Gotların tarihi ve kökeni

Gotların tarihi ve kökeni

Michael Kulikowski ana kaynağımıza güvenilmemesi gerektiğini açıklıyor.

“Gotik” terimi, Orta Çağ’daki bazı sanat ve mimari türleri Rönesans döneminde tanımlamak için kullanıldı. Bu sanat, tıpkı Romalıların kendilerini barbarlardan üstün tutması gibi bir alt tabaka olarak düşünüldü. 18. yüzyılda “Gotik” terimi korku unsurlarının olduğu bir edebiyat türüne dönüştü. 20. yüzyılın sonlarında tekrar, yoğun göz boyalı ve tamamen siyah giyinenler tarafından nitelenen bir tarza ve alt kültüre dönüştü.

Köken olarak Gotlar, Roma İmparatorluğu’na sorun yaratan, at binen barbar gruplardan biriydi.

Tarihte Gotlar

Eski Yunanlılar, Gotların İskitler olduğu kanaatindeydiler. “İskitler” adı, eski tarihçi Herodotus (M.Ö. 400) tarafından muhtemelen Gotlardan olmayan, Karadeniz’in kuzeyinde, at üstünde yaşayan barbarları tanımlamak için kullanıldı. Gotlar aynı bölgeye yaşamaya geldiklerinde, barbar yaşayışlarından dolayı İskitler olduğu sanıldı. Got dediğimiz insanların, Roma İmparatorluğu’na ne zaman zorla girmeye başladığını bilmek çok zor. Rome’s Gothic Wars’ta Michael Kulikowski’ye göre, ilk “sağlamca kanıtlanmış” Gotik baskını milattan sonra 238’de Gotlar Histria’yı yağmaladığında meydana geldi. 249 yılında Marcianople’a saldırdılar. Bir yıl sonra, kralları Cniva’nın hükmü altında birçok Balkan şehrini yağmaladılar. 251 yılında Cniva, Abrittus’ta İmparator Decius’u bozguna uğrattı. Tarihçi Dexippus’un onlara karşı başarıyla koruduğu ve kuşatılmış bir yer olan Atina’daki baskınlar, Karadeniz’den Ege’ye kadar taşındı ve devam etti. Daha sonra, Scythica adlı eserinde Gotik Savaşlarına dair yazılar yazdı. Dexippus’un eserlerinin çoğunlukla kayıp olmasına rağmen, tarihçi Zosimus onun tarihsel yazılarına erişebildi. 260’lı yılların sonuna doğru, Roma İmparatorluğu Gotlara karşı kazanıyordu.

Orta Çağ’da Gotlar

Gotiklerin hikayesi genel olarak İskandinavya’da başlar, tarihçi Jordanes’in The Origin and Deeds of the Goths adlı eserinin dördüncü bölümünde anlatıldığı gibi:

“IV (25) Şimdilerde, Scandza adasından, ırk toplulukları ya da milletlerin kökenine değin, çok uzun süre önce Berig adlı krallarının hükmü altında ortaya çıkmış olduğu söyleniyor. Gemilerinden inmeleri ve ayak basmalarıyla birlikte, onların ismi hemen bu yere verildi. Ayrıca, bugün bile Gothiscandza olarak adlandırıldığı söylenir. (26) Kısa süre içinde buradan, o zaman okyanus kıyıları üzerinde duran, Ulmerugi’nin meskenlerine taşındılar. Burada kamp kurdular, onlarla savaşa girdiler ve onları evlerinden sürdüler. Daha sonra komşularını, Vandalları, kontrollerine aldılar ve böylece bunu zaferlerine eklediler. Fakat insanların sayısı büyük ölçüde arttığında Filimer, Gadaric’in Berig’den beri yaklaşık beşinci kez kral olarak hükmeden oğlu, aileleriyle birlikte Got ordusunun bu bölgeden taşınılması gerektiğine karar verdi. (27) Uygun evler ve hoş yerler aramak amacıyla, o dilde Oium denilen, İskitya’ya geldiler. Burada, ülkenin aşırı zenginliğiyle memnun edildikleri ve ordunun yarısının götürülürken nehri geçtikleri yoldaki köprünün tamamen harap olduğu, sonrasında hiç kimsenin ne ileri ne geri gidemediği söylenir. Buranın, yürümesi zor bataklıklarla ve etrafı kuşatan bir uçurumla çevrili olduğu söylenir; böylece doğa burayı erişilmez kılmıştır. Ayrıca, bu şeyleri uzaktan duymuş olmalarını kabul etmek zorunda olmamıza rağmen, gezginlerin hikâyelerine inanacak olursak; oraya giden insanlar bugün bile o mahallede bir büyükbaş hayvanın bağırışını duyabilir ve insanlığın izlerini bulabilir.

Cermenler ve Gotlar

Kulikowski, İskandinavyalıların Gotlarla ilişkilendirildiğini; bu yüzden de Cermenlerin 19. yüzyılda büyük çekiciliğe sahip olduğunu; Gotların ve Cermenlerin dilleri arasındaki dilbilimsel bir ilişkinin keşfiyle desteklendiği fikrini varsayıyor. Bir dil ilişkisinin etnik bir ilişkiyi göstermesi fikri yaygındı ancak pratikte doğrulanmıyor. Kulikowski, üçüncü yüzyıldan önce Gotik bir milletin olmasının tek kanıtının, söyledikleri şüpheli olan Jordanes’dan geldiğini söylüyor.

Kulikowski’nin Jordanes’ın kullanımları üzerine sorunları

Jordanes, altıncı yüzyılın ikinci yarısında yazdı. Tarihini, işlerini kısaltması istenilen Cassiodorus adında Romalı bir soylunun artık mevcut olmayan yazılarına dayandırdı. Jordanes yazdığı zamanlarda, öncesi bir tarihe sahip değildi; bu yüzden ne kadar kendi keşfi olursa olsun, aslı öğrenilemiyor. Jordanes’ın yazılarının birçoğu hayalperestçe olduğu için reddedilmiştir ancak İskandinav kökenli olanlar kabul edilmiştir.

Kulikowski, Jordanes’ın güvenilmez olduğunu açıklamak için Jordanes’ın tarihindeki bazı inanması zor parçalara değiniyor. Bazı raporları başka yerlerde onaylanıyor ve kullanılıyorlar. Burada destekleyici bir kanıt yok ama biz kabul etmek için başka nedenlere ihtiyaç duyuyoruz. Gotların sözde kökenlerinden bahsedilmesi durumunda, Jordanes’ı kaynak olarak kullanan insanlardan herhangi bir destekleyici kanıt meydana gelir.

Kulikowski ayrıca, destek olarak arkeolojik bir kanıt kullanmaya karşı çıkıyor çünkü arkeolojik eserlerin sürekli yeri değiştirilirdi ve ticareti yapılırdı. Dahası, arkeologlar Gotik eserlere dair atıflarını Jordanes’a dayandırmışlardır.

Eğer Kulikowski haklıysa, Gotların nereden geldiğini ya da üçüncü yüzyıldaki Roma İmparatorluğu’na kadar olan yolculuklarından önceki yerlerini bilmiyoruz.

Çeviren: Hilal Kılınç

Düzenleyen: İrem Nur Arslan

Kaynak: ThoughtCo

Leave a comment