Julie Delpy ve Ethan Hawke: Gün Doğmadan Önce üçlemesini nasıl yaptık?

Julie Delpy ve Ethan Hawke: Gün Doğmadan Önce üçlemesini nasıl yaptık?

“O kadar çok diyaloğu hatırlamak eziyetti

İlk film olan Gün Doğmadan Önce‘nin orijinal senaryosu, yönetmen Richard Linklater’ın bir adamın geceyi Philadelphia’da bir kadınla gezinerek geçirmesi üzerine kurmasına rağmen ister inanın ister inanmayın, romantizmden yoksundu. Müthiş bir projeydi; ama daha çok kafa yoran ve diyalog içeren bir yapıttı. Richard, gerçek bir şey yakalamaya çok hevesliydi, bu yüzden iki başrolün de aynı zamanda filmin yazarı olmasını istediği için filmde söylemek istediklerimiz hakkında bizi seçmelere aldı. Filmde bahsi geçen bazı şeyler hakkında konuştum; tanrının insanlar arasındaki boşlukta var olması gibi.

Yani Richard, Ethan ve ben senaryoyu birlikte hazırladık ancak, Gün Doğmadan Önce‘de Ethan ve ben bu konuda takdir görmedik. Süreç tamamen işbirlikçiydi ve üçümüz de sahneler için hemfikir olmalıydık. Gün Batmadan Önce ve Gece Yarısından Önce‘yi de bu şekilde yaptık. Eğer birimiz bir şeyi sevmeseydi o, filmde olmazdı. En başından beri, bu insanlar düzgün bir kadın sesinin dengesini istediler. Yazma süreci, Viyana’daki çekimler sırasında hala devam ediyordu; örneğin, karakterim Céline’in bir arkadaşıyla sahte bir telefon görüşmesi yaptığı ve Jesse’ye aşık olduğunu duyurduğu sahneyi o zaman yazmıştım.

“Bu filmler, gencinden yaşlısına herkese hitap ediyor. Sadece X kuşağı ile ilgili değiller.”

-Julie Delpy

O kadar çok diyalogu hatırlamak eziyetti ve gerçek zamanlı yapmayı önerdiğim Gün Batmadan Önce filminin daha uzun süresiyle birlikte, daha da beterdi. 2000’lerin başında biraz zor zamanlar geçiriyordum, filmleri yönetmen olarak yapmak için çabalıyordum ve bazı sağlık sorunlarım vardı. Fakat bu doğrudan otobiyografik değildi, yönetmen Krzysztof  Kieślowski’nin bir zamanlar bana söylediği gibi, bir hakikat tohumunu alırsın ve onu ağaç haline getirirsin.

Finali, yazacağım başka bir film için, Nina Simone’ı taklit ederken Jesse’e uçağını kaçıracağını söylediğim yer olarak kurgulamıştım. Sahneyi Richard’a oynadım ve çok beğendi. Bu fırsatı gözden çıkarmayı istediğimden emin değildim ama düşündüm ki: bu seri, belki de hiç yapmayacak olduğum filmimden çok daha önemli. Bu filmler, gencinden yaşlısına herkese hitap ediyor; sadece X kuşağı ile ilgili değiller. Şu anki gençler bile Gün Doğmadan Önce’yi beğeniyorlar çünkü Jesse ve Céline’de kendi ebeveynlerini görüyorlar. Seri ilerledikçe Ethan ve benim yaşlandığımızı görüyorsunuz. Filmler gerçekten bir zaman çalışması.

Boşanma sürecimle birlikte çok zor zamanlar geçiriyordum, bu yüzden, o yaz Paris’teki Gün Batmadan Önce‘nin çekimleri bana son derece iyi gelmişti ve Richard ve Julie ile yeniden bağlanmamı sağlamıştı. Richard’ın 2001 animasyon filmi Hayata Uyanmak’ta, Jesse ve Céline olarak, Julie ile benim küçük bir rolümüz vardı ve sonrasında birlikte nasıl başka bir film daha yapabileceğimizin hayalini kurmaya başladık. 

Bir süre sonra Richard, Austin’deki kitap imzalama günüme geldi ve aklında parlak bir fikir vardı. Jesse, Céline hakkında bir kitap yazsa ve Céline kitabı imzalatmaya gelse nasıl olurdu? Kitapçıdaki gerçekleşen bu ilk fikir alışverişinde, sanat yapmak için kendi hayatını kullanma  -ve bunun değerinin ne olduğu- konusunda kesinlikle otobiyografik bir şeyler var. Cevapları asla gerçekten bulamazsınız ama belli başlı soruları sormaktan kaynaklanan sağlıklı bir iyileşme süreci vardır ve umarım film onları bana da sorar. 

Üçüncü film, Gece Yarısından Önce, yapması en zor filmdi; çünkü ilk iki film romantik gösterim ile ilgiliydi. Günlük bazda gerçekliğe ve aşkın doğasına dayandırılmış uyumlu bir film yapmanın çok önemli olduğunu hissettim. Yıllardır beraber olan ve çocuk yetiştiren bir çift hakkında, tek bir yalan söylemeden ama yine de romantik olacak bir film yapabilir miydik? İzleyicinin beğeneceğinden emin değildik -Jack ve Rose’un kavga ettiği bir Titanik devam filmi görmek istemezsiniz. 

“Doruğa ulaşan bir evlilik tartışması yazmak hayatımda yaptığım en zor şeylerden biriydi”

Yapımı da oldukça uğraştırıcı oldu. Bir aşk sahnesi olarak başlayan ama muhtemelen ayrılmalarıyla biten bir gidişatla, Bir Evlilikten Manzaralar filmi gibi Bergman tarzında yapmak istedik. Bu yüzden, bu doruğa ulaşan evlilik tartışması sahnesini yazmak hayatımda yaptığım en zor şeylerden biriydi; çünkü 30 sayfa boyunca, sıkıcı olmadan, tek bir odada zordu. Fakat tamamlanmış bir bütün gibi işliyor: Gün Doğmadan Önce‘nin başlama şekli, 40’lı yaşlarındaki bir çiftin trende kavga etmesidir. Filmi çekerken fark ettik: “Vay canına, o çift olduk.” 

Bu yüzden, üçlemeyle ilgili bana bitmiş hissettiren bir şey var. Bunlardan birini her yaptığımızda risk artıyor. Hevesimizi kırmak istemeyiz. Bu, Jesse ve Céline’i tekrar değerlendiremediğimiz anlamına gelmez, bazen üzerinde derin derin düşünüyoruz. Dördüncü film, belki de faniliğin üzerine eğilmek için bu döngünün ritmini bozan bir şekilde işlemek zorunda olacaktı. Fakat bu üç film, benim hayatımda bir lütuf olmuştur.

Yazar: Phil Hoad

Kaynak: The Guardian

Çeviren: Ceylin Firdevs Yeğin

Düzenleyen: Gonca İnceören

Leave a comment