Josephine Baker

Josephine Baker

Josephine Baker, Caz Devri’nin özünü Paris’e getirmiş bir Amerikalı dansçı ve şarkıcı olarak çok popüler oldu. Cüretkâr kostümleri ve egzotik kabare performanslarıyla büyük bir kitle tarafından tanınırken aynı zamanda vatandaşlık hakları savunucusu ve “Gökkuşağı Kabilesi” olarak bilinen on iki çocuğun annesiydi.

Uçup Giden Bir Çocukluk

3 Haziran 1906 tarihinde Missouri eyaletinin St. Louis şehrinde doğan Freda Josephine Mcdonald, Afro-Kızılderili soyundan gelen bir çamaşırcı Carrie McDonald’ın ve vodvil davulcusu Eddie Carson’ın kızıydı. Baker doğduktan kısa bir süre sonra annesiyle babası ayrıldı. Annesi, yeniden evlendikten sonra bile aile geçimlerini sağlamakta zorlanıyordu. Baker, ilkokula giderken annesinin mazbut gelirine katkıda bulunmak için beyaz ailelerin evlerini temizliyordu ve onların çocuklarına bakıyordu.

14 yaşındayken evi terk etti, ilk eşiyle tanışıp evlendiği, dans hareketlerini ve gösteri rutinlerini öğrenmeye başladığı Old Chauffer’s Kulübü’nde garsonluk yaptı. 15 yaşındayken boşandı ve ikinci kocasının soyadını alarak tekrar evlendi. Baker, St. Louis’deki Booker T. Washington Tiyatrosu’nda yerel sokak müzisyenleri The Jones Family Band ile beraber yaptığı komedi programlarıyla ilk sahne deneyimini edindi. Ayrıca gösteri yapan Dixie Steppers adında tamamen siyahilerden oluşan bir dans grubu da vardı. Baker, kendisini kostümcü olarak işe alan menajeri etkileyerek bir yıl boyunca o grupla şehri dolaşıp dansçıların gardıroplarıyla ilgilenirken aynı zamanda onların dans rutinlerini ezberliyordu. Koro kızlarından biri sakatlandığında Baker memnuniyetle onun yerini almıştı. Artık dans etmek istediğine ikna olan Baker, tamamen siyahilerden oluşan ve bir Broadway gösterisi olan “Shuffle Along” yapımına katılmak için ikinci kocasını terk edip New York’a taşındı.

Bir kez daha, koroya katılmak için bir fırsat yakalayana kadar kostümcü olarak çalıştı. Baker, dans ederken etrafta dolaşarak tüm  ilgiyi üstüne çekiyordu ve gösteri 1923’de sona erene kadar gösteride yer aldı. Çok geçmeden, La Revue Nègre adlı yine siyahilerden oluşan ve Paris’e yönelen bir gösteri için işe alındı.

Paris ve Caz Çılgınlığı

1925 yılında Paris bir caz çılgınlığının ortasındaydı ve Fransız seyirciler Afrika kökenli Amerikalı müzisyenler, performansçılar ve sanatçılar tarafından büyülenmişti. La Revue Nègre, caz ve blues müzisyenlerini sahneye çıkardı, step ve Charleston dansını tanıttı, ayrıca abartılmış orman temalarıyla Fransız klişeleri taleplerine de cevap verdi. Baker’ın “Vahşi Dans” gösterisi için, Baker ve erkek partneri simgesel olarak yerleştirilmiş birkaç tüy dışında hiçbir şey giymiyordu.

Bu gösteri -özellikle erkek- seyircileri çıldırttı ve Baker aniden bir yıldız oldu. 1926 yılında, daha 20 yaşındayken, La Revue Nègre ile sözleşmesini Folies-Bergère Tiyatrosunda kendi gösterisinde yer almak amacıyla bozdu. İşte burada en meşhur performansı olan, seyircilere doğru eğimli bir aynanın üstünde, belini saran 16 saten muz dışında hiçbir şey giymeyerek dans ettiği “Muz Dansı”nı sergiledi. Bu performans onun süperstar statüsünü pekiştirdi. Mary Pickford, Gloria Swanson gibi ekran kraliçeleri kadar meşhur oldu ve Avrupa’nın en çok para kazanan şovmeni oldu.

Amerika Birleşik Devletleri’nde ırkçılık ve ayrımcılığın olması Afrika kökenli Amerikalıların, Amerikan toplumunda kabul görmesine engel oldu ama Baker, Paris’i bütünleşmiş ve hoşgörülü buluyordu. Paris’te, Pablo Picasso, e.e. cummings, Jean Cocteau ve Ernest Hemingway gibi kültürel mevki sahiplerini kendine hayran ederek şehrin sanatsal ve edebi elit tabakasıyla hemen arkadaş oldu. Baker, kendi gece kulübü olan “Chez Joséphine”i açarak Parisli statüsünü sağlamlaştırdı. Daha sonra iki yıllık bir dünya turu yapmaya girişti ama 1936’da Baker, “Ziegfield Follies” gösterisine katılmak için ABD’ye geri döndüğünde, ona gösterilen düşmanca tavırlar karşısında şok oldu. Seyirciler ve basın, boyun eğmeyen ve yakıştırılan rollere uymayan siyahi bir kadını kabul etmedi. Baker, kızgın ve hayal kırıklığına uğramış bir şekilde Paris’e geri döndü.

İkinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde, Baker,  Mültecilerin şehir dışına çıkmasına yardım edip müzik notalarında görünmez mürekkeple yazılmış mesajlar taşıyarak Fransız Direnişi’ne katıldı. Askerleri eğlendirdi, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’da yardım amacıyla konserler verdi. Savaş bittiğinde tekrar Paris’e döndü ve Özgür Fransız Güçleri’nin deniz teğmeni Josephine Baker, Croix de Guerre madalyasını Fransız General Charles de Gaulle’den gururla kabul etti. Daha sonra performanslarına devam etti ve televizyon yayınları yapmaya başladı. Bir Fransız müzik grubu lideri olan Jo Boullion ile evlendi ve bu ikili Les Milandes adında bir kaleyi ve küçük bir köyü restore etme işine giriştiler. Baker, Les Milandes’ı bir turizm bölgesine dönüştürmek umuduyla oraya büyük miktarda para harcadı. Baker, kalenin masraflarını karşılayabilmek için tekrar ADB’yi turladı. Bu Amerikan ırkçılığına doğrudan karşı çıkmaya karar verdi ve ırk ayrımı yapılan seyircilere gösteri yapmayı reddetti. Büyük ölçüde başarılı oldu ve Siyahi İnsanların Gelişmesi İçin Ulusal Birlik kurumu, onun bu çabalarını fark etti ve 20 Mayıs’ı Josephine Baker Günü ilan etti. Nihayet Baker ve Boullion mutlu bir şekilde farklı etnik kökenlerden kimsesiz çocukları evlat edinmeye başladı. Sonunda 12 çocuktan oluşan bir aile kurdular ve Baker bu aileye “Gökkuşağı Kabilesi” adını verdi.

1963 yılında, 57 yaşındayken, Baker, vatandaşlık hakları yürüyüşünü ve Dr. Martin Luther King’i desteklemek için Washington DC’ye  uçtu. New York, Carnegie Hall’da ayakta alkışlarla karşılandı. Fakat Fransa’ya döndüğünde, Baker, Les Milandes’a destek olmakta zorlandı. Fransız hükümetinin haciz getirmesi ve Baker’ın borcunun ödenmesi için arsanın satılması sonucunda Boullion’la evliliği de sona erdi. 9 Nisan 1975’de Baker, kendi hayat hikayesini anlatan bir gösteri ile son geri çıkışını yaptı. Gösteri, Paris’te övgüler alarak açılmıştı ancak ertesi gün Baker bir felç geçirdi ve hayatını kaybetti.

Baker’ın üne ulaşma ve Amerikan seyircileri tarafından takdir görme çabası, Phyllis Rose’un Jazz Cleopatra: Josephine Baker in Her Time [Ç.N. Caz Kleopatrası: Kendi Zamanında Josephine Baker] kitabında kağıda geçirildi. Vatandaşlık haklarına tükenmez desteği, çağdaşlarının çoğundan erken başlamış ve daha uzun ömürlü iken, Baker’ın yaratıcı ve güçlü performansları caz çağının somut örneği oldu.

 

Çevirmen: Serena Yumurtacı

Kaynak: Black History Now

Leave a comment