Shakespeare’in Hamlet’inde kadın normları ve ataerkil güç yapısı

Shakespeare’in Hamlet’inde kadın normları ve ataerkil güç yapısı

Sosyalleşme, bireylerin yaşadıkları toplumun ahlaklarını ve normlarını içselleştirdikleri bir süreçtir. Bu süreç boyunca kurulu sosyal düzen devam eder. Bireyler, toplumun inançlarını kendi inançları olarak kabul etmediklerinde hem bireyler için hem de bir bütün olarak toplum için kaos ihtimali vardır. 

Bu kargaşa çıkarma yeteneği, bireylerin geleneksel güç yapısı içerisinde tutabileceği gücün miktarına göre artar. Bu geleneksel düşünceden bağımsızlık, yüksek bir siyasi rütbeye sahip bir kişide ortaya çıkarsa potansiyel olarak bu yapı içerisinde bir çöküşe neden olma gücüne sahiptir. Kurulu düzen içerisinde koruma bulan bir kişi çok az yardım kaynağına sahiptir ve bu sistem çöktüğünde savunmasız kalır. Toplumdaki geleneksel olarak daha az görünür rolleri göz önüne alındığında başkaldıran kadınların daha itaatkâr olan kız kardeşleriyle keskin bir zıtlık oluşturduğu görülür. 

William Shakespeare’in Hamlet’inde Ophelia, aziz kadınlığın vücut bulmuş halidir. Kendisini koruyan sisteme uyar ve bu sistemin koruyucu duvarları içinde gelişir. Gertrude, Ophelia ile çarpıcı bir tezat oluşturur. Gertrude, geleneksel kadınlık standartlarına karşıdır. Zamanının toplumsal cinsiyete dayalı beklentilerini kabul etmeyi reddetmesi ve karşı koyan eylemleriyle, Gertrude nihayetinde düzenli güç yapısının çöküşünden sorumlu olmuş ve kendi çöküşüne sebep olmuştur.

Shakespeare’in toplumunda ideal kadın, gençliği, güzelliği ve saflığı için değerlidir. Bu nitelikler takdir edilir ve saf kadını korumak için sınırlar belirlenir. İtaatkâr bir geç kadın bu standartları kabul eder ve onun için yaratılan alanda güvenle yaşar. Ophelia, güzelliği ve saflığı için defalarca övülür.

“Ophelia, iyi güzelliklerinin Hamlet’in vahşiliğinin mutlu sebebi olmasını diliyorum. Umarım senin erdemlerin onu her zamanki kendi yoluna döndürür.”

Kraliçe Gertrude, sadece genç kızın görüntüsünün oğlunu delirtmek için yeterli olabileceğini düşünmekle kalmaz, aynı zamanda Ophelia’nın erdeminin tek başına onu geri getirebileceğine inanır. Şüphesiz, sistemle uyum içinde olan genç bir kadının bile kendince bir gücü vardır. Deneyimsizliği ve uyumu, babası Polonius ile yaptığı konuşmada kendini gösterir. Ophelia, 3. perdede Hamlet’in sevgisinin şaşırtıcı doğası hakkında tavsiye almak için babasına gelir. Babası, Ophelia’nın yol gösterme taleplerini ona “yeşil kız” (I.iii.102) diyerek ve artık Hamlet’i görmemesini söyleyerek yanıtlar. 

Ophelia cevap verir: “İtaat edeceğim, lordum” (I. iii. 139). Dünyanın kurallarına karşı saf ve naif olduğunu anlar ve sorgusuz sualsiz babasının emirlerini kabul eder. Ophelia, babasının sağladığı güvenliğe güvenir ve bu düzenin içinde yaşarken rahat hisseder. Babasının ölümünden sonra Ophelia tam anlamıyla başı boş kalır, eteklerinin ağırlığının onu ıslak bir mezara çekmesine izin vererek intihar eder. 

Gertrude, cinsiyetinin standartlarına meydan okur. Metnin hiçbir yerinde güzelliği için övülmez; kendisi daha yaşlıdır ve cinsiyetini asla inkâr etmez. Gertrude, hiçbir şekilde itaatkâr değildir ve aslında oğlunun, dininin ve kocasının itirazlarına rağmen kararlarını verir. Gertrude’un Claudius ile olan evliliğinin 1. perdede duyurulmasının ardından Hamlet, onun sıradan olduğunu düşündüğünü ima eder ve kederinin hakikatine saldırır. 

Onun hislerine rağmen Gertrude Claudius ile evlenir. Hamlet bu evlilikten tiksinti duyar ve onu “terli, pis bir yatakta” yaşamakla ve “sürekli yiyişip sevişmekle” (III.iv.91-92) suçlayarak onu azarlar. Gertrude üzülür, ancak oğlunun suçlamalarını reddetmek için hiçbir çabada bulunmaz. Gertrude, olmaya karar verdiği kişidir; kendisini ideal aseksüel olarak göstermek için hiçbir girişimde bulunmaz.

Daha da çarpıcı olan ise Gertrude’un dininin koşullarına ve kocasının otoritesine karşı isyanıdır. Claudius, tahtını kazanmak için tek şansının “bir zamanlar kız kardeşi” (I.ii.10) olan kişi ile evlenmek olduğunu bilerek erkek kardeşini öldürür. Tahtı ele geçirme planı Gertrude ile evlenmeye bağlıdır; Claudius, hedefine ulaşmak için Gertrude’un cüretkâr ruhuna güvenir. Kiliseye göre kayınbiraderiyle evlenmek, en hafif tabirle küçük bir suç değil, direkt olarak ensest bir ilişkidir. 

Gertrude’un bağımsızlığı yeni kocasını yüceliğe ulaştırır; ancak kocasının çöküşünün de sebebidir. Claudius, Gertrude’un kana ve Tanrı’ya karşı koymasına güvenir. Kibri yüzünden, Gertrude’un meziyetli karakterinin şüphesiz ona da karşı koyacağını hesaba katmaz. 

Hamlet tek başına Claudius’un tartışmasız egemenliğinin önünde durur ve kral, presin zehirlendiğinden emin olmak için çoktan ayrıntılı önlemler almıştır. Ancak Gertrude, kocası ona “İçme” demesine rağmen zehirli şarabı içmekte ısrar eder. Claudius’un planını açığa çıkararak ve onun da ölmesine yol açarak Gertrude ölür. Güçlü siyasi konumu nedeniyle, Gertrude’un kendisine atfedilen rolü reddetmesinin ciddi sonuçları vardır. 

Toplumsal düzenin ataerkil doğası, kadınların itaatini kuvvetlendirir ve ödüllendirir. Ophelia kendi eliyle ölür, çünkü onun için hem düzen hem de otoritenin kaynağı olan babasını kaybetmiştir. Gertrude ise otoriteye boyun eğmek istemediği için ölür. Bir kadın olarak rolünü reddeder ve kendini yok eder. Asiliği ve isyanı sayesinde emri kendisiyle birlikte alaşağı eder. Toplumsal düzene uyan kadınlar düzen olmaksızın yok olur; karşı koyanlar ise onun içinde kaybolmaktan daha iyi bir servet bilmezler. 

Yazar: Wendy J. Rogers

Kaynak: Inquiries Journal

Çeviren: Duygu Demiröz

Düzenleyen: Kübra Kavasçinay

Leave a comment