Japonya’nın acımasız “seks köleleri” tarihi

Japonya’nın acımasız “seks köleleri” tarihi

Japonya, 1932-1945 yılları arasında Kore, Çin ve işgal altında olan diğer ülkelerdeki kadınları askeri fahişeler olmaya zorlamıştı. Olay gerçekleştiğinde, Lee Ok-Seon ailesinin ayak işlerine bakıyordu: bir grup üniformalı arabadan fırladı, ona saldırdı ve onu araca sürükledi. Arabayla uzaklaştıklarında, ailesini bir daha asla göremeyeceğine dair hiçbir fikri yoktu.

Sadece 14 yaşındaydı.

O uğursuz öğleden sonra vakti, Lee’nin günümüzde Güney Kore’nin bir şehri olan Busan’daki hayatının bir daha geri dönmemek üzere sona erdiği andı.

Gencecik kız, Japon işgali altındaki Çin’de, Japon askerlerine hizmet veren bir genelev olan “rahatlama istasyonuna” götürülmüştü. Orada, 1932-1945 yılları arasında Japon imparatorluk ordusu tarafından zorla fuhuşa maruz bırakılan on binlerce “seks kölesinden” biri haline gelmişti.

Kadınların imparatorluk Japonya’sı için cinsel köleliğe zorlanmasının üzerinden neredeyse bir yüzyıl geçti, ancak Japonya’da ve bir zamanlar işgal ettiği ülkelerdeki köleliklerin ayrıntıları acı verici bir şekilde ve siyasi olarak bölücü olmaya devam ediyor. Kadınların bunun karşısında zorla boyun eğdirilmesiyle ilgili kayıtlar yetersiz; hayatta kalan çok az kişi var ve “seks kölelerinin” tahminen yüzde 90’ı savaştan sağ çıkamadı.

Askeri genelevler 1932’den beri Japon ordusunda var olmasına karşın, Japonya İmparatorluğu’nun genişlemesi, Çin Cumhuriyeti’ni ve Asya’nın geniş bir bölümünü ele geçirme girişimindeki en kötü şöhretli olaylardan biri olan “Nanking Katliamı” sonrasında gerçekleşti. 13 Aralık 1937’de Japon birlikleri, Çin’in Nanking kentini esasen yok eden altı haftalık bir katliama başladı. Katliam boyunca, Japon birlikleri 20.000 ila 80.000 Çinli kadına tecavüz etti.

Kitlesel tecavüzler dünyayı dehşete düşürmüştü ve İmparator Hirohito bu olayın Japonya’nın imajı üzerindeki etkisi hakkında endişeliydi. Hukuk tarihçisi Carmen M. Agibaynot’un belirttiğine göre, daha fazla zulmü önlemek, cinsel yolla bulaşan hastalıkları azaltmak, Japon askerlerinin cinsel isteklerini tatmin edecek sabit ve izole bir seks işçisi grubu sağlamak amacıyla İmparator Hirohito orduya, sözde “rahatlama istasyonları” veya askeri genelevlerini genişletmesini emretti.

Kadınları genelevler için çalıştırmak, onları kaçırmak veya zorlamak anlamına geliyordu. Kadınlar, Japon işgali altındaki bölgelerin sokaklarında bir araya getirilip bakım ünitesi veya iş olduğunu düşündükleri yerlere gitmeye ikna edilmişler ya da ebeveynlerinden sözleşmeli hizmetçi olarak satın alınmışlardı. Bu kadınlar Güneydoğu Asya’nın her yerinden gelmişlerdi, ancak çoğunluğu Koreli veya Çinli kadınlar oluşturmaktaydı.

Kadınlar genelevlere gittiklerinde, onları tutsak edenler tarafından acımasızca, insanlık dışı koşullar altında cinsel ilişkiye girmeye zorlandılar. Her kadının deneyimi farklı olsa da bu duruma maruz kalanlar birçok benzerliğe sahip: savaşlardan önce artan tecavüzler, acı veren fiziksel ağrı, hamilelikler, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve kötü koşullar.

Lee, 2013’te Deutsche Welle’ye verdiği röportajda, “Burası insanlık dışı bir yerdi,” demişti. Diğer kadınlar gibi o da esir alan kişiler tarafından tehdit edilmiş ve dövülmüştü. 1943’te hayat kadını olmaya zorlanan Filipinli Maria Rosa Henson, “Asla dinlenemiyordum,” demişti. “Benimle her dakika cinsel ilişkiye giriyorlardı.”

II. Dünya Savaşı’nın bitmesi, ne yazık ki Japonya’daki askeri genelevlerini sona erdirememişti. 2007’de Associated Press muhabirleri, Birleşik Devletler makamlarının savaş bittikten sonra “rahatlama istasyonları”nın faaliyet göstermesine izin verdiğini ve 1946’da Douglas MacArthur bu düzene son verdirene kadar genelevlerde on binlerce kadının Amerikalı erkeklerle cinsel ilişkiye girdiğini keşfettiler.

O zamana kadar 20.000 ila 410.000 kadın en az 125 genelevde köleleştirilmişti. 1993 yılında, BM’nin Kadınların İnsan Hakları İhlallerine Dair Küresel Mahkemesi, II. Dünya Savaşı’nın sonunda, “seks kölelerinin” yüzde 90’ının öldüğünü tahmin ediyordu.

Bununla birlikte, II. Dünya Savaşı bittikten sonra, sistemle ilgili belgeler Japon yetkililer tarafından imha edildi. Bu nedenle sayılar, tarihçilerin çeşitli mevcut belgelere dayanan tahminlerine göre ortaya konmuştur. Japonya, II. Dünya Savaşı’ndan sonra yeniden inşa edilirken, kadınları köleleştirme hikayesi, geçmişteki insanların unutmayı tercih edeceği hoşa gitmeyen bir iz olarak önemsizmişçesine lanse edildi.

Bir diğer taraftan, cinsel köleliğe zorlanan kadınlar toplumsal olarak dışlanmıştı. Bu kadınların birçoğu, acımasız Japon askerlerinin cinsel yolla bulaştırdığı enfeksiyonlar veya bunun gibi durumlar yüzünden ölmüş, diğerleri ise intihar etmişti.

Onlarca yıldır, “seks kölelerinin” tarihi belgelenmemiş ve araya kaynamıştı. Japonya’da tartışıldığında bu konu, “rahatlama istasyonlarının” hiçbir zaman var olmadığını ısrar eden yetkililer tarafından reddedildi.

Daha sonra, 1980’lerde bazı kadınlar hikayelerini paylaşmaya başladı. 1987’de, Güney Kore Cumhuriyeti liberal bir demokrasi haline geldikten sonra, kadınlar çektikleri çile hakkında açık açık konuşmaya başladı. 1990 yılında, Güney Kore bir Japon yetkilinin olayları inkâr etmesini eleştirdiğinde, bu yayın uluslararası bir tartışmaya dönüştü.

Sonraki yıllarda, daha fazla kadın ifade vermek için çıkageldi. 1993’te Japonya hükümeti zulmü nihayet kabul etti. Ancak o zamandan bu yana, mesele anlaşmazlıklar doğurmuştu. Japon hükümeti nihayet 2015’te hayatta kalan Koreli “seks kölelerine” tazminat vereceğini açıkladı, ancak konu gözden geçirildikten sonra Güney Kore daha güçlü bir özür talep etti. Japonya kısa süre önce, bu konunun geçmişte olduğu kadar güncel olarak da dış ilişkiler sorunu olarak devam ettiğini gösteren bu talebi kınadı.

Bu arada, Japonya tarafından cinsel köleliğe zorlanan birkaç düzine kadın hala hayatta. Bunlardan biri, Japon hükümetinden özür alma arzusu doğrultusunda sesini duyuran, hayatta kalmayı başarmış 90 yaşındaki Yong Soo Lee. Washington Post’ta 2015’te verdiği röportajda, “O adamlarla asla cinsel ilişkiye girmek istemedim,” diye belirtti. “Nefret etmek veya kin tutmak istemiyorum, ama başıma gelenleri asla affedemem,” dedi.

Çevirmenin notu

*Nanking Katliamı: 1937’de Çin Cumhuriyeti’nin dönemin başkenti Nanking’in Japon İmparatorluk Kara Kuvvetleri tarafından ele geçirilmesi sırasında ve ardında yaşanılan katliam ve tecavüz olaylarıdır. Altı hafta süren olaylar yaklaşık 300.000 kadar sivil ve silahsız askerin ölümü ve 20.000-80.000 kadar kadının tecavüze uğramasıyla sonuçlanmıştır.

Yazar: Erin Blakemore

Kaynak: History

Çeviren: Deniz Er

Düzenleyen: Kübra Kavasçinay

Leave a comment