Korkak Robert  Ford’un Jesse James Suikasti, haydutu kendi efsanesine saplantılı bir adam olarak gösteriyor. Peki o gerçekte nasıl biriydi?

Oscar Wilde 1882’de arkadaşına yazdığı bir mektupta şakayla karışık “Amerikalılar kesinlikle kahramanlara fazlasıyla tapıyorlar ve kahramanlarını her zaman suçlu sınıfından seçiyorlar.” şeklinde iğnelemiştir. Wilde bunu Jesse James’in çoktan ürkütücü ganimet avcıları tarafından yağmalanan evine vardıktan sonra yazdı. Ancak Wilde, James’in malikanesine gidecek kadar büyülenmiş görünüyordu.

Brad Pitt’in Jesse’yi canlandırdığı Korkak Robert Ford’un Jesse James Suikasti, haydutu kendi efsanesine saplantılı bir adam olarak gösteriyor. Jesse James, Billy the Kid’in yanı sıra belki de Eski Batı’nın en iyi bilinen kanun kaçaklarındandır. Ama bu Jesse James kimdi ve kahraman mıydı?

Jesse ve kardeşi, Brad Pitt’in de büyüdüğü Franklin/Missouri’de büyüdüler. Amerikan İç Savaşı sırasında Jesse’nin Missouri’de köleleri ve bir de tütün çiftliği olan üvey babası Dr. Reuben Samuel, konfederasyon gerillalarını arayan birlik tarafından dövülüp asılmış fakat ölmemişti. Kısa bir süre sonra 1864 yılında Jesse James, Quantrill’in Akıncıları adında bir gruba katıldı ve sonra acımasız Kanlı Bill Anderson emrinde görev yaptı.

Savaşın sonunda çatışma Missouri’de devam etti ve Pusucular olarak da bilinen birçok eski konfederasyon gerilla grubu dağılmayı reddetti. Aralarında Jesse ve kardeşi Frank de vardı. 1866’da James kardeşler ve diğer eski askerlerden oluşan bir çete ilk bankalarını soydular. Jesse, bankayı topraklarının tapusunu geri alabilmek için soyduğunu iddia etti fakat aynı zamanda masum bir görgü tanığını kasten vurmuştu.

Birkaç banka soygunundan sonra, James kardeşler ve suç ortakları Core Younger basında ün kazandı ve Pinkerton Ulusal Dedektif Ajansı’ndan ajanlarla silahlı çatışmadan paçayı kurtardıktan sonra Jesse, Kansas City Times gazetesi ile yazışmaya bile başladı.

James bir mektubunda kardeşinin ve kendisinin Kuzey’deki Cumhuriyetçi basın tarafından rahat bırakılmadığını yazdı. “Ama yozlaşmış Radikal Demokrasi Partisi’nin benim hakkımda ne düşündüğü umrumda değil…Benim hırsız olup olmadığımı düşünmeleri umrumda değil”

Batı tarihi uzmanı olan New Mexico Üniversitesi profesörü Richard Etulian’ın bana açıkladığına göre Jesse James savaştan eve döndüğünde “memleketi Missouri’yi savaşta olduğu gibi çatışmalarla dolu bir halde buldu.” Ne var ki barış içinde yaşamaya çalışmak yerine “Güney’i, en azından güneyli sempatizanları, çoktan kaybettikleri savaşı kaybetmekten alıkoymaya çalışan akıncılarla yoluna devam etti. Bankalar ve demiryolları nefret ettikleri kuzeylilerin sembolü haline gelmişti.”

Tren soygunlarına geçtiğinde Jesse James, 15’e yakın insanı vurmasına rağmen, hiçbir zaman yolcuların parasını almadığı, sadece kasayı aldığı için batılı Robin Hood olarak ün kazandı.

Eric Hobsbawn’ın Bandits [Ç.N. Eşkıyalar] adlı kitabında öne sürdüğüne göre Robin Hood, “halkın eşkıyası” konsepti, kargaşa zamanlarında ortaya çıkar ve “zayıf, ezilen ve aldatılanların özgürlük, kahramanlık ve adalet rüyası için evrensel özlemini” yansıtır. Çoğu tarihçinin Jesse James’i tam bir halkın eşkiyası olarak görmesine karşın diğer bir görüşe göre onun James-Younger Çetesi modern teröristlerin atalarıydı.

Professor Etulian gibiler de “Jesse James’in iç savaşa yol açan büyük çatışmanın bir ürünü olduğunu” ve onun bu bağlamda görülmesi gerektiğini düşünüyorlar.

Professor Erulian ayrıca James’in köleliği korumak için savaşıp savaşmadığına odaklanmanın yanlış olduğuna inanıyor ve diyor ki “Jesse James köleliği de içeren güneyli yaşam tarzını savunuyordu. James, o yaşam tarzı için ve o yaşam tarzına tehdit olarak gördüğü şeylere karşı savaşıyordu.”

Ama gerçekten, denklemden köleliği kaldırdığınızda, bu “güneyli” yaşam tarzına has ne vardı?

 

Çevirmen: Ayşe Kütük

Kaynak: The Guardian