Irkçılık, 400 yılı aşkın bir süredir Amerika’da bir halk sağlığı acil durumu olmuştur. Buna bir kriz, felaket veya tamamen farklı bir şey diyebiliriz. Adlandırdığımız şey, avantaj hiyerarşilerini sürdüren toplumsal güçlerde, insanları hedef alan ön yargılarda veya insanları sokaklara iten öfkede çok az fark yaratmıştır.

Sert ırksal eşitsizliklerin varlığı, sağlık hizmetleri ve sağlık sigortası, barınma, yiyecek, eğitim, temiz su ve bankacılığa erişim yoksunluğu; tehlikeli atıklar ve çevresel zararlı maddelere maruz kalma, artan tutukluluk ve hastalığı yaşamakta olan ve bunlara dikkat kesilenler tarafından iyi bilinmektedir. Bunlar aynı zamanda toplulukları korumak ve düzeltmek için kullanılan halk sağlığı işaretleridir.

Bir tıp tarihçisi olarak, bu eşitsizlikler ağının açık ve somut bir tarihi olduğunu anlıyorum. Örneğin, 1906 yılında Afro-Amerikan doktorların (çoğu siyahi insanlar adına ilk hekimler) eğitim göreceği yalnızca 5 tıp okulu bulunmaktaydı.

Bu tür dışlamaların ardındaki ayrımcılığın yasallığı, on yıllar boyunca büyük ölçüde ortadan kaldırılmıştır, fakat sağlık sonuçları ırklara göre önemli ölçüde farklı kalmaktadır. 1960, 1980 ve 2017’de çocuk ölüm oranları, siyah tenli çocuklarda beyaz tenli çocuklara kıyasla iki katın üzerindeydi. 1980’de siyah tenli ve beyaz tenli kadınlar meme kanserinden aynı oranda yaşamlarını yitirmişlerdi. 2017’de siyah tenli kadınların, aynı tür tümörlere sahip olmalarına rağmen hastalıktan ölme olasılıkları %40 daha fazlaydı. Beyaz tenli olmayan insanlar tüberküloz, diyabet, ülser, muzır anemi, yüksek tansiyon, kalp hastalığı, astım ve COVID-19’da daha yüksek hastalık ve ölüm oranlarına sahiptirler.

Irkçılık apaçıktır ve aynı zamanda gizlenir. COVID-19 hakkında konuşma şeklimize gizli durumdadır. En fazla enfeksiyon riski taşıyan ve daha kötü sonuçlara sahip olanlar, yüksek tansiyon, obezite, diyabet ve ileri yaş gibi altta yatan koşullar veya eşlik eden hastalık olarak tanımlanırlar. Bu kesinlikle doğrudur, ancak bu kurdun başı değil kuyruğudur.

“Altta yatan koşullar” bazen bir stenografi (1) ya da toplumumuzun kabul etmeyi öğrendiği gerçekler için bir örtme durumu olabilir. İfade, dikkati diğer hastalıkların sahne yönetmeni olan eşitsizlikten uzaklaştırıyor. Bu, öğrencilerin Avrupa’daki hastalıkların yerli Amerikalılar üzerindeki tahripkâr etkilerini sıklıkla öğrenmelerindeki yola benzer. Bize çiçek hastalığına karşı bağışıklıkları olmadığı öğretildi ve hepsi bu kadar. Yine de yüksek ölüm oranı, yiyecek kaynaklarının kesilmesinin, avlanma alanlarının tahrip edilmesinin, arazilerin zapt edilmesinin ve köylerin yakılması şiddetinin ikincil bir sonucuydu. Altında yatan neden olarak ırkçılıkla yüzleşmek zordur. Irkçılık, dokunduğu her şeyi hasta eden bir halk sağlığı krizidir. 

Irkçılık, güçsüzlük, homofobi ve kadın düşmanlığının tümü aynı korku ve cehaletten gelir ve hepsi adaletsizlikle, çoğu zaman şiddet aracılığıyla desteklenir. Halk sağlığı sorunlarını yalnızca sosyal değişim çözebilir. COVID-19 için bir aşı mükemmel olacak. COVID-19 için bir aşı yaptırmak, onu bu kadar yıkıcı kılan sistemik durumları çözmeyecek. Duyulmayanların öfkesini de susturmayacaktır.

Çevirmenin notu

(1) Stenografi: Alfabede harfler, noktalama işaretleri ve kelimeler yerine semboller ve kısaltmalar kullanan çabuk yazma sistemi.

Yazar: Katherine Ott

Kaynak: National Museum of American History

Çeviren: Emre Arvas

Düzenleyen: Ceren Berk