Io ve Zeus

Io ve Zeus

Io, Zeus’un âşık olup acı çekmesine sebep olduğu kadınlardan bir diğeriydi. Zeus, genç kızı görüp delicesine âşık olduğunda Io, Yunanistan’ın Argos kentinde yaşayan güzel mi güzel bir kızdı. Bulut kılığına giren Zeus, kızla birlikte oldu; ancak ilişkiyi öğrenen tanrının kıskanç eşi Hera, genç kızı kocasından uzak tutmak için bir ineğe çevirdi. Io, sonunda tekrar kadına dönüşüp normal bir hayat yaşayacağı zamana dek onlarca talihsizliğe göğüs germek üzereydi.

Io ve Zeus mitini keşfedin

Tuhaf rüyalar

Io, nehir tanrılarından biri olan Argos Kralı Inachus’un kızıydı. Güzel ve genç bir kız olan Io, aynı zamanda tanrıça Hera’nın rahibesiydi; fakat günün birinde yüce tanrı Zeus, kızı gördü ve ona sırılsıklam âşık oldu. Zeus, bulut biçimini alıp Io’nun etrafını sararak onunla birlikte olana kadar genç kız tanrının tüm şehvet dolu girişimlerinden kaçınıyordu. Ne yazık ki Zeus’un kıskanç eşi Hera bu ilişkiyi öğrendi ve Io’yu cezalandırmak, ikiliyi ayrı tutmak için kızı beyaz bir ineğe çevirdi.

Yüz gözlü köpek Argus

Io, Argos’un dışında yer alan Hera’nın kutsal tapınağı Heraion’da bir zeytin ağacına bağlıydı. Vahşi yüz gözlü köpek Argus Panoptes ise başında nöbet tutuyor ve Zeus’u ondan uzak tutuyordu. Her halükârda Zeus, bizzat kendisi uğraşmadan Io’yu serbest bırakmanın ve Hera’yı görmezden gelmenin bir yolunu buldu. Tanrıların ulağı Hermes’i, Argus’u öldürmesi için yolladı; ancak Argus, her daim elli gözü açık ve elli gözü uykuda olduğu için bu son derece zorlu bir görevdi.

Hermes, müzik ve hikâye anlatıcılığında iyi olan bir çobanın şeklini aldı. Marifetlerini kullanan tanrı, ninniyle Argus’un yüz gözünün de derin bir uykuya dalmasını sağlayıp köpeği öldürdü. Mitolojide Hera’nın, Argus’un yüz gözünün tümünü alarak simgesi ve en sevdiği hayvan olan tavus kuşunun kuyruğuna yerleştirdiği söylenir.

Io’yu ineğe dönüştürmek

Hera, daha fazla küçük düşürülmeye katlanamazdı. Io delirene kadar inek şeklindeki kızı ısırması için bir at sineği gönderdi. Genç kız gerçekten de çıldırmış bir inek gibi o ülkeden bu ülkeye hiç durmadan at sineği tarafından sokularak geziniyordu. Seyahati sırasında Io’nun yolu, Propontis (Marmara Denizi) ve Black Sea (Karadeniz) ile kesişti. İşte bu yol o gün bugündür Bosporus, yani “inek geçidi” olarak anılıyor.

Bir süre sonra Io, Kafkas Dağları’nda Zeus tarafından zincire vurulmuş Titan Prometheus’la karşılaştı. Prometheus, o zamana kadar yalnızca tanrılara özel olan ateşi insanlığa verdiği için tanrıların efendisi onu cezalandırmıştı. Bu nedenle de ömrünün sonuna kadar kayalara zincirlenmeye mahkûm edilmişti. Her gün bir kartal gelip karaciğerini yerdi. Karaciğeri gece vakti tekrar büyür ve ertesi sabah kartal gelip onu yeniden yerdi. Bu eziyet, ebediyen sürecekti.

Prometheus’un kehaneti

Böylelikle Io, yolculuğu sırasında zincirlere bağlı olan ve onu rahatlatan Prometheus ile tanışmıştı. Prometheus, bir gün Io’nun insan formunu geri kazanacağı, Zeus’un çocuklarını taşıyacağı ve torunlarından birinin gelip Prometheus’u bu ıstırabından kurtaracağı kehanetinde bulundu. Başıboş dolaştığı onca senenin ardından genç kız, sonunda Zeus’un ona insan formunu geri verdiği Mısır’a ulaştı.

Zeus’tan Epaphus adında bir erkek çocuğu ve Keroessa adında bir kız çocuğu oldu. Mitolojiye göre Epaphus, sonrasında Mısır’da eşinin adını verdiği Memphis kentini kurdu. Keroessa ise deniz tanrısı Poseidon ile birlikte oldu ve şu an İstanbul olarak bilinen Bizans kentini kuran Byzas’ı doğurdu.

Io’nun torunları

Io, nihayetinde Mısır Kralı Telegonus ile evlendi. Çiftin torunu Danaus, elli kızı Danaidler ile Yunanistan’a döndü. On bir kuşak sonra Io’nun torunlarından olan efsanevi Herkül, Prometheus’u zincirlerinden kurtaracaktı. Aynı şekilde yine Io’nun torunları, Thebes ve Argos kraliyet ailelerini oluşturacaktı.

Çeviren: Alara Akgün

Düzenleyen: Ayça Gürdal

Kaynak: Greeka

Leave a comment