Hipnoz nasıl işler?

Hipnoz nasıl işler?

Hipnoz, uzun zamandır şamanların ve sahne sihirbazlarının kullandığı tartışmalı bir teknik olarak kabul ediliyordu. Bugün ise araştırmacılar tıp ve psikoterapi için hipnozun potansiyelini, transın nasıl işlediğini ve o sırada beyinde neler olduğunu biliyor.

  • Dikkati Kişinin İç Dünyasına Doğru Yönlendirmek
  • Hipnozun Eski Gizemi
  • Günlük Bir Olgu Olarak Trans
  • Hipnoz Sırasında Beyinde Neler Oluyor?

Dikkati kişinin iç dünyasına doğru yönlendirmek

Kişi çok yavaş bir şekilde koltuğa yayılır. Vücudunun sıcak ve rahat bir şekilde ağırlaştığını hisseder. Gözleri kapanır ve çevresindeki sesler kaybolmaya başlar. Yüz kasları gevşeyip göz kapakları titremeye başlayana kadar, solunum daha sakin bir hale gelir ve nabız yavaşlar.

Trans, insanların derinden rahatladığı ve aynı zamanda oldukça konsantre olduğu bir durumdur. Hipnoz, bu derin rahatlama durumuna gelinen süreçtir.

Alman Hipnoz Derneği ve Milton Erickson Klinik Hipnoz Derneği’nin eğitmeni ve süpervizörü doktor ve psikoterapist Hansjörg Ebell, “Hipnoz zor bir kavramdır.” diyor. Çoğu insan bu kavramı sözde şov olarak sihir veya sallanan sarkaçlarla ilişkilendirir. Ebell, “Modern, gerçek hipnozun bununla hiçbir ilgisi yoktur” diyor. Örneğin, bugün bu yöntem diş kliniklerinde endişeli hastaları sakinleştirmek için kullanılıyor. Hipnoz; sigara gibi kötü alışkanlıklardan kurtulmaya, kronik ağrıları hafifletmeye ve stresi azaltmaya yardımcı oluyor.

Bu yöntem açık bir süreçle işliyor: İlk olarak kişi kelimeler ve jestlerle transa giriyor ardından kişiden gözlerini kapatması, kendini rahatlatması ve koltuğa daha iyi yayılması isteniyor.

Kişinin trans halinde olup olmadığını kontrol etmek için terapistler “el kaldırma” denilen yöntemi kullanıyor. Bu yöntemde kişiye sağ kolunun aşırı derecede hafif olduğu ve yavaşça yükseldiği söyleniyor. Ebell bu durumu, “El ne kadar yükselirse, trans hali o kadar derin olur” diye açıklıyor.

Hypnotisierte Frau hält eine Hand in die Luft

Terapist, hastanın trans durumunu kontrol etmek için el kaldırmayı kullanıyor.

Transta kişi sorunlarını yaratan duruma zihinsel olarak gönderilir. Örneğin, kişi sahne korkusuna sahipse sahnede tam olarak nasıl olduğunu hayal eder ve yüzlerce insan ne kadar gergin ve korku dolu olduğunu görmek için beklentiyle ona bakar.

Bu noktada terapist değişimi başlatabilir. Bu değişim öneri veya önergelerle sağlanır. Trans halindeyken bilinçaltımız özellikle buna açıktır. İçsel imgeleri, anıları ve duyguları daha yoğun algılarız.

Hipnotize edilen kişi kendini mutlu hissedeceği bir yer hayal etmelidir. Ebell, “Bu yer çocukluktan kalma bir çayır veya oldukça basit bir şekilde evdeki kanepe köşesi bile olabilir” diyor.

Hipnoz halindeki kişiden sahnedeki gerginliğini kendini mutlu hissettiği yerle değiştirmesi istenir. Sahneye tekrar nasıl çıktığını ve çayırın rahatlatıcı duygusunun nasıl meydana geldiğini hayal etmelidir ki duygu bu şekilde sabitlenebilsin.

Son olarak, terapist, hastadan dikkatini yavaş yavaş buraya ve şimdiye döndürmesini ve nihayet gözlerini açmasını isteyerek hipnozu bitirir.

Bazı insanlar için ilk hipnoz seansı başarı getirirken çoğu insan için en geç birkaç seanstan sonra hipnoz terapisi işe yarar: Kişi bir daha sahneye çıktığında gözlerinin önünde sahne korkusu yerine çayırlar olur.

Peki bu nasıl olabilir? Son derece gelişmiş bilincimize ve eleştirel zihnimize rağmen nasıl basitçe transa girebiliriz? Hipnozun altında yatan sır nedir?

Eine Frau sitzt entspannt und mit geschlossenen Augen auf einem Stuhl, während eine andere Frau mit ihr spricht

Transta insanlar kötü davranışlarından vazgeçebilirler.

Hipnozun eski gizemi

Hipnoz var olduğundan beri bilim insanları bu soruların cevaplarını arıyor.

Doktor Paracelsus, 16. yüzyılda trans durumunu sinir hastalıklarını iyileştirmek için kullandı. 19. yüzyılda ise Sigmund Freud kişilik bozukluklarını tedavi etmek için yeniden hipnoza başvurdu. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sırasında ise cephe doktorları yaralıları tedavi etmek için hipnozu anestezi amaçlı kullandı.

Uzman Ebell, “O zamanlar hala trans halindeki insanların derin bir uykuya daldıkları düşünülüyordu” diyor. Hipnoz terimi işte buradan geliyor. İngiliz cerrah James Braid, tekniği Yunan uyku tanrısı Hypnos’tan 1843’te almış.

O zamanlarda terapistler, hastaların transtayken tamamen dünyadan koptuklarını düşündükleri için onlara emirler yağdırırlardı: “Artık örümceklerden korkmuyorsunuz!” veya “Sigarayı hemen bırakacaksınız!” gibi.

Bu otoriter yöntem 1970’lere terapist Milton Erickson’a kadar değişmedi. Terapist Milton Erickson sürekli olarak katı bir program uygulamak yerine hastaların kişisel deneyimlerine ve hislerine odaklandı.

Onlara emir vermedi, onlarla konuştu ve kendileri için bir çözüm bulmalarına izin verdi. Ebell, “Milton Erickson hipnozun rönesansını sağladı” diyor.

Eine historische Zeichnung zeigt eine Frau, die von einem Mann hypnotisiert wird

Öneriler yerine emirler: Hipnoz eskiden çok otoriterdi.

Günlük bir olgu olarak trans

Transtayken, hipnotize edilen kişiler ne uyku durumunda ne de tam olarak uyanık durumdadırlar. Daha çok, daha iyi odaklanabildikleri ve daha iyi hatırlayabildikleri bir çeşit değiştirilmiş bilinç durumundadırlar.

Bu değiştirilmiş bilinç durumu çok da özel bir şey değil, diyor psikoterapist Ebell. Günlük hayatımızda farklı odaklanma dereceleri arasında sürekli gidip geliriz.

Bazen sadece bir şeye bütün dikkatimizi verirken, bazen de düşüncelerimiz içerisinde kaybolur ve bazense bir trans durumuna geçeriz.

Bu durum, çalışırken dikkatimiz dağılıp düşüncelere daldığımızda, gerilim romanı okuduğumuzda, çok sevdiğimiz bir filmi izlerken yer ve zaman algımızı kaybettiğimizde ya da dua ederken ve meditasyon yaparken gerçekleşir.

Amerikan profesör Ernest Rossi, ortalama bir insanın günlük 45 ile 90 dakika arasında hafif transa geçtiğini çalışmalarıyla kanıtladı.

“Herkes bu trans haliyle tanışık olduğu için herkes hipnotize edilebilir.” “Büyük çaplı çalışmalar, insanların %10 ila %15’lik kısmının hipnoza aşırı duyarlı olduğunu gösteriyor” diyor Ebell.

Aşırı duyarlı kişiler, yüksek hayal gücüne sahip olup sanatçı yönleri gelişmiş olan bireyler oluyor. Ama hipnoza şüphe ile yaklaşanlar bile hipnoz edilebilir, tabii ki hipnoz edilmeye gönüllü olurlarsa.

Araştırmacıların transın normal bir durum olduğunu, bir büyü olmadığını açığa çıkarttıklarından beri birçok insan hipnozu kabullendi. Bu sırada 200’ün üzerinde araştırma ise hipnozun ne kadar faydalı olduğunu ortaya koydu.

2006’da bu metodun acıyı ya da kötü davranışları önleme konusunda başarılı olduğu kabul edildi. Almanya’da ise on binin üzerinde psikolog ve doktor hipnozu tedavilerinde kullanıyor.

Eine Frau sitzt einer anderen Frau mit geschlossenen Augen gegenüber

Trans her gün yaşanan bir şeydir, gün içinde kurduğumuz hayaller buna örnek olarak verilebilir

Hipnoz sırasında beyinde neler oluyor?

Araştırmacılar trans sırasında beyinde neler olduğunu her geçen gün daha iyi anlarken belirli görüntüleme teknikleri kullanarak hipnozun beyinde ölçülebilir değişimlere yol açtığını gösterdiler.

Mesela MRI (Magnetic resonance imaging) araştırmaları sonucunda trans sırasında beyindeki görme ve dokunmadan sorumlu bölgelerin diğer bölgelere göre daha aktif olduğunu gözlemlediler.

Beyinde yüksek bilincin, mantığın ve karar almanın bulunduğu kısımlar trans sırasında kapanırken bunun aksine görme ve dokunmadan sorumlu olan bölgeler sanki gerçekten bir şeyler yaşıyormuşçasına aktif oluyorlar.

Jena ve Trier’den araştırmacılar, bir deneyde beynimizin hipnoz altında acıya farklı tepkiler verdiğini bile keşfetti. Bilim insanları test deneklerinin parmaklarını ağrı dürtüleri yayan bir kabloyla bağladılar ve onlara ağrıyı ne kadar kötü hissettiklerini sordular.

Hipnoz olmadan önce denekler ağrıyı orta ila şiddetli hissettiklerini belirttiler. Bir sonraki deneyde ise araştırmacılar onları transa soktu ve sakin bir sesle deneklerine ellerinin hoş bir şekilde serin olduğunu söylediler. Sonuç: Ağrı sadece çok hafif olarak algılandı.

Şaşırtıcı olan şey, araştırmacıların tüm deney boyunca beyin tarayıcısında ağrı dürtülerinin beyne aynı yoğunlukta ulaştığını görebilmeleriydi.

Ancak transta değişen sadece beyin değildir. Doktor Ebell, “Hipnoz tüm vücudu etkiler” diyor. Metabolizma, hormon konsantrasyonu ve aynı zamanda bağışıklık reaksiyonları da olumlu bir şekilde değişebilir. Transa girdiğiniz andan itibaren kan basıncı düşer, solunum sakinleşir ve nabız yavaşlar.

Eine Versuchsperson hat eine EEG-Haube auf dem Kopf und schaut auf einen Bildschirm

Hipnoz sırasında beyin kendini yeniden düzenler.

Yazar: Katrin Ewert

Çeviren: Ecem Duran

Düzenleyen: İsmail Çiçek

Kaynak: Planet wissen

 

Leave a comment