İskandinav mitolojisinde cüceler ve elfler

İskandinav mitolojisinde cüceler ve elfler

İskandinav mitolojisi, popüler folklora ve günümüz fantezisine muazzam katkılarda bulunmuştur. Elfler ve cüceler, her yerde karşımıza çıkan bu unsurlardan sadece ikisidir. Günümüzde “elf” kelimesi insanların aklına Noel Baba’nın yardımcılarını, “Elf on the Shelf” i ya da ‘Yüzüklerin Efendisi’’ni getirebilir. Ancak gerçek elfler ve cüceler, ne Viktorya dönemi hikâye kitaplarındaki “küçük topluluk”, ne de modern savaş ve büyücülüğün diğer insansı ırkıydı. Vikinglere göre onlar; dünyanın geçmişinde, bugününde ve geleceğinde önemli rol oynayan doğaüstü varlıklardı. Bu makalede Viking elfleri (ışık ve kara) ve cüceleri hakkında bildiklerimiz ve bilmediklerimiz ele alınmıştır.

metin, memeli, birkaç içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

Elfler- genel bakış

Elfler (Eski Norsçada tekil olarak álfr ve çoğul olarak álfar) destanlarda ve Eddic şiirinde çokça yer alır. Buna rağmen, elfler belki de İskandinav efsanelerindeki en gizemli karakterlerdendir. Günümüze kadar ulaşan kaynaklar, “güneşin kendisinden çok göz almaları” dışında elflerin neye benzediğine dair bize pek bir açıklama sunmamaktadır. Elflerin neye benzediğine dair en iyi ipuçlarından bazıları, onları doğayla yakından bağlantılı olarak tasvir eden Eddic şiiri Alvíssmál ‘dan (Bilge’nin Sözleri) gelir. Elfler konseyde ve savaşta tanrılara katılırlar. Eddic şiir Lokasenna’ da (Loki’nin Kavgası) belirtildiği gibi, tanrıların yanında sevgilileri olarak yer alırlar ve içerken onlara eşlik ederler.

Elfler ne kadar kutsal?

Elflerden genellikle tanrılarla birlikte bahsedilir, bu da bazı akademisyenlerin elfler ve tanrıların eşanlamlı olduğu varsayımını ortaya atmasına yol açmıştır. Örneğin, Eddic şiir Vǫluspá ‘nın (Kâhin Kadının Şarkısı, Samuel Zinner’in çevirisi, 2016) 49. dizesi şöyledir:

Æsir’in başına ne gelir?  Elflerin başına ne gelir?
Tüm <Tanrı> Diyarı çabalar, Æsir divandadır,

Dağların bilge koruyucuları Cüceler,

Taş kapıların önünde feryat eder,

Ancak çoğu uzman bunun kesin bir ilkeden ziyade teorik bir şiirsel eğilim olduğunu düşünmektedir (ne de olsa İskandinavlar katı ilkelere pek önem vermezlerdi). Aliterasyon Eski İskandinav şiirinin temelidir ve Aesir ile Álfar da iyi aliterasyon yapardı.

Diğer kaynaklar, tanrılar ve elfler arasında net bir ayrım yapar. Örneğin, Skirnir’in Yolculuğu 18. dize (Larrington’ın çevirisi, 2014, s. 60):

Ben ne Elfler’den
Ne Aesir’in oğullarından
Ne de bilge Vanirler’denim

Bu sebeple, bilgisi olan insanların çoğunluğu elfleri aslında bir tanrıdan ziyade, daha çok yarı tanrı veya başka doğaüstü varlıklar olarak düşünmektedir.

Bununla birlikte, hasat zamanındaki Álfablót festivali sırasında (bir tür İskandinav Cadılar Bayramı), İskandinavlar elflerin gözüne girmek ve gazaplarından kaçınmak için adaklar sunardı. Ayrıca şifa ya da başka yardımlar için elflere kurban vermekten bahseden destanlar da bulunur.

Elfler ve ölüler

Elfler, tanrılarla ilişkilendirilmelerinin yanı sıra ölülerle de ilişkilendirilirler. Destanlarda, mezar höyüklerinin etrafındaki alanlar elfler tarafından lanetlenebilir. (İrlanda’daki eski mezar höyüklerinin Sidhe -Keltik elf muadili- diyarına açılan kapılar olması gibi-). Olafs Saga Helga‘da Olaf, atalarını defalarca elf olarak adlandırır. Ancak bunu gerçek bir elf soyundan geldiğine inandığı için mi yoksa ölmüş ruhlar ve elfler arasındaki ilişki nedeniyle mi yaptığı belirsizdir.

Viking kültüründe elflerin rolü

metin, kitap içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturuldu Elfler tüm tanrılarla ilişkilendirilse de özellikle Freyr ile bağlantılıdır. Vanir tanrısı Freyr, Aesir’e katıldığında hediye olarak Alfheim (elflerin diyarı) lordluğunu almıştır. Elfler ile bu erkeklik ve bolluk tanrısı arasındaki bağlantı, elflerin doğanın güçlerini temsil eden bereket ruhları olabileceği fikrini destekliyor gibi görünmektedir.

Alvíssmál (Bilge’nin Sözleri) şiirinde yer alan elf zihin yapısına ilişkin betimlemeler de elflerin bir tür doğa ruhu olduğu ya da bu kadim Şamanist gelenekten geldiği fikrini destekler görünmektedir.

Viking efsanelerinde elf tasvirleri

Günümüze ulaşan Viking efsanelerinde açıkça elf olarak adlandırılan karakter Demirci Völund’dur (ya da Wayland). Völundarkviða‘da bu karanlık ve gizemli karakter, bir insan kral tarafından yakalanıp sakat bırakıldığında karısını (şeklini değiştirebilen bir Valkyrie) aramaktadır. Kral ve kraliçe, Völund’un onları zengin edeceğini düşünür ama bunun yerine kurnaz elf onlardan ürpertici sadistlikte bir intikam alır. Völund’un becerisi ve ustalığı o kadar büyüktür ki, onu gerçek anlamda uçurup götürebilecek şeyler yapabilir. Şiir, Völund’un krala havadan sataşmasıyla sona ererken, kral ne kadar zarara uğradığını fark eder. Burada, Avrupa’daki elf hikayelerinde devam edecek motiflerden birini görüyoruz- onları es geçmeyin.

Bugün bile, “inme” terimi (hayati tehlike oluşturan nörolojik acil durum anlamında), elflerin gazaplarını çağıran birine saldırabilecekleri fikrinden gelmektedir. Benzer şekilde neredeyse her türlü kötü şans sık sık, daha sonraları Hristiyanların iblisler ve şeytanlarla bağdaştırdığı art niyetli elflerin işleyişine atfedilmiştir

Cüceler- zanaatkarlar, hediye bahşedenler ve büyü mimarları

İlgi odağından uzak durma eğilimi gösteren elflerin aksine, günümüze ulaşan Viking efsanelerinde çok sayıda cüce yer almaktadır. Thor’un çekici Mjolnir, Sif’in canlı altından saçları, Freyr’in sihirli gemisi Skidbladnir (cep boyutuna kadar küçülebilen), altın yaban domuzu Gullinborsti, Freyja’nın kehribar kolyesi Brisingamen, Odin’in sihirli bilekliği Draupnir ve sihirli mızrağı Gungnir gibi neredeyse tüm tanrıların silahları ve hususi eşyaları metin, kitap içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturuldu cüceler tarafından yapılmıştır. Cücelerin ve elflerin sihirli hediyelerin ustası olduğu fikri dünya folklorunda varlığını sürdürmüştür.
Cüceler ayrıca dev kurt Fenrir’i en sonunda bağlayabilecek zinciri bir kadının sakalı, bir balığın nefesi, bir dağın kökleri, bir kuşun tükürüğü ve bir kedinin ayak izleri gibi ulaşılmaz şeylerden yapmıştır.

Cüce Otr’un öldürülmesiyle Volsung hazinesi lanetli hale geldi ve bu hazineye sahip çıkan kahraman Sigurd’u yetiştiren de başka bir cüceydi. Tüm bu hikayelerdeki cücelerin çoğu, karmaşık kişilikleri ve dürtüleri olan iyi geliştirilmiş karakterlerdir.

Eddic şiiri Vǫluspá (Kâhin Kadının Şarkısı), düzinelerce cüceden isimleriyle bahseder. Hávamál (Yüce Olan’ın Sözleri) cücelerin isimlerini bilmenin bir bilgelik işareti olduğunu ve bir şekilde (belki de onları büyülerde çağırmak için) yardımcı olduğunu öne sürer.

Cüceler, cinsiyet ve ölüler

dövme, kara kalem içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturuldu Cüceler, dev Ymir’in cesedinden (yani topraktan ve kayalardan) kendi kendine üremişlerdir. Vǫluspá mecazen cücelerin Ymir’in etinden “kurtçuklar gibi” ortaya çıktığını söylerken, Snorri’nin Edda’sı bunu gerçek anlamıyla kabul eder. Her iki kaynak da tanrıların cücelerin şeklini düzelttiği ve onlara zekâ verdiği konusunda hemfikirdir. Kendiliğinden oluşmaları ve literatürde neredeyse tamamen erkek olarak temsil edilmeleri nedeniyle, birçok yerde cücelerin eşeysiz olarak ürediklerine inanılır. Buna karşılık, cüceler Dvalin’in Çocukları olarak anılır. Cinsel eylemlerde bulunabilirler (Freyja ve kolyesi Brísingamen’in hikâyesinde olduğu gibi). Ayrıca dişi cücelere dair en az bir ipucu (Eddic şiir Fafnismal’de) vardır; bazı küçük Norn’lar “Dvalin’in kızları” olarak adlandırılır.

Kısmen çağdaş olan Mabinogion’un Gal efsanelerinde “dişi cücelerden” bahsedilir ancak dişi cüceler, bunun açık açık belirtilebilmesi için oldukça enderdir. İlginç bir şekilde bu Gal efsaneleri, daha önce belirtildiği gibi elflerin ölülerle ilişkilendirildiği şekilde cüceleri de ölülerle ilişkilendirmektedir. Eddic şirri Alvíssmál’de (Bilge’nin Sözleri) Thor, cüce Alvis’e şöyle der: “Burun deliklerin neden bu kadar solgun? Geceni bir cesetle mi geçirdin?”

Cüce söylencelerinde daha fazla belirsizlik

Viking cüceleri hakkında belirsiz olan birçok şey daha var. Örneğin cüce Alvis (En Bilge), Thor onu şafak sökene kadar dışarıda kalması için kandırdığında taşa dönüşür (bazı İzlanda destanlarında trollerin yaptığı gibi), ancak tüm cücelerin böyle bir sorunu olmadığı görünür.

Elfler gibi cüceler de büyülü varlıklardır. Dört cücenin gökyüzünün dört köşesini tuttuğu öne sürülür (ancak güçle mi yoksa- daha büyük olasılıkla- kurnazca bir icatla mı, söylenmez). Bazı cüceler şekil değiştirebilir ve hayatlarının çoğunu su samuru, balık, ejderha ya da başka yaratıklar olarak geçirebilir. Köşeye sıkıştıklarında sert kayaların içine kaçabilirler.

Bir Viking cücesine güvenebilir misiniz?

Cüceler troller gibi kötü yaratıklar değildir- fakat yine de onlara karşı dikkatli olmak gerekir. Cüceler şiirlerde ve destanlarda genellikle açgözlü, kurnaz ve kindar olarak görünürler. Örneğin, iki cüce gelmiş geçmiş en bilge adam olan Kvasir’i öldürmüş ve Şiirsel Mead’ı yapmak için kanını balla karıştırmıştır. Kvasir o sırada onların misafiridir, bu yüzden İskandinav misafirperverlik tabusunu çiğneyerek işledikleri suç fazlasıyla iğrenç hale gelmiştir. Volsunga Destanı‘nda cüce Regin; Sigurd’u kendi kardeşini katletme görevini yerine getirdiğinde öldürmek niyetiyle yetiştirir. Aynı hikâyede cüce Andvari, sadece hazinesini çalan Loki’yi değil, hazinesine sahip olan herkesi ölümle lanetler. Bu yüzden Vikingler, bir cüceyle karşılaşmanın size muhteşem silahlar ya da büyülü hazineler kazandırabileceğine ama aynı zamanda ölüm ve keder de getirebileceğine inanıyordu.

Işık elfleri, kara elfler ve cüceler- ne kadar farklılar?

Tüm bu farklılıklardan, elflerin ve cücelerin Viking Çağı’nda yarı tanrılar veya doğaüstü yaratıklar olabileceği anlaşılmaktadır. Günümüz fantastik romanlarında olduğu gibi sadece alternatif ırklar değillerdir. Ayrıca farklı zaman ve mekânlarda, Vikingler’in arasında elfler ve cücelerle ilgili inançlarda çeşitlilik ve farklılıklar olduğu görülmektedir.

Ancak günümüze ulaşan kaynakların yakından incelenmesi başka soruları da beraberinde getirmektedir. Daha önce bahsedilen Vǫluspá “Cüceler Kataloğu”nda, Vindalfr (‘Rüzgâr Elfi’), Gandalfr (‘Asa Elfi’) ve Alfr (‘Elf’) gibi “elf” kelimesini içeren isimlere sahip birkaç cüce vardır. Freyr’in bir adı olan Yngvi’den de bahsedilmektedir (suyu daha da bulandırmak için). Peki, cüceler ve elfler iki farklı şey olmanın aksine bir şekilde örtüşüyorlar mı?

Snorri Sturluson (herkesten daha fazla günümüze ulaşmış Viking efsanesinden sorumlu olan 13. yüzyıl edebi dehası) bunu detaylandırmıştır. Yeni Edda‘da Snorri; elfleri “ışık elfler” (ljósálfar) olarak adlandırırken, cüceler için açıkça “cüceler” (dvergar), “kara elfler” (svartálfar) veya aynı anlamda dökkálfar ifadelerini birbirinin yerine kullanır. Örneğin Svartalfheim’da (Kara Elf Diyarı) cüceler yaşar. Ancak Snorri bu ikilemi açıklayan ya da bu terimleri bu şekilde kullanan tek kaynaktır.

Peki, o haklı mı? Snorri, atalarının 11. yüzyıl öncesi Pagan dünyası ile kendi 13. yüzyıl başı Hristiyan dünyasını uzlaştırmaya çalışan bir geçmişe sahiptir. Bu nedenle, ona bazen şüpheyle yaklaşılmalıdır. Bazı uzmanlar Snorri’nin ‘ışık elflerine karşı kara elfler’ ifadesinde bir tür ‘meleklere karşı şeytanlar’ zorlama ikilemi görmektedir. Ancak bu durum metinden anlaşılamamaktadır. Cüceler hiçbir zaman sadece kötü olarak tasvir edilmediği gibi, elfler de her zaman iyi olarak tasvir edilemez. Dolayısıyla, bu yorum bir olasılık olmakla birlikte, Snorri’nin elfler ve cüceler hakkındaki farklı inançlarını kendi zamanına kadar ulaşmış çok çeşitli söylencelerden harmanlıyor olması da mümkündür.

Viking efsanesi ve modern fantezide ışık elfleri ve kara elfler

Snorri, ışık elflerinin (ljósálfar) güneşten daha parlak olduklarını ve Alfheim (Freyr tarafından yönetilen) adlı astral bir bölgede yaşadıklarını bildirir. Kara elfler (svartálfar veya dökkálfar) “mürekkepten daha siyahtır” ve Svartalfheim adlı bir yeraltı diyarında yaşarlar. Snorri -az önce de belirttiğimiz gibi- bu kara elflerin cüceler olduğunu belirtirken, Tolkien’den başlayarak modern fantezi yazarları kara elfleri ayrı bir elf türü olarak tasvir eder ve cüceleri de ayrı tutarlar. Zindanlar ve Ejderhalar’ın yazarları (Vikinglere tamamen yabancı olmasına rağmen fantezide beklediğimiz katı yapının çoğunu birleştiren), kara elfleri yeni bir terim olan Drow şeklinde adlandıracak kadar ileri gittiler. Belki de Vikinglerin aklındaki bu olmasa da kara elflerin farklı bir varlık olarak keşfedilmesi yıllar içinde R.A. Salvatore’un Drizzt Do’Urden’i gibi çeşitli ilginç karakterler yaratmıştır. Herhangi bir İskandinav doğruluğunu tespit etmek kaynak eksikliği nedeniyle imkansızdır, ancak hikâye seven Vikingler muhtemelen efsanelerinin 1.000 yılın ardından hala ilham vermesinden memnun olurlardı.

Elfler ve cüceler kısa boylu muydu?

Viking efsanelerinde elflerin kısa veya ufak tefek olduğundan bahsedilmez. Völund karakteri insanlarla aynı ölçekte tasvir edilmiştir. Elfler, tanrıların sevgilileri ve savaş arkadaşları olduklarına göre onların da aynı ölçüde olmaları (ya da en azından olabilecekleri) akla yatkın. Ayrıca, cücelerden hiçbir zaman açıkça kısa boylu olarak bahsedilmez, bazen tanrılar ve insanlarla da fiziksel veya cinsel ilişkileri olmuştur.

Eski Norsça’da (Viking dili) “cüce boylu” anlamına gelen ve destan bağlamında tarif edilen kişinin kısa boylu olduğunu ima eden “dvergr of voxt” ifadesi vardı. Bu, Viking cücelerinin kısa boylu olduğuna dair güçlü, ancak belki de tek ipucudur (ve elbette elflere özgü olması gerekmez).

Peki, elflerin ve/veya cücelerin kısa boylu olduğu fikri nereden geliyor? Halkbilimciler arasında Geç Orta Çağ’dan Erken Modern Çağ’a kadar uzanan Hristiyanlık dönemleri boyunca doğaüstü yaratıklara ilişkin halk inançlarının bu yaratıkların giderek küçülmesini içerdiği kabul edilmektedir. Bu kültürel süreç bazen eksilme olarak da adlandırılır. Örneğin Kral Arthur efsanelerindeki (500-1250 civarı) uzun boylu, güzel perileri; Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası ‘ndaki (1596 civarı) Örümcek Ağı, Bezelye Çiçeği ve Hardal Tohumu ile karşılaştırın.

metin, açık hava, çayır, gök içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturuldu Grimm Kardeşler geç dönem Alman peri masallarının nihai koleksiyonlarını yayımladıklarında (1812 civarı); cüceler, elfler ve diğer büyülü yaratıkların neredeyse tamamı kısa boylu, hatta minicik tasvir ediliyordu. Bu değişiklikler, insanların bugün hala Huldufólk (“Gizli Halk”) için tuhaf “elf evleri” yaptıkları İzlanda’da bile gözlemlenebilir.

1800’lerin sonlarında Viking efsaneleri Eski Nors dilinden çevrilip birdenbire çok popüler hale geldiğinde, çocuk kitaplarının pek çok çizeri (büyük usta Arthur Rackham gibi) mükemmel kalitede ama Grimm kardeşlerden ve diğer kaynaklardan edindikleri önyargıları yansıtan resimler yaptılar. Bu nedenle; Viking irfanının elfleri ve cüceleri, neredeyse daima farklı yerlerden gelen çok sonraki efsanelerden etkilenmiş resimlerde yer alır.

Dolayısıyla, elflerin ya da cücelerin kısa olduğunu gösteren pek bir şey olmadığı gibi, uzun olduklarını gösteren de pek bir şey yoktur. Elfler, cüceler ve Viking kültürünün diğer doğaüstü yaratıkları hakkında kesin olan bir şey var -net bir şekilde tanımlanmamış ve sistemleştirilmemiştir. O zaman da şu an olduğu gibi pek çok yoruma açıklardı. Vikingler, yine de böyle olmasından hoşlanmış gibiler.

Çeviren: Aylin Demir

Düzenleyen: Lusena Yılmaz

Kaynak: Sons of Vikings

Leave a comment