümet fonlarından ve akademik piyasadan gelen dış baskılar.” diye de ekledi.

UCU adına Bedfordshire Üniversitesi’ndeki mesleki sağlık psikolojisi profesörü Gail Kinman tarafından yapılan araştırma, akademisyenler arasında zihinsel sağlık sorunları ile ilgili birkaç veriden birini sunuyor.

Kinman, sağlık ve güvenlik yönetiminin sağlığı ve güvenliği iş planında değerlendirmek için yaklaşık 20.000 kadar akademisyenin görüşünden faydalandı ve nüfusun tamamına oranla çok daha yüksek psikolojik sıkıntı seviyeleri buldu.

Kinman, akademisyenlerin yüksek düzeydeki iç ve dış denetlemelere karşılık verme çabaları, hızlı değişim temposu, öğrencilerin sorularına 24 saatlik süre içerisinde cevap verme gibi taleplere yol açan öğrencilerin müşteri olarak algılanmasıyla, kötü iş-yaşam dengesine önemli bir faktör olarak dikkat çekiyor.

İçselleşmiş değerlerin sarsılması zordur.

Kinman, üniversitelerde sektör genelinde paylaşılabilecek iyi uygulama örnekleri olduğunu belirtiyor ancak çalışmalarına güçlü bir şekilde bağlı olan bağımsız fikirli bir grup olarak akademisyenler desteğe her zaman açık değildir. “Bize sabahın ikisinde e-posta gönderemezsiniz denilmesinden hoşlanmıyoruz. Diğer sektörlerden çözüm dayatamazsınız, akademisyenler oldukça farklıdır ve hepsine uyacak kalıp gibi bir şey yoktur.”

Ayrıca içselleştirilmiş değerleri sarsmak zordur. Liverpool John Moores Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı ve Kültürel Tarihi öğretmeni Nadine Muller, akademinin kişisel olanla profesyonel olan arasındaki çizgilerin bulanmasını- çoğunlukla sevdiğin şeyi yapmak olarak tabir edilir- teşvik ettiğini iddia ediyor.

“Bu, doktoradaki ya da kariyerlerinin başlarındaki bilim insanlarının bu çizgiyi nasıl kalınca çizip kendilerine çalışmalarından öte bir değer verecekleri hakkında nadiren eğitildiği anlamına geliyor.” diyor Muller.

UCU, zihinsel sağlıkla ilgili sorunlara çoğunlukla temsilcileri tarafından karşılaşıldığını söylüyor. Genel sekreter Sally Hunt, mağdurların iş yerinde belirli önyargılar yaşadıklarını söylüyor. “Zihinsel sağlıkla ilgili sorunlarla karşılaşan ileri ve yüksek öğrenim işçileri, yöneticileri ve meslektaşları tarafından cehalet, ayrımcılık ve damgalanma ile karşı karşıya kalıyor.

“Olumsuz ve esnek olmayan tutumlar genellikle zihinsel sağlık sorunu olanları dışlayabilir. Sıklıkla bu tutumlar bir kişiyi zihinsel sağlık durumunu hiç açıklayamayacak kadar korkutabilir.”

Leeds Metropolitan Üniversitesi’nde güvenlik, sağlık ve esenlik sorumlusu olan John Hamilton, genelde akademisyenlerin sorunun, bir işverenle “ciddi bir kopuş” olarak tanımladığı, bir personelin artık görevinden sorumlu hissetmediği bir tükenmişlik olduğunu söylüyor.

Söylediğine göre kendisininki de dahil olmak üzere bazı üniversiteler, destek sunmak için çok çalışıyor ancak birçokları kesinlikle daha fazla şey yapabilecekken bazı akademisyenlerin kendi sektöründe  son yirmi yıldır meydana gelen değişikliklerden hoşlanmaması temel bir sorun olmaya devam ediyor. “Bazıları için, ‘Üzgünüm, ama bu böyle, siyasi manzara bu’ gibi bir durum olacak. Bu yüzden buna katlanmak gibi bir unsur var.”

Hâlihazırda görev yapan akademisyenler, hızlı değişimin stresleriyle uğraşmak zorundaysa, peki ya ardılları ne olacak? Eğitimde çalışan bir zihinsel sağlık danışmanı olan Edward Pinkney, “Kurumlar, potansiyel akademisyenleri üniversite ortamı hakkında eğitmek için daha geniş bir vatandaşlık görevine sahiptir ki bu sayede muhtemel akademisyenler devam edip etmemek konusunda daha bilinçli bir karar verebilsinler.” diyor.

“Üniversiteler giderek sistemli hale geldikçe üyeleri için temel standartları karşılamakla kalmayıp aynı zamanda akademik yaşantıyı doğru bir şekilde ifade ettiklerini ve yanlış satmadıklarını garantilemek için bağımsız olarak izlenmelerine yönelik gittikçe artan bir ihtiyaç var.”

Akademide akıl sağlığı: Dünyanın her yerinden deneyimler

Bir Kanada üniversitesinde sağlık bilimlerinde doktora

“Doktora programımın başında bölüm müdürü tüm topluluğa hamile kalmamakla ilgili bir öğüt vererek doğum iznine başvurduğunda arkadaşlarımdan birine doktora çalışmasının bir bekârlık vakti olması gerektiğini söyledi. Denetçilerimizden bazıları başarısız evlilik hikayelerini araştırmalarına olan bağlılıklarının nihai kanıtı gibi gururla anlattılar. Diğerleri, çocuk sahibi olmamış olsalar ‘çok daha fazla şey başaracak’  geleceği parlak meslektaşları hakkında dedikodular yaptılar. Bütün bu ince ve pek de ince olmayan imalar herhangi bir lisansüstü öğrencinin, özellikle de aileleriyle olanların hiçbir zaman araştırma için yeterince fedakarlık yapmayacakları ve bu nedenle, ima edildiği şekilde, her zaman bazı açılardan “bir başarısızlık örneği olacağını” garanti ederdi.

Açık Üniversitede Öğretim Görevlisi, İngiltere

“Ağır bir sağlık sorunu yaşadığım ve hastaneye kaldırıldığımda sadece iki yıl üniversite için çalışmıştım. Gerçekte işe geri dönmeyi düşünmek bile çok zordu ancak sendikanın geçiş danışmanlığı sayesinde dokuz ay aradan sonra işime devam edebildim.” Geçiş danışmanlığı birkaç nedenden ötürü paha biçilmezdi: İşle bağlantılıydı, bu yüzden geri dönmeyi düşünmemde bana yardımcı oldu, iş yerinde ilk birkaç hafta boyunca devam etti, yani bu çevreye geri dönmedeki hislerimle uğraşma konusunda çok değerliydi ve zihinsel sağlık sorunumun herhangi bir fiziksel sağlık sorunundan farksız görmemi sağladı. Bir sağlık sorunu sonrasında karşılaşılacak en zor şeylerden biri de ortaya çıkan (gerçek ve algılanan) damgayla karşı karşıya kalmak. Sendika pratik ve psikolojik destek verdi; ki bu olmadan işime geri dönemezdim. “dedi.

Maine Üniversitesi Hukuk Fakültesi, ABD

“Üç yıllık hukuk fakültem süresince, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğunu kabulleniş ve tedavi arayışı ile uğraşmak zorundaydım. Yakın arkadaşlarımdan çok fazla destek aldığım için şanslıydım, ancak bunları asla fakülte ile paylaşmadım. Hukuk okul kültürü etkili bir şekilde “sineye çek” repliği içindeydi. Esasında, Hukuk Fakültesi kliniğinde çalıştığım zamanlarda intihar düşünceleriyle mücadele ettiğimi profesörümden sakladım ve yalan söyledim çünkü sevdiğim bir klinikten öylece kovulmaktan korkuyordum. Tanıdığım çok fazla sayıda hukuk öğrencisi, zihinsel sağlık sorunlarıyla ve hatta okulla ilgili sinir bozukluklarıyla baş etmiş olsa da, bunun hakkında konuşulmazdı hatta yakın arkadaşlarından başka kimseye itiraf edilmezdi.

Kimya alanında doktora, Bangor Üniversitesi, Galler

“2010’da kimyada doktora yapmaya başladım, bir yıl sonrasında, sinir krizi geçirdiğim bir noktaya ulaşana kadar baskı hissetmeye başladım. Yardım için danışmanlığa giderek vakit harcadım ancak daha sonra yaptığım araştırmayı bırakıp 10 aylık bir mola vermeye karar verdim. Döndükten sonra arzu ettiğim yeterliliği elde etme şansım olmadığını hissettiğim için tekrar depresyona girene kadar birkaç ay çalışmayı başardım. En sonunda yolumun sonu olmadığını hissedecek noktaya geldim ve bir cumartesi akşamı, kimseye gideceğimi söylemeden masamı toparladım.Bu depresyondan çektiğim zamanlar etrafımdaki herkes doktorasına devam edebildiği için kendimi tek başıma kalmış hissetim. Sorun bendeymiş gibi hissettim. Sorunlarımla ilgili biraz destek aldığımı düşünüyorum ancak geri döndükten sonra beni tam zamanlı çalışmaya geri dönecek kadar rahatlatmak için daha fazla şey yapılabilirdi. “

Doktora derecesi, moleküler biyoloji, Uppsala Üniversitesi, İsveç

“Üniversitem ve bölümüm depresyon teşhisi konduğunu itiraf etmemden sonra bana destek verdi. Öncelikle üniversitenin öğrenci sağlığı merkezi olan Studenthälsan’dan yararlandım. Merkezin psikolog ve psikiyatrlardan oluşan ekibi doğru uzun vadeli desteği bulmama yardım etti. Daha sonra depresyonum daha da kötüleşti ve ücretini bölümün karşıladığı özel bir psikolog önerildi. Evet, doktora çalışmalarım hala zorlayıcı,  zihinsel ve fiziksel olarak stresli bir iş ancak ölümün her şeyin tek çözümü olduğu günlerde meslektaşlarım, müfettişlerim ve diğer yetkililerimin tek isteği bana yardım etmek olan arkadaşlara dönmesinden mutluyum.

 

Yazar: Claire Shaw & Lucy Ward

Çevirmen: Nermin Artuk

Kaynak: https://www.theguardian.com/higher-education-network/2014/mar/06/mental-health-academics-growing-problem-pressure-university