(Görsel alıntı: Netflix)

Netflix’in The Haunting: Bly Malikânesi dizisi Henry James’in Viktorya dönemine ait gerilim dolu hikayesinin sorunlu bir mürebbiye hakkındaki son uyarlaması. Neil Armstrong, bizi neden hala bu kadar korkuttuğunu soruyor.

Stephen King, onu “son yüzyıldaki doğaüstü olayları konu alan iki büyük romandan biri” olarak nitelendirdi, Gone Girl yazarı Gillian Flynn ise bunun “şimdiye kadarki en tüyler ürpertici hayalet öykülerinden biri” olduğunu ve kitabın kendi yazarının bile yeniden okumaktan ve yatağa gitmekten çok korktuğunu söylüyor.

Yayınlanmasından bu yana, iki küçük çocuğu tenha bir kır evinde kötü hayaletlerden korumaya çalışan bir mürebbiyeyi konu alan Henry James’in Yürek Burgusu (The Turn of the Screw) okuyucuları dehşete düşürdü ve onları şok etti. Son yıllardaysa senaryo yazarlarının akılda kalıcı olduğunu kanıtladı. Bir yeni ekran sürümü olan The Turning, bu yılın başlarında piyasaya sürüldü ve bir diğeri ise Quibi yayın platformu için geliştirme aşamasında. Bugün ise Netflix’te heyecanla beklenen bir uyarlamanın lansmanı görülüyor.

The Haunting: Bly Malikânesi, James’in 1898’de yayınlanan hikayesini 1980’lere güncelliyor. Yönetmen Mike Flanagan’ın korku türü üzerine 1981 tarihli çalışması, Stephen King’in Danse Macabre’de bahsettiği diğer “doğaüstü büyük roman” olan Shirley Jackson kitabının beğenilen versiyonu Tepedeki Ev’in (The Haunting of Hill House) devamı niteliğindedir.

Yeni serisinin tanıtım materyalinde, Salem doğumlu Flanagan şöyle diyor: “Yürek Burgusu sevdiğim pek çok filmin ve sevdiğim pek çok yazarın genetiğinde. Nasıl Stephen King, Shirley Jackson olmadan Stephen King olamayacaksa, Shirley Jackson’ın da Stephen King olmadan Shirley Jackson olamayacağını görebilirsiniz.” Netflix’teki gösteriminde mürebbiye -ya da şu anda olduğu gibi çocuk bakıcısı- büyük eski evdeki tuhaf davranışları giderek rahatsız edici hale gelen gençlere bakma işine girdiğinde kendi başına şeytanlarla savaşıyor.

Gerçek hayattaki ilham

İngiltere’de yaşayan bir Amerikalı olan James, romanın fikrini bir kış akşamı ölümden sonraki hayat hakkındaki bilgisinin İngiltere Kilisesi’nin liderinden aşağı kalır yanı olmayan Canterbury Başpiskoposu’nun anlattığı bir masaldan aldı.

Edward White Benson, James’in arkadaşı EF Benson’ın babasıydı. James’in 10 Ocak 1895’te Başpiskopos’un evini ziyareti sırasında, Ekselansları yazara, günlüğünde belirttiği gibi, ailelerinin ölümü sonucu, muhtemel olarak, eski bir kır evinde hizmetkarlara emanet edilmiş sayıları ve yaşları belirsiz olan küçük çocukların hikayesini anlattı. Kötü ve ahlaksız hizmetkarlar, çocukları yozlaştırır ve ahlaksız kılar; çocuklar kötüdür ve bir dereceye kadar şeytanlıkla doludur. Hizmetkarlar ölür (hikâye bu konuda bulanık) ve onların hayalleri, suretleri, eve ve çocuklara musallat olmak için geri döner. (Üniversitede hayalet bir topluluk kuran Roger Clarke A Natural History of Ghosts adlı kitabında, Başpiskopos’un James’e anlattığı hikâyeyi, Hinton Ampner’ın hikayesini anlatıyor – ruhani çevrelerinde bilinen, 18. yüzyılın meşhur bir musallat olayına sahne olan bir ev.)

Sürekli yeniden hayal etmek için mükemmel bir kitap. Her devir en çok korktuğu şeyi vurgulayacaktır- Dara Downey

James, bu hammaddeden, artık ölmüş olan isimsiz bir anlatıcının yazılı anlatımı olarak sunulan bir hikâye çıkaradı. Şu anda yatılı okulda okuyan 10 yaşındaki Miles ve sekiz yaşındaki Flora adlı iki melek yüzlü yetime İngiltere’nin güneyindeki ücra bir köşk olan Bly’daki amcaları tarafından mürebbiye olarak çalışması üzerine işe alınıyor. Miles, bilinmeyen bir suç nedeniyle okuldan atılıyor. Genç mürebbiye kısa süre sonra, görünüşte masum olan çocukların evin etrafında ve arazisinde gördükleri iki hayaletle bir araya geldiklerini fark eder. Hayaletler önceki mürebbiye Jessel Hanım ve Jessel’ın sevgilisi olan art niyetli uşak Peter Quint. Çiftin çocuklarla son derece uygunsuz bir ilişkisi olduğuna dair güçlü ipuçları var, örneğin; cinsel istismar. Giderek heyecanlanan anlatıcımız onları ruhlardan korumaya çalışır, ancak trajedi birbirini takip eder. Mürebbiyenin hikayesi, yıllar önce el yazmasını emanet ettiği adam tarafından bir kır evi partisinde bir grup arkadaşına anlatıldığı önsözle tanıtıldı.

Bir oyun yazarı olarak başarısızlığından kurtulmaya istekli olan ve biraz para kazanmak için can atan James -Başpiskopos’la tanışmadan birkaç gün önce oyunlarından biri açılış gecesinde alay konusu olmuştu- hikâyeyi olabildiğince korkunç hale getirdi. Gerçekten de arkadaşı Edmund Gosse’ye ispatları okuduğunda “o kadar çok ürktüm ki yukarı yatağa çıkmaya bile korktum” dedi. İstenilen etkiyi elde etti. Bir eleştirmen bunu “şimdiye kadar okuduğumuz en umutsuzca şeytani hikâye” olarak değerlendirdi. Bir başkası ise kitabın hediye olarak verilmeye uygun olmadığı konusunda uyardı.

Eleştirmenlerin hayaletleri görenlerin yalnızca çok gergin olan mürebbiye olduğunu anlamaları çok uzun sürmedi. Evin kahyası Grose Hanım hiçbir şey görmüyordü. Çocuklar hiçbir şey göremediklerine dair ısrar ediyorlardı. Peki ya bunların hepsi onun aklında olabilir miydi?

Hikâyenin bitmez tükenmez gizemleri

Trinity College Dublin’de İngilizce öğretim görevlisi ve The Irish Journal of Gothic and Horror Studies editörü olan Dara Downey, Yürek Burgusu’nun belirsizliği, ‘hayaletler gerçek mi değil mi?’ diye sorgulamaya ittiğini söylüyor. Hikâyeyi okumaya başladığınızda – mürebbiye kimdir, nereden yazıyor, ne görüyor, neden çocuklar hakkında bu şekilde düşünüyor, hikâyeden ne çıkarmamız gerekiyor, odadaki hikâyeyi dinleyen adamlar bunun hakkında ne düşünüyor gibi birçok şeyin gerçekten net olmadığını anlarsınız.

“New York baskısının 1908 Önsözünde James, okuyucuya ‘kötüyü düşündürmek, kendisi için kötülüğü düşündürmek’ istediğini söylüyor. Yani, başka bir deyişle, hayaletlerin çocuklara ne yaptığını ya da söylediğini ya da mürebbiye gelmeden önce evde neler olduğunu bize asla söylemiyor, bu yüzden biz de ona en kötü kabuslarımızı yansıtıyoruz. James’in Freud’la aynı zamanlarda yazıyor olması, hikâyenin içinde cinsel bir şey okumayı çok çekici kılıyor, ama gerçekten de her şey olabilir. Kitap, Püritenlerin şeytanlara, bilinmeyene, kendi günahlarına, büyücülüğe, ormandaki “Kızılderililere” sahip olma korkularına dayanan 16. yüzyıl Amerikan gotik geleneğinin bir parçasıdır. Bence bu, kitabı sürekli yeniden hayal etmek için mükemmel kılıyor böylece her devir en çok korktuğu şeyi vurgulayacaktır. “

Hikâye sayısız şekillerde okunabilir ve James, onu nasıl anlamamız gerektiğine dair bize sadece birkaç somut ipucu verir- Edward Parnell

Yürek Burgusu’ndan esinlenenler arasında, hayalet hikayeleri ve filmleri etrafında dönen Ghostland’in yazarı Edward Parnell de var. “Yürek Burgusu’nun kalıcı cazibesinin çoğunun ustaca işlenmiş belirsizliğinden kaynaklandığını düşünüyorum” diyor. “Hikâye sayısız şekillerde okunabilir ve James, sadece onu nasıl anlamamız gerektiğine dair bize birkaç somut ipucu verir.”

“İki çocuk, okuyucular tarafından çok ürkütücü olarak görülebilir çünkü onlar görünüşte iyi doğaları, ‘ışıldayan’ görünüşleri ve görünürdeki masumiyetleriyle kötülüğün antitezi. Ve yine de eğer mürebbiyenin itibarına onay verirsek, bunların hepsi birer sahtekarlıktır ve aslında Quint ve Jessel Hanım tarafından korkunç, bilinmeyen bir şekilde bozulmuşlardır.

“Modern okuyuculara göre Miles ve Flora ayrıca bir korku katmanı da üstleniyor çünkü şeytani, perili çocukları bir korku kinayesi olarak görmeye alışkınız – örneğin John Wyndham’ın The Midwich Cuckoos’taki sarı saçlı çocukları, The Exorcist’teki Regan’ı veya The Omen’daki Damien’ı ele alalım.”

Yürek Burgusu için yaklaşık 30 ekran uyarlaması yapılmıştır. Belki de en iyi bilineni, başrolünü Deborah Kerr’in oynadığı, senaryosunu Truman Capote ve Rumpole of the Bailey’nin yazarı John Mortimer’ın yazdığı ek diyalogları ile The Innocents (1961)’dır. Film eleştirmeni Pauline Kael, filmi “şimdiye kadar gördüğüm en iyi hayalet film” olarak nitelendirdi. The Turning hikâyeyi New England’a taşırken, Quibi’nin yeni versiyonu Pasifik Kuzey Batı’daki bir adada yer alacak. Bu arada yeni Netflix dizisi James’in İngiltere, Essex’deki ortamındaki aslına uygundur. The Innocents‘ın yönetmeni Jack Clayton’a atıfta bulunmak için çocuk bakıcısı Dani Clayton olarak adlandırılıyor.

Flanagan, James’in romanının bel kemiği yapısını korumuştur, ancak aynı zamanda yazarın daha az bilinen diğer ‘tuhaf kurgusuna’ da dayanmaktadır. The Jolly Corner ve The Romance of Certain Old Clothes gibi doğaüstü olaylar hakkında bir dizi kısa öykü yazdı ve hikayeler, temalar ve karakterler için çıkarıldılar. Flanagan, diziyi “Gotik bir aşk” olarak adlandırıyor. Kurnazca işlenmiş psikolojik korku, biraz guignol1 bir aşk hikayesi, tanınmış ve çok sevilen bir korku filmine selam çakan bir olay örgüsü var. Baş döndürücü bir karışım.

İleriye baktığımızda, Yürek Burgusu nesilden nesile film ve televizyon yapımcılarını etkilemeye devam edecek bir korku hikayesi gibi görünüyor. Henry James: His Women and his Art kitabının yazarı biyografi uzmanı Lyndall Gordon, nedenini görmenin zor olmadığını söylüyor. “Henry James sahne için yazma konusunda başarısız olsa da ekran ve özellikle de daha küçük ekran için harika olduğu sonradan ortaya çıktı ve cevabı gayet de açık olabilir- o iç yaşamın bir kâşifi ve bu nedenle ekranda mümkün olan samimiyeti yakalayabiliyor. Ben ayrıca kötülüğün ahlaki dehşetinin, özellikle de çocuklara bulaşmasının, hikâyenin kalıcı popülaritesine neden olup olmadığını ve nasıl hem şok edici hem de ikna edici olabildiğini merak ediyorum. “

James’in kurgusal karakterleri artık kendi başlarına bir tür yaşam kazandılar. 1968’de, merhum yazar Rumer Godden, şimdi National Trust mülkü olan, ancak bir zamanlar Henry James’in evi olan Rye’daki Lamb House’a taşındı. Orada birkaç yıl yaşadı ve bazen iki uyanık çocuğun hayalete benzeyen varlığını hissedebildiğini iddia etti. Onları Miles ve Flora olarak düşündü.

Çevirmenin notu:

  1. Grand Guignol:Paris’te bir tiyatro. 1897’de açılıp 1960’larda kapanmıştır. Çok gerçekçi sahneler içeren terör, cinayet, vahşet temalı oyunlarıyla ün salmıştır. Guignol, adını taşıyan Fransız bir kukla gösterisinde ana karakter. Fransa’nın ipek endüstrisindeki işçileri temsil ediyor.

Yazar: Neil Armstrong

Çeviren: Serap Demirtaş

Düzenleyen: Ceren Berk

Kaynak: BBC Culture