IV. Türk yazarların Bulgarcaya ve diğer dillere çevirisi

IV. Türk yazarların Bulgarcaya ve diğer dillere çevirisi

         Bu tür çevirilerin sayısı oldukça azdır, ara bir dilden yapılan çeviri olmaktan ziyade, yer geldiğince özgün dili Türkçe olan çeviriler Türk yazarlar tarafından farklı dilde yazılmıştır. Kaynakça hazırlama esnasında buna benzer dört başlıkla karşılaştım: İngilizce çevirisi “Osmanlı İmparatorluğu Klasik dönem 1300-1600” (2002-2006) Halil İnalcık ve en çok kazananların başında gelen Elif Şafak “Aşk” (2010), Almancadan çevirisi “Leyla” (2008), Feridun Zaimoğlu ve Fransızcadan çevirisi “Ölmüş Prensin Adına” sultan torun Kenize Murad” (2008).

Çevirilerin orijinali Türkçe olsa da yayıncı grubu, daha çok yaygın dillerden yapılan çevirilerden yararlanmaktadır. Genellikle bu İngilizcedir. Yurt dışında da tanınan isim olan Serdar Özkan’ın iki romanı “ Kayıp Gül” (2008) ve “Çiçek Adasının Yakınlarında Saklı Umut” (2010) “BD/BARD” yayıncı aracılığıyla yayımlanmıştır.

İşin aslı birkaç farklı şekilde açıklanabilir, yalnızca bu Türk yazarların çevirileri için değil, muhtemelen tümü için geçerlidir. Genellikle Bulgar yayıncı grupları özgün bir dilden çeviri yapan çevirmeni bulmakta zorlanır ve daha çok yaygın bir dilden (İngilizce gibi) yararlanmayı tercih eder. Diğer bir olası açıklama ise, çevirinin özgün dilden değil de, farklı bir dilden tercüme inisiyatifi üzerine olmasıdır.

  V. Türkçeden Bulgarcaya Çeviri Yapan Çevirmenlerin Çalışma ve Eğitim Koşulları

     Son yıllarda Bulgaristan’da Türk edebiyatına olan ilginin artmasıyla Türkçeden yapılan çeviriler büyük bir patlama göstermiştir. Bu vaka, bu tür çevirilerinin Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı’nın maddi desteğiyle “TEDA” kurumu tarafından katalize edilmektedir. Yayınlanması için onaylanan çok sayıda konu başlıkları, az sayıda profesyonel ve çok sayıda yeni başlayan çevirmenlerin arasındaki dağılım, Türkçeden gelen çeviri talebinin yoğunluğu tüm bunlar çeviri talep ve arz dengesizliğine yol açmaktadır. Dengesizlik sonucu, hem pozitif hem de negatif durumundan kaynaklanmaktadır. Olumlu yönü şöyle özetlenebilir: Standart sayfa başına çeviri maliyeti (boşluklar dâhil 1800 karakter) Türkçeden yapılan çeviriler en çok kullanılan çevri dillerine (İngilizce, Fransızca, Almanca ve Rusça) göre daha yüksektir. Yeni başlayan çevirmenlere ve yayıncılara yol gösterecek kayda değer bir tutum bulunmadığı elbette vurgulanmaktadır. Bu duruma karşı hiç tepki gösterilmemiştir, çünkü fiyatların son derece geniş kapsamlı olması (bu zaman farkı olarak da ifade edilir) ve fiyat aralığından yararlanıldığından kaynaklanmaktadır. Çevirmenler, iki farklı sözleşme imzalarlar bunlardan biri, gerçek maliyeti ve ikincisi ilgili yayıncı kuruluşa destekleyici olmaktadır. Bu “uzlaşma”, öncesinde taraflar arasında yayın adına görüşülüp anlaşılmaktadır, çünkü metotlar genellikle yayımlanması planlanan kitapların çevirilerinin bütçelerinden yalnızca birine destekleyici olunabilmektedir. Belirlenen çeviri listesinin maliyeti ideal olan fiyatın üstünde olduğu takdir de, mantıken yayıncılar da bu tür desteklemelere başvuru yapma gereği duymaktadır. Onayı verilen ürünün fiyatı, çevirmen tarafından belirlenen ve öngörülenlerin tümüne tahsis edilir. Herhangi bir finansal risk almayan yayıncı, maddi desteği aldığı andan itibaren zaten net bir kârdadır, yani tüketime hazır ürünün sadece satışını artırır. Sübvanse edilen çevirilerin sansürlü yüzdeliği de açıklanmaktadır. Yayınlanan çeviriler, oluşabilecek tehlikenin gerçekleşmesinin ardından alıcıya ulaşamamaktadır, bu da yapılan satışların masrafını karşılayamamaktadır, diğer bir ifade ile resmen “negatif” olarak nitelendirilir bu olgu. Bir diğeri ise, bir çeviri “en çok satan” olduğunda, yayıncılar çevirmene ek bir kâr payı ödememektedir. Çevirmenin gerçekleştirdiği satışın yüzdesi, yalnızca sözleşmede mevcut olan madde de yer almaktadır. Böyle olsa bile, tercüman ne bu para dolaşımını mekanizmasını ne de satış sayısını kontrol etme mekanizmasına sahiptir. Çeviri ürünlerinde arama yapma ve telif hakkı sağlama konusunda herhangi bir uygulama yoktur.

Bu araştırmanın genel kaynağına bakıldığında, Türkçeden Türkçeye çeviri yapan çalışanın (aşağıda alfabetik olarak listelenmiştir) sayısı 90’dır.

A:  Aziz Celil, Aziz Şakir Taş, Ayser Ali, Aytyan Delihüseyinova, Aleksandır Vezenkov, Ali Hayraddin, Alina Karahanova, Ahmed Yurukov, A. Apostolov.

V: Vasvi Tasimov, Velat S.Ahmed, Vera Perostiyska, Violeta Buzeva

G: Gülhane Kıvanç, Gülçin Çeşmecieva

D: Daniela Deniz, Daniela Trifonova

E: Evgeniy Raduşev, Ekaterina Solintseva- Nakova (Rus), Emanuela İvanova, Emilia Draganova (Alman),  Emiliya Karahanova Emiliya L. Maslarova (İngiliz), Emiliya Slavkova, Erdal Ova, Emine Bayraktarova, Elena Mirçeva, E.Hakova

J: Jana Jelyazkova

Z: Zeynep Zafer, Züleyha Haci

İ: İzzet Calev, İmren Tahsinova, İrina Sariova, Yordanka Bibina, İ. Georgiev

Y:  Yordanka Kolarova

K: Kadriye Cesur, Kalina Aleksandrova, Katya Hikolova

L: Lilyana Anastasova (Fransızca)

M: Manuela Daskalova, Margarita Dobreva, Mariana Hristova (İngiliz), Maria Begova, Maria Kalitsin, Maria Neykova, Maya Dimitrova, Memiş Merdan, Menyant Şukrieva, Mehmed Antovski, Mehmed Ömer, Mirela Hristova (İngilizce),  Mustafa Haci, Müjden Mehmedova, Milka Alipieva,

N: Nahide Deniz, Necatin Uzunova, Nesrin İsmail, Nikola Robev, Nikolay Tsonev,   N.Mirçeva

P: Panayotka Panayotova, Paulina Anastaova, Paulina Mateeva, P. Çolakov

R: Rangel Stamenov, Rozia Samuilova, Rüstem Aziz Karakurt, Rüstem Aziz Mümin

S: Sabahaatin Bayramov, Salih Halil, Sami Nuri, Svetlana Grigorova, Svetlozara Kostova, Seycan Karani, Silviya Dimitrova, Süleyman Sıbev, Süleyman Hafız

T: Tana Vironova (İngilizce)

F: Filip Horozov

H: Hayriye Süleymanoğlu Yenisoy, Hasine Şen, Hubavinka Filipova, Hüseyin Mehmed Hoca, Hüseyin Mevsim

Ş: Şevket Feyzulla Karasüleyman (Eski Türkçe)

Ö/Ü: Yulia Kirilova

Ya: Yaşar Abdulselyamoglu.

Son 22 yılın önceki sosyalist yıllardan farkı, Türk çevirmenlerin, Türkçeyi yeniden inşa edebilme imkânına sahip olmasıdır. Bunların arasında da gerektiğinde hem dil bilgisini geliştirebiliyor olmaları hem de bazı metin yazarları ve çevirmenleri tanışma imkânına sahip olmalarıdır.

Profesyonel çevirmenler, Bulgaristan’da bunun temel eğitimini almaktadır. Sofya ‘Kliment Ohridski’ Üniversitesi, geçenlerde Türkoloji bölümünün 50. yıldönümünü kutladı. Şu gerçek ki, 20 yıllık dönem içinde doktorasını tamamlamış çalışan çevirmen sayısı diğerlerine nadiren daha fazladır.

Arabulucular

    Bulgaristan’da Türk edebiyatının yaygınlaşmasına ve diğer tüm etmenlerden fazla katkısı olan, tartışmasız ki, en büyük aracılık eden Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “TEDA” projesidir. (Edebî alandaki çevirilerde adı geçen kelimeler) Proje’nin web sitesinde yayınlanan 26 yıllık sonucuna göre, Bulgaristan, onaylı ve yayınlanması planlanan 81 kitap ile Almanya’dan sonra gelen ikinci ülke olarak yer alır. Yıllara göre ayrılmıştır: 2006-10, 2007-17, 2008-24, 2009-11, 2010-19.

Tablo 4: 2005-2010 dönemi için “TEDA” projesine katılan ve projenin onayladığı sayılar ve en aktif olan 6 ülke.

NÜLKE200520062007200820092010TOPLAM
1ALMANYA3136941165147
2BULGARİSTAN101724111981
3İRAN213143436
4MISIR13105533
5ABD14254631
6FRANSA154611330

Baskı onayını alan 2’den fazla başlık vardır. Yayıncılar sırasıyla, “Steno”- 8, “Evrensel Medya’nın Merkezi”- 8, “Yay”- 8, “Janet 45”- 7, “Letera” ve “ Unikorp”- 6 ve üzeri, “Emek”- 4, “ Tek boynuzlu”, “ Paradoks”, “Hermes” ve “Riva” – 3 ve üzeri ve diğerleri.

“TEDA” programını ve onun avantajlarını tanıtan Bulgar yayıncılar için en büyük değim, bu araştırmanın sonunda sık sık adı geçen avuç dolusu çevirmeni kaynakçada referans olarak göstermektir.

Değerlendirmeler ve Öneriler

Çevirilerin niteliği

         Son 20 yılda çeviri geleneğini ciddi bir şekilde ihlâl eden olumsuzluklar, yapılan orijinal çevirilerden sonra editörlerin yetersizliğidir. Eski resmi yayıncıların çöküşünden sonra kaliteli editörler kitap piyasasında kelimenin tam anlamıyla bir “çöküş” yaşadı ve eksiklikleri günümüzde hâlen hissedilmektedir.

Yayıncı kitlesi ya para tasarrufu yaptıkları ya da aile tarafından işletilen küçük bir ekip ile çalıştıkları için editör olmadan çalışmaktadırlar. Bazı büyük yayıncı grupları da, editörlerin düzenleme konusunda zayıflıkları belirtilmiştir.

Son yıllarda isimleri çoğunlukla nesir çevirmeleri olarak bilinen ve aynı grupta yer alan (50’den fazla isim) ve aynı grupta yer almayan Türk çevirmenler grubundan bahsetmiş olduk. Bazı yayıncı kuruluşları, Türk kökenli çevirmenler için, iyi bir düzeyde dile hâkim olduklarını tanımlayarak onlara çevirmen unvanını vermektedir. Yalnızca dil hâkimiyetine sahip olması değil, çeviri becerisi ve kabiliyeti de olmalıdır. Dolayısıyla bu, bazı çevirmenler için “çarpıklıklara” yol açabilir. Çünkü çevirmen, Bulgarcaya tamamen hâkim olmadığı için, kelimenin tam anlamını ve ifadeyi vermesi önemlidir.

Bu nedenle, sadece basit hatalar değil, aynı zamanda anlaşılmaz ifadeler ve kelime fazlalıkları oluşmaktadır. Nihai sonucunda tatmin edici bir çeviri ürünü elde edilir.

Çoğunlukla daha küçük yayınevleri, çeviri sanatında iyi olan ve çevirmen bilgisine sahip olan isimlere ödeme yapmayı göze alamazlar, daha çok tanıdıkları ve daha az deneyime sahip olan çevirmenlere yönelirler. Bu analizlere söz konusu olan bazı çeviri başlıkları, önce çok sorun olanlarını ve gerekli olanlarını ele alınmasını açıkça belirtmiştir.

Referanslar

     Daha üst düzeyde çeviri kalitesi elde etmek için, onları finanse eden kurumlar yayıncı faaliyetleri üzerinde daha etkili bir kontrol uygulaması sağlamalıdır. Olası usulsüzlüklerde kendi dillerindeki uzman dil adamlarına istişare edilerek “üretim hataları” tespit edilmelidir. Alışa gelmişliğin ötesinde olduğu takdir de ise, diğer yayıncılara yönlendirme desteği sağlanmalıdır.

Çeviren: Emre Karataş

Düzenleyen: Ceren Berk

Leave a comment