İki nehrin hikayesi: Fırat ve Dicle

İki nehrin hikayesi: Fırat ve Dicle

Eğer dünya medeniyet tarihini yazıyorsanız, kesinlikle Dicle ve Fırat nehirlerinden bahsetmelisinizdir. Bu iki nehir Shatt al-Arab bölgesinde birleşir ve Basra Körfezi’ne dökülür. Metaforlarla, hikayelerle, efsanelerle ve dini açıklamalarla gizemli bir konumdadır. Bilim insanları, insanlardan önce de var olduklarını kanıtlamıştır. Fırat ve Dicle insanlık tarihinin ilk suyudur.

Fırat ve Dicle’nin hikayesi

Fırat Nehri Ağrı’dan gelen Murat Nehri ve Erzurum’dan gelen Karasu Nehri ile oluşur. Sonra büyük bir coşkuyla Erzincan, Tunceli, Elazığ, Malatya, Diyarbakır, Adıyaman, Gaziantep ve Şanlıurfa’dan geçerek ülkeden ayrılır. Fırat, hızlı bir şekilde Suriye bölgesine giriş yapar, ardından Irak’a gider ve sonunda Basra Körfezi’ne dökülür. Fırat’ın neden bu kadar hareketli olduğunun cevabı aşağıdadır.

Birçok peygamberin yanında büyüdüğü Dicle’nin kutsal olduğu düşünülür. Dicle Nehri Elazığ’daki Hazar Gölü’nden sızıntılarla oluşur ve Maden, Diyarbakır ve Cizre’den geçerek 1900 millik bir serüvende Türkiye ve Suriye arasında sınır oluşturur. Musul’daki küçük ve büyük Zap Suyu’yla birleşmesinden sonra Mezopotamya’ya hayat verir. Bağdat’ı 35 kilometre geçer ve tıpkı Fırat gibi Basra Körfezi’ne dökülür.

Fırat ve Tigris ayrı bölgelerde ayrı ayrı yüzlerce mil boyunca akar. Shatt al-Arab olarak adlandırdığımız Basra’nın 60 km yukarısında, iki nehir birçok medeniyete ev sahipliği yapan Mezopotamya dediğimiz büyüleyici coğrafi alanı oluşturmak için bir araya gelir. Her ikisi için de bu, birbirlerini arayan iki aşığın hikayesidir.

Fırat ismi nereden geliyor?

Çağlar boyunca iki nehir tarlaya ve toprağa hayat verirken aynı zamanda birçok hayatın da son bulmasına sebep olmuştur. Özellikle ilkbaharda yağmur baskınlarıyla birlikte iki nehir hırçınlaşarak çevrede yaşayan insanların hayatını zorlaştırır. Antik zamanlarda, Fırat adında bir köylü Fırat kıyısında yaşarmış. Evliliğinden yalnıza birkaç gün sonra genç adam savaş için çağrılmış ve yıllarca evine dönememiş. Savaştan savaşa ve bir diyardan ötekine gitmiş ve esir düşmüş. Bir anlatıya göre 20 yıl sonra özgürlüğüne kavuşmuş ve köyüne dönmüş.

Ancak bilinmezdir ki o gün köye gitmek istememiş. Karısına sürpriz yapmak ve eve dönmek için akşam olmasını beklemiş. Gün bittiğinde ve hava karardığında, evinin kapısından geçmiş ve karısının genç bir adamla beraber yatakta olduğunu görmüş. Fırat çılgına dönmüş ve her ikisini uykularında öldürmüş. Sabah olduğunda korkunç gerçek gün yüzüne çıkmış. O genç Fırat’ın oğluymuş çünkü kendisi savaşa gittiğinde karısı hamileymiş. Acı gerçeği anlayınca Fırat kendisini o sıralar Medos denilen nehre atmış. O zamandan bu yana nehrin adı Fırat olmuş ve zamanla Fırat diye anılmaya başlanmış.

Bereketli Hilal- Mezopotamya

Fırat ve Dicle, Shatt al-Arab’da buluşup Basra Körfezi’ne dökülmeden önce, günümüz Irak’ın içinde oldukça geniş bir alana hayat verir. Ortadoğu’nun kurak ve çöl ikliminde bir vaha oluştururlar. Mezopotamya, bölgenin yapısından dolayı hilale benzer ve ayrıca bereketli hilal olarak adlandırılır. Birçok tarihçiye göre medeniyet ilk bu topraklarda başlamıştır. “İki nehir arasındaki” manasına gelen Mezopotamya, Dicle ve Fırat nehrinden beslenerek birçok önemli medeniyetin evi olmuştur. Sümerler, Babiller, Asurlar, Akadlar ve Elamlar gibi en eski ve en büyük medeniyetler burada konumlanmıştır.

Geçmişte çevresine kıyasla sadece suyu, yeşilliği ve yumuşak iklimiyle bilinen Mezopotamya diye adlandırdığımız yer, günümüzde yer altı zenginliği olan akaryakıt ile birlikte dünya ekonomisine hayat vermiştir.

Fırat ve Dicle Nehri’nin aşkı

Bu iki nehir binlerce kilometre gittikten sonra Shatt al-Arab bölgesinde buluşur.

Bu hareket pek çok insana aşkı anımsatır. Sürekli coşkun akan Fırat, erkeği temsil eder ve yumuşak ve narince akan Dicle ise kadını temsil eder. Dicle’nin bu kadar sakin olmasının sebebi bir yanılsamadır. Dinler tarihindeki ilk insanlar olan Âdem ve Havva, gökten buraya inmişlerdir. İlk cinayet, ilk kan davası, ilk evlilik, hepsi Dicle sınırında meydana gelmiştir. İnanca göre, Peygamber Daniel’e vahiy burada gelmiştir. Vahye göre, Diyarbakır’dan Basra’ya kadar geçiş yollarını elindeki kral asası ile çizmiştir. Bu yüzden Dicle emirlere uyar ve sürekli yumuşak akar. Bu sebeple Dicle bir kadındır, çılgın ve coşkulu Fırat ise erkektir.

Çoğu şairin eserlerinde yer verdiği Fırat ve Dicle burada birbirlerini bulmak için ayrılırlar. Nihayetinde, iki aşık Shatt al-Arab’da buluşur. Ancak başkaları da olduğu için uzun sürmez ve Basra Körfezi’ne dökülürler ve sonsuzlukla harmanlanırlar.

Çeviren: Betül Nupelda Çiftçi

Düzenleyen: Rumeysa Dilber

Kaynak: Motleyturkey

Leave a comment