Bu noktada, ırk hakkındaki açık tutumlarınızın ırkçılıkla ilgili tüm hikâyeyi anlatmadığı eski bir bilgidir. Kendi kendinizi gözlemlediğinizde bilinçli olarak “Tabii ki bütün ırklardan insanlar eşittir.” diye düşünebilirsiniz. Fakat bu sizin zihinsel dünyanızda ırkçılıktan tamamen uzak olduğunuzu göstermez.

Son yıllarda yapılan bazı araştırmalar; ırkçı olmadığını açıkça belirten insanların bile siyahilere karşı güçlü bir ön yargı taşıyabileceğini göstermiştir. Kendinizin de online olarak yapabileceği basit bir test şunu göstermiştir; “siyah” ve “beyaz” kelimelerinin insanlar tarafından klişe özelliklerle ilişkilendirilme eğilimi, klişe olmayan özelliklerle ilişkilendirme eğilimine göre daha hızlıdır. Bir çalışma; insanların bir aleti “silah” olarak yanlış tanımlama olasılıklarının siyah yüz gördüklerinde daha fazla olduğunu göstermiştir. Bir başka çalışma ise siyah yüzlere karşı oluşan üstü örtülü, negatif çağrışımları; onlarla gerçekleşen yüz yüze etkileşimlerdeki sözsüz bir soğuklukla ilişkilendirmiştir.

Irkçı olmadığınızı hatta ırkçılığa karşı olduğunuzu söyleseniz bile sizin de bunlara benzer çağrışımlarınızın ve reaksiyonlarınızın olması büyük olasılıktır. Bu çağrışımlarınız ile bilinçli davranışlarınız arasındaki farkı belirtmek için bilişsel bilim insanları, çağrışımları “dolaylı olarak anlaşılabilen”, bilinçli davranışları ise “açıkça anlaşılabilen” durumlar olarak açıklıyor. O halde ırkçı olmamak, hatta bu çağrışımlara sahip olmamak nasıl mümkün olabilir? Bu uyumsuzluğa anlam vermek için nasıl bir psikolojik açıklama yapabiliriz?

Dolaylı olarak anlaşılabilen olgunun doğası hakkında nasıl düşünmemiz gerektiğiyle ilgili bir kabul yok, bunun yerleşmiş bir olgu olduğunu düşünenlerin bile genel bir kabulü yok. İnsanların gerçekten “gizli” ırkçı düşünceleri var mı? Yoksa bu kanıtlanmış çağrışımlara ve tepkilere yol açan fakat tam teşekküllü ırkçı inanışlarla sonuçlanmayan belirli dürtüsel süreçler mi var? Bu yıl bu konuları işleyen 12 gazetenin toplandığı yeni bir kitap çıktı: An Introduction to Implicit Bias (ed. Erin Beeghly ve Alex Madva).

Céline Leboeuf tarafından yazılan bu gazetelerden biri önemli bir olasılığı arttırıyor: Irkçı önyargılarımız, algısal alışkanlık biçimi olarak en iyi şekilde anlaşılabilir. Örneğin genç siyah erkeklere belirli bir türde görsel ilgi göstermek gibi. Bu daha genel bir olasılığı da gündeme getiriyor: Irkçı önyargılarımızın zihinsel alışkanlıklar olarak tezahür etmesi. Alışkanlık olarak, gece yürüyen siyah bir adamı düşünürken aklınıza kötü senaryolar getirebilirsiniz. Hayalinizdeki bu bağlantı bile yerleşmiş bir önyargınızın olduğunu açıkça gösterir ve davranışlarınıza da yansıyabilir.

Gizli önyargıları alışkanlık olarak düşünmek ancak üç şekilde yardımcı olur. Birincisi, alışkanlıklarınızı her zaman kendi kendinize geliştirmediğinizi açıkça görebiliyoruz. İyi veya kötü, alışkanlıklarınız sosyal çevreniz tarafından size aşılanabilir. Muhtemelen aileniz size yatmadan önce dişinizi fırçalamanız gerektiğini öğretti ve kültürünüz de size siyah insanları şiddet ile ilişkilendirme alışkanlığı empoze etti. İkincisi, alışkanlık olarak yaptığınız şeyler, her zaman bilinçli davrandığınızı göstermez. Kapıya geldiğinizde düşünmenize gerek kalmadan ayakkabınızı nasıl çıkardığınızı düşünün. Alışkanlıkların bu özelliği, tehlikeli zihinsel ilişkilendirmelerin dikkatinizi vermezken sizin tarafınızdan nasıl fark edilmeyebileceğini açıklamamıza yardımcı olabilir. Üçüncüsü, gizli önyargılar gerçekten zihinsel bir alışkanlık konusu ise, belirli müdahaleleri hak ediyor olabilirler. Bir alışkanlığı bırakmak için bazı şeyleri farklı bir şekilde yapmayı denemeniz gerekir. Kötü alışkanlığınızı sadece fark etmeniz ya da fark edip bunun kötü olduğunu düşünmeniz yeterli değil. Bunu değiştirmek için kendinize biraz zaman tanımalısınız.

Gizli ön yargıları değiştirmek için bilişsel eğitim müdahalelerine yönelik araştırmalar son on yılda hızla gelişti. Bu müdahaleler, karşıt basmakalıp ifadeleri tekrar tekrar onaylamayı, daha önce olumsuz olanların yerine yeni olumlu ilişkiler kurmayı ve klişeleşmiş tasvirlerine karşı çıkan insanların temsillerine kendinizi maruz bırakmanızı içeriyor. Bazı araştırmalar, bilişsel müdahalelerin gizli önyargıları zamanla azaltabildiğini söylüyor. Teknikler hala gelişimine devam ediyor ancak yakından ilgilenmeye değer. Kulağa tuhaf gelse de kendi zihnimizi yeniden eğitme teknikleri karşılaştığımız her yerde ırkçılıkla mücadele için süregiden çabamızın önemli bir parçası olacak.

Yazar: Antonia Peacocke

Kaynak: Philosophy Talk

Çeviren: Serena Yumurtacı

Düzenleyen: Aslı Dobruca