Kara Veba sonrası insanlık tarihinin gidişatını değiştiren 7 gelişme

Kara Veba sonrası insanlık tarihinin gidişatını değiştiren 7 gelişme

Kara Veba’nın ardından toplumsal kargaşayı vurgulayan, 1562’de Pieter Brueghel tarafından resmedilen Ölümün Zaferi (The Triuph of Death)

Kara Veba, tarihe geçmiş en ölümcül salgındır. 1346 ve 1353 yılları arasında, Avrasya ve Kuzey Afrika’da 75 ila 200 milyon insanı yok etmiştir. Bubonik, septisemic ve pnömonik olarak üç tipi olan bu salgına Yersinia pestis bakterisi yol açmıştır. Diğer iki veba türü yüzde 100’lük ölüm oranına sahipken Bubonik (Hıyarcıklı) vebada ölüm oranı yüzde 50’lerde seyretmiştir.

“Kaç tane yiğit adam, kaç tane güzel kadın akrabalarıyla kahvaltı yapıp aynı günün gecesi öbür tarafta atalarıyla yemek yiyor.”

Giovanni Boccaccio

İtalyan yazar Boccaccio’dan alıntılanan bu sözler, Kara Vebanın yıkıcı etkisini ve o zamanlardaki insan hayatının güvencesiz doğasını kusursuz bir biçimde yansıtmaktadır.

Peki üzerinde kara bulutlar dolanan insanlık için herhangi bir umut ışığı var mıydı?

Kara Vebadan sonra, insanlık tıpkı bir Anka kuşu gibi küllerinden doğdu. Büyük ölçekli bir nüfus azalması, gelecek jenerasyonlar için toplumsal dinamikleri değiştirmekle kalmayıp yaşam standartlarının gelişmesine de yol açtı. Yaşam standartlarındaki ve ortalama yaşam süresindeki artış, Avrupa sanatının altın çağıyla sonuçlanan ve Keşifler Çağının (age of discovery) tohumlarını eken olaylar silsilesini tetikledi.

Hadi hep beraber Kara Veba’dan sonra gelecek birkaç yüzyıl için insanlığın gelişimine katkı sağlayan yedi pozitif değişimi inceleyelim.

Maaşlardaki artış

Kara veba sonrasında, Avrupa’da önemli sonuçlar doğuran, Avrasya genelinde ciddi bir iş gücü kıtlığı meydana geldi. Birçok işçi ve çiftçi devamlı nüfus azalışı sebebiyle hayatını kaybetti.

Şehirli işçi sınıfı, hastalıktan kurtulmak için güvenli kırsal kesimlere akın etti. 1350’lere gelindiğinde kaynaklar, hizmetçi, zanaatkâr, işçi ve tarım işçisi sıkıntısı olduğunu göstermekteydi.

Sonuç olarak vebadan kurtulanlar maaşları hakkında müzakere edebilmişlerdi. Bir kaynağa göre, “Çoğu işçi mevcut işlere girerken burun kıvırıyor ve üç kat ücret almadıkça seçkin kesime hizmet etmeyeceklerini” belirtiyordu.

Bu, Kara Veba’nın ardından kentsel ücretlerin çarpıcı bir şekilde arttığı zaman dilimindeki verilerle desteklenmektedir.

Ekonomik basamağın en alt tabakasındaki insanlar daha önce pazarlığın gücünü hiç görmemişlerdi. Maaşlardaki artış, 15’inci yüzyılda başlayan Rönesans’a kadar uzanan olaylar silsilesini tetikledi.

İş gücü kıtlığının ve ücret artışının başlıca etkilerinden biri, işten tasarruf sağlayan yeniliklerin artmasıydı. Daha az emek ve hayvanlara daha fazla bağımlılık gerektiren hayvancılık, tahıl yetiştiriciliğinin yerini aldı.

Düşük kiralar ve faiz oranları

Bu dönemde yalnızca ücretler artmakla kalmamış aynı zamanda kiralar da düşmüştü. Şiddetli nüfus azalışının neden olduğu konut talebindeki düşüş nedeniyle ev sahiplerine kiralarını düşürmeleri yönünde baskı yapıldı. Ev sahiplerinin düşük kiraları kabul etmekten başka şansları yoktu aksi taktirde kiralardan hiç gelir elde edememe riskleri vardı. Kira süresi de uzatıldı. Hem köy hem de şehirdeki kiracılar, daha düşük kiralarla daha uzun süre kalabildikleri evler kiralayabildiler.

Faiz oranlarının 14 ve 15’inci yüzyıllarda Avrupa boyunca düşmesi, işçi sınıfı için işleri daha da iyi hâle getirdi. Böylece Kara Veba öncesi ekonomik olarak dezavantajlı olanlar daha fazla maaş aldılar, daha az kira ödediler ve daha düşük faiz oranlarıyla borç alabildiler.

Harcamalardaki artış ve lüks mallara talep

Avrupa’da yeni genç orta sınıf ortaya çıkmaya başlamıştı; fakat para biriktirmekle ilgilenmiyorlardı. Ölümle burun buruna geldikten, arkadaşlarının ve aile üyelerinin çoğunun ölümünü izledikten sonra paralarını harcamak istiyorlardı. Net gelirleri çok fazlaydı; paralarını öncesinde yalnızca soyluların ulaşabileceği lüks eşyalara ve kıyafetlere yatırıyorlardı.

Tekstile olan talepte artış vardı. Avrupalı imalatçılar yeni taleplere ayak uyduramadılar ve bu durum Mısır İskenderiye’de tekstil ithalatında düşüş olarak yansıdı. Avrupa tekstil ithalatçısı olmaktan ihracatçı pozisyonuna geçti. Orta Doğu’daki pazarlar, mevcut işletmeleri bozan Avrupa tekstiliyle dolup taşıyordu. Avrupalılar lüks malları daha fazla ithal ettiler çünkü gençler daha önce karşılaşmadıkları mallara para harcamak istiyorlardı. Daha fazla biber, zencefil, hindistan cevizi ve karanfil ihraç edildi ki bu baharat ticaretindeki artışa işaretti. Her yıl Venedik’ten Avrupa’ya satılmak üzere 5 milyon poundluk baharat geçmekteydi.

Sağlıktaki gelişmeler ve ortalama ömürde artış

metin, kitap, eski içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

14’üncü yüzyıl Orta Çağ’ında peynir hazırlığı. Kara Veba sonrası besleyici gıdalara erişim kolaylaştı.

Baharat ihracatındaki artış ve genç orta sınıfın büyümesiyle birlikte, Avrupa yavaş yavaş gastronomi merkezi hâline geldi. Besleyici gıdaya erişim arttıkça insanların ortalama sağlığı ve yaşam süreleri de artmaya başladı. Çalışmalara göre güçsüz ve zayıf olanlar kolayca Kara Veba’ya yenik düştü. Sonuç olarak bu, daha iyi beslenmeye ve kişinin sağlığına dikkat etmesine kesin bir vurguydu.

Londra’da örneğin Kara Veba öncesine göre Kara Veba sonrasında ortalama yaşam süresinde önemli bir artış gözlenmendi, bu da vatandaşların ortalama yaşam sürelerinde bir artış ile sonuçlandı. Bu durum beslenmede de gelişmeleri beraberinde getirdi. Londra mezarlıklarındaki iskelet kalıntıları ilgile ilgili yakın zamanlı bir araştırma insanların beslenmelerinin Kara Veba’dan sonra düzeldiğini belirtmektedir.

İnsanlar ithal baharatları yalnızca yemek pişirmede değil bitkisel tedavilerde de kullanıyordu. Orta Çağ doktorları, hastalarına dişlerini nane ile fırçalamalarını ve kokulu yağ banyoları yapmalarını öneriyordu. Hijyendeki gelişmeler aynı zamanda ortalama yaşam süresinin artmasına da katkı sağlıyordu.

Kadınların iş gücüne katılımının artması

yer içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

1390’da kocasını Veba’dan kaybettikten sonra profesyonel yazar olan Fransız şair Christine de Pisan

Kara Veba’nın Kuzey ve Güney Avrupa’ya olan etkisi oldukça farklıydı. Bilindiği üzere Güney Avrupa baharat ve İpek yolunu kontrol etmesi yüzyıllarca siyasi ve dini güçlerce desteklenen monopollerle sonuçlanmıştır. Kuzey Avrupa bu tür bir güç sisteminden mahrum kaldığı için Kara Veba’dan sonra tüccarlar, toprak sahipleri ve işçi sınıfı benzer hedeflere ulaşmak için son çare olarak birlikte çalıştı.

Sonuç olarak Kuzey Avrupa hızlı kentleşmeyle ve kadınların iş gücüne girmesiyle karşı karşıya kaldı. İtalya’da kadınlar iş gücüne katılmada oldukça isteksizlerdi, salgın öncesi ve sonrası ortalama evlilik yaşı da aynı kaldı. Bunun yanı sıra Kuzey Avrupa’da nüfus azalışı kadınları çalışmaya teşvik etti. Kazançların artmasıyla beraber, kadınlar evlenmeyi ertelediler ve öncesine nazaran bolluk içinde yaşadılar. Kara Veba öncesi döneme kıyasla sosyal statüleri arttı.

Kadınların iç gücüne katılmalarının uzun vadeli sonuçları oldu. Çekirdek ailelerde artış ve gelecek yüzyıllardaki kadın hakları hareketlerinin temellerinin atılması, en dikkate değer sonuçlardan ikisiydi. İş gücüne katılımın artmasının yanı sıra kadınların refahı da arttı. Kara Veba’dan önce yalnızca erkek çocuklar ailelerinin mirasını alırken Kara Veba’dan sonra kız çocuklarının da mirasta söz hakkı olmasına izin verildi. Bu, mülkün ailede kalmasını, devlet tarafından el konulmamasını sağlamak için yapıldı. Aynı zamanda kadınların finansal güvenliklerini iyileştirmeye yardımcı oldu.

Avrupa’da sanatın altın çağının başlaması

iç mekan, mihrap, eski içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

Raphael tarafından yapılan Atina Okulu (The School of Athens), İtalyan Rönesans sanatının bir örneği

Egzotik ve lüks ürünlere olan talep, tablolarda kullanılan boya malzemelerin ithaliyle sonuçlandı. Bu mallar “Denizaşırı ülkelerden Venedik malları” anlamına gelen “Oltramare de Venecia” olarak biliniyorlardı. Yunanistan’dan yeşil, Hindistan’dan vermilyon (Çin kırmızısı) ve çemen rengi, Orta Asya’dan lapis lazuli (laciverttaşı) kullanılan boyalar arasındaydı. Mozaik altın (mosaic gold), kurşun sarısı (lead-tin yellow) ve kemik kömürü (bone-black) de diğer renkler arasındaydı.

İtalyan Rönesansı’nda bu renkler, Avrupa sanatının altın çağını başlattı. Dünyanın dört bir yanından ithal edilen bu renklerle Angelico, Piero della Francesca, Leonardo da Vinci, Michealangelo, Raphael ve Titian gibi sanatçılar zamansız sanat eserleri yarattılar. Bu sanatçıların başarısı sadece renklerden kaynaklanmıyordu; aynı zamanda sanata harcama yapmaya istekli ve geliri olan yeni genç orta sınıfa da bağlıydı. Yeni patronlar önceden sadece soylulara muhtaç olan sanatçılara yeni fırsatlar tanıyordu.

Kara Veba’nın iç karartıcı zamanlarında insanların dine olan bağlılıklarındaki artış da sanatta dini temaların popülaritesine neden oldu.

Keşif Çağının başlaması

metin, ulaşım, insanlar, birkaç içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturuldu1497’de Hindistan’a gitmek üzere Lizbon’dan ayrılan Vasco Da Gama.

Lüks mala olan talep artışı ve Avrupa ihracatının Asya pazarlarını yerle bir etmesiyle beraber Venedik, İskenderiye, Ragusa (Günümüzün Dubrovnik’i) Hindistan’ın Malabar kıyısındaki Koçi ve Kozhikode gibi sahil kasabaları zengin ve etkin hale geldi.

Avrupalı kaşifler Hindistan ve Çin’e giden en kısa rotaları ararken, Çinli kaşifler Moğol İmparatorluğu’nun denizlerdeki hakimiyetini devam ettirmenin yollarını arıyorlardı.

Baharat ve vergilerden kaçınmak için yeni rota arayışı Keşif Çağında başladı. Çinli amiral Zheng He; Çin, Güney Doğu Asya, Hint ve Sri Lanka kıyıları ve Orta Asya’yı kapsayan Hint Okyanusu, Arap denizi ve Basra Körfezi’ndeki ticaret yollarına hâkimdi. Ne yazık ki Ming Hanedanı’nın imparatoru Yongle’ın ölümünün ardından daha fazla fon kalmamış ve gezilerin tüm kayıtları yok edilmişti. Bu şekilde Çin, zamansız gelen denizlerdeki hakimiyetini genişletme fırsatını boşa harcamış oldu.

Denizlere hâkim olma şansını kaçırmış olsa da Portekiz’de iyi işler başarılmıştı. Vasco da Gama liderliğindeki Portekizli tüccarlar Osmanlı ve Venedik kontrolündeki topraklardan geçerek Ümit Burnu ve Afrika Boynuzu üzerinden Hindistan’a alternatif bir deniz yolu keşfetmişlerdi.

1492’de Christopher Columbus adlı bir İtalyan, doğuya değil de batıya doğru yelken açarak Hindistan ve Çin’e giden en kısa yolu bulmak adına yola koyulmuştu. Kuzey Amerika’ya ulaşmasıyla Keşif Çağı ivme kazanmış oldu.

Orta Çağ boyunca Kara Veba’nın yol açtığı acılar tarif edilemez bir boyuttadır. Ancak daha sonrasında ortaya çıkan ikincil etkileri çoğunlukla olumluydu. Kara Veba yalnızca yeni bir genç orta sınıfın ortaya çıkmasına yardımcı olmakla kalmayıp aynı zamanda Dünya’nın sıcaklığını da düşürdü. Avrasya genelindeki yaygın nüfus azalması, insan emisyonlarında ve küresel ısınmada azalmayı da beraberinde getirdi.

Peki şu anki COVID-19, iklim değişiklikleriyle tehlike altında olan dünyamız için faydalı olacak mı?

Zaman bize bunu gösterecek.

Kara Veba, insanlık tarihindeki yıkıcı kısımlarından bir tanesiydi. Pandemi sonrası kayda değer ilerlemeler yaşanmış olsa da veba sırasında hayatta kalmak zordu ve yaşamak genellikle sizin bahtınıza bağlıydı.

Yazar: Prateek Dasgupta

Çeviren: Elif Rana Yılmazlar

Düzenleyen: Oğuzcan Balyemez

Kaynak: History of Yesterday

Leave a comment