Hemingway’in İspanyol İç Savaşı destanı üzerine 1940 tarihli bir New York Times İncelemesi

“Yeni Hemingway romanıyla ilgili söylenmesi gereken her şey, nispeten birkaç kelimeyle dile getirilebilir. Çanlar Kimin İçin Çalıyor muazzam bir iş. İspanya İç Savaşı’yla ilgili, bugüne kadar yapılmış en dokunaklı belgesel ve ilk önemli İkinci Dünya Savaşı romanı.

Hikaye açısından kan, şehvet, macera, şiddet, komedi ve trajedi ile harmanlanmış harikulade, vahşi bir romantizm. Çünkü Montana’lı Amerikalı genç Robert Jordan için arzu ve macera hızla kana boğuldu. Diğer Hemingway kurgularında da olduğu gibi komedi, bayağılıktan neredeyse ayırt edilemez ve bu sefer zengin bir yerli köylü görüntüsüyle sağlanıyor. Trajedi mevcut ve çok sade; dört yıl önce Madrid’de çalmaya başlayan çan, bugün her yerde duyulabilir.

“Robert Jordan, Cumhuriyetçilere bağlı bir partizandır. Ne tam olarak bir komünist ne de profesyonel bir asker; o yalnızca İspanya’da ücretli izne çıkmış bir üniversite eğitmenidir. Hikayenin geçtiği üç veya dört gün boyunca, stratejik bir dağ köprüsünü patlatmak üzere karargah tarafından gönderildiği, Franco tarafından kontrol edilen bir bölgede saklanır.

Ancak yalnız saklanmamaktadır. Önceden ayarlanıldığı şekilde, yüksek Sierra de Guadarrama mağaralarının birinden kontrol edilen bir gerilla grubuyla iletişime geçer. Orada iki kadınla tanışır. Biri orta yaşlı ve herhangi bir erkek kadar kaba ve ağzı bozuk, diğeri; Falanjistler ailesini katledip, köyünü yağmaladıktan sonra saçını kestiklerinden beri kısacık saçlı, genç ve ürkek bir kadındır.

Mağarada oturup ‘Burada köprü falan patlatmayacaksın.’ diye geveleyen hafif sarhoş, suratsız Pablo’yla tanışır. Patlatma işinde kendisine yardımcı olacak olan yaşlı Anselmo’yla, Primitivo’yla, Fernando’yla, Augusin’le ve daha birçoğuyla tanışır. Birkaç mil ötedeki başka bir tepede, ekibiyle birlikte yaşayan El Sordo’yla tanıştığında o, Jordan’a ‘Beni dinle,’ der; ‘Biz bir mucize eseri buradayız; faşistlerin zamanla düzelecek olan tembellik ve aptallıklarından kaynaklanan bir mucize. Tabii ki çok dikkatliyiz ve bu tepede bir kargaşa çıkarmıyoruz.’

Ancak Robert Jordan buraya kargaşa çıkarmaya gelmiştir. Cumhuriyetçilere Madrid’den Segovia’ya başarıyla ulaşma şansı yaratmak için bunu yapmak zorundadır.

Bay Hemingway her zaman bir yazardı ancak daha önce hiç, Çanlar Kimin İçin Çalıyor’daki kadar ustalık seviyesine çıkmamıştı. Sanki İspanyolcadan çevrilmiş gibi işlenen diyaloglar eşsizdir. Karakterler büyük bir derinlikle tasarlanmıştır. Özellikle son bölümler olmak üzere birçok sahne mükemmeldir; Jordan’ın, bir atın karı eşelemesiyle çıkardığı sese uyandığı sahne gibi. Bazıları çarpıcı ve korkutucu, bazıları yumuşak ve doğaldır; adeta çevreye serpilmiş meyve tatlıları gibi.

Güneş De Doğar’ın üzerinden 14, Silahlara Veda’nın üzerinden 11 yıl geçti. John Donne ‘Hiç kimse kendi başına bir ada değildir, herkesin ait olduğu bir kıta, parçası olduğu bir bütün vardır. Bu yüzden çanların kimin için çaldığını aramakla uğraşma, çünkü onlar senin için çalıyor.’ diyeli üçyüz yıldan fazla oldu ve Bay Hemingway bu cümleleri alıp; tecrübe, inanç ve yetenek süzgecinden geçirerek, en iyi romanını yarattı.

Ralph Thompson, The New York Times, 21 Ekim 1940

 

Yazar: Ralph Thompson

Çevirmen: Kemal Arslan

Kaynak: Literary Hub