Yeni bir görüntüleme testinin Ulusal Kanser Enstitüsü tarafından desteklenen küçük bir klinik çalışmanın sonuçları, ileri derecedeki meme kanseri olan bazı kişilerin tedavi için karar vermesine yol açabileceğini gösteriyor. Bu test, tamoksifen (Nolvadex) veya letrozol (Femara) gibi hormon bloke edici tedavilere cevap vermesi gereken tümörleri tanımlamak için tasarlanmıştır. Görüntüleme yöntemi, östrojen-reseptör (ER) pozitif meme kanseri türü olan insanlar için, yani tümör hücreleri, hormon östrojeni için çok sayıda reseptör içerir ve bu kanserlerin büyümesi östrojen tarafından desteklenir. Kadınlardaki meme kanserlerinin %70-80’i, erkeklerde %90’ı ER pozitiftir. Hormon tedavileri ER pozitif meme kanseri türü için bir dayanak noktası. Endokrin tedavisi olarak da bilinen bu tedavide kullanılan ilaçlar, östrojen tümörlerinin açlıktan ölmesini sağlar veya östrojenin reseptöre bağlanmasını veya tutulmasını engelleyerek tümör büyümesini yavaşlatır veya durdurur. Ne var ki, ER pozitif tümörlü herkes hormon tedavisine cevap veremez ve çoğu da sonunda ilaçlara karşı dirençli hale gelir. Yeni görüntüleme testi, tümörlerdeki östrojen reseptörlerinin aktif ve östrojene karşı duyarlı olup olmadığını gösterir ve hangi hastaların bu dirençli tümörlere sahip olduğunu tespit etmeye yardımcı olabilir. Bir araştırmada, tümörlerinde aktif östrojen reseptörleri bulunan tüm hastaların hormon tedavisi aldığında hastalıklarının iyileştiğini veya stabil kaldığı gözlemlenmiştir. Bunun aksine araştırmacılar, tümörlerinde aktif östrojen reseptörleri bulunmayan tüm kadınlarda hastalığın ilerlediğini 2 Şubat’ta, Nature Communications adlı gazetede bir rapor olarak yayınladılar.

Yeni araştırmaya dâhil olmayan, Ulusal Kanser Enstitüsü Kanser Araştırmaları Merkezi Kadın Malign Bölümü’nden Dr. Stanley Lipkowitz, doktorların hormon tedavisinin en çok fayda sağlayacağı muhtemel hastalara uygulamalarına izin vermesi açısından görüntüleme testinin onkologlar için potansiyel olarak değerli bir araç olduğunu söylüyor. Aynı şekilde araştırmaya dâhil olmayan Vanderbilt Üniversitesi Tıp Merkezi Tıp Onkoloğu ve meme kanseri uzmanı Dr. Laura Kennedy, sonuçların daha büyük bir çalışmada onaylanması gerekmesine karşın “heyecan verici” ve “umut verici” olduğunu söyledi. St. Louis’deki Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden takım lideri olan Dr. Farrokh Dehdashti, bu testin, ER pozitif meme kanseri olan hastaların aylarca süren ve hastalıklarının ilerlemelerine sebep olacağı bir etkisiz tedavilerden kaçınmalarına yardımcı olabileceğini söylüyor.

Östrojen reseptörleri tümörlerin içinde ama aktiflik durumları nasıl?

Doktorlar, göğüs kanseri hücrelerinin östrojen reseptörleri içerip içermediğini öğrenmek için cerrahi olarak veya iğne biyopsisi ile çıkarılmış tümör dokusu örneklerini test ediyorlar. Tedavi sonrasında tekrar oluşan veya vücudun diğer bölgelerine yayılım gösteren (metastaz yapılmış) ileri evre ER-pozitif meme kanseri olan hastalarda, genellikle hormon tedavisine başlanır ve daha sonra kanserlerinin tedaviye yanıt verip vermediği izlenir. Ne var ki, mevcut testler tümör hücrelerindeki östrojen reseptörlerinin tümörün büyümesini yönlendirip yönlendirmediği ve bu yüzden hormon tedavisine cevap verip vermeme olasılıkları hakkında herhangi bir bilgi sağlamamaktadır. Östrojen reseptörlü normal hücrelerin yanı sıra tümör hücrelerinde çalışan östrojen, reseptöre bağlanır ve bunu açar. Harekete geçen östrojen reseptörü daha sonra birçok hücre işlemini etkiler. Meme kanseri hücrelerinin östrojene tepki vermesinin başka bir yolu da başka bir hormon reseptörü türü olan projesteron reseptöründen daha fazla üretmektir. Yeni test, hastaların kısa bir süre östrojen aldıktan sonra tümörlerde projesteron reseptörlerinin seviyelerinde değişiklik olup olmadığını arar. Tümör hücrelerindeki östrojen reseptörleri östrojene karşı duyarlıysa projesteron reseptör seviyeleri yükselmelidir.

Test, özellikle projesteron reseptörlerine bağlanan FFNP adında bir radyoaktif izleyici kullanılan bir PET taramasını içerir. Daha fazla projesteron reseptörü oluştuğunda, tümör hücreleri tarafından alınan FFNP miktarı biraz daha fazladır ve PET taramasında FFNP daha güçlü bir sinyal gönderir.

Tümörleri belirginleştirmek için FFNP kullanmak

Bu küçük klinik deney için, Dr. Dehdashti’nin ekibi ileri evre ER pozitif meme kanseri olan 43 postmenopozal kadın üzerinde çalıştı. PET-CT taramalarında, röntgen formunu kullanan bir görüntüleme yöntemi olan PET taramalarını Bilgisayarlı Tomografi taramaları ile birleştiren görüntüleme aracı olarak FFNP kullanılmıştır. PET-CT taramaları, FFNP ile “beliren” tümörlerin anatomik konumu hakkında sadece PET taramasının kendi başına sunabileceğinden daha net bilgiler sunar. Hastalar önce PET-CT taramalarından FFNP kullanılarak geçtiler. Ardından 24 saatlik bir süre boyunca üç doz östrojen verildi ve FFNP ile görüntüleme testi tekrarlandı. 24 saatlik östrojen meydan okuma testi öncesindeki ve sonrasındaki PET-CT taramalarında tümörler tarafından alınan FFNP miktarındaki değişimleri araştırmak için karşılaştırıldı. Taramalar bittiğinde, bütün hastalar onkologları tarafından önerilen çeşitli tipteki hormon tedavilerinden aldı. Doktorlar, bütün hastalarının durumunu ve tedaviye verdiği yanıtları en az 6 ay boyunca takip etti. Meme kanseri, hormon tedavisine başladıktan sonraki 6 ay içinde 43 hastanın 15’inde (tedaviye yanıt vermeyen) ilerledi ve diğer 28 hastada (tedaviye yanıt veren) hastalık stabil kaldı ya da iyileşti. Bu 28 kadın, tümörleri terapiye cevap vermeyen 15’inden daha uzun yaşadı. Araştırmacılar daha sonra tedaviye yanıt verenlerin ve vermeyenlerin FFNP kullanılarak yapılan PET-CT taramalarını karşılaştırdılar. Hastaların tümörlerinin ilk PET-CT taramalarında aldığı FFNP miktarı, tedaviye yanıt verenler ile vermeyenler arasında farklılık göstermemiş ancak ilk ve ikinci yapılan PET-CT taramaları arasındaki değişiklik olduğu gözlemlenmiştir. Östrojen meydan okuma testi sonrası tümörlerin topladığı FFNP miktarı, hastalığı hormon tedavisine cevap veren 28 hastada artmıştır. Buna karşılık, FFNP’nin tümör alımı çoğu durumda veya sadece mütevazı bir artış göstererek, hastalığı hormon tedavisine cevap vermeyen 15 hastada azalmıştır. FFNP alımından sonra hiçbir yan etki görülmemesinin yanı sıra bazı hastalarda östrojen meydan okuma testinin ertesi gününde oluşan kısa dönem yan etkiler görülmüştür. Çoğu hafif olan bu yan etkiler arasında ishal, bulantı ve kusma ve kas-iskelet ağrıları yer almaktadır.

Test, klinik bakıma iyi bir şekilde entegre olacaktır

Dr. Dehdashti, bunun tek bir medikal merkezde yapılan küçük bir klinik deney olduğunu ve testin ileri evre meme kanseri olan kişilerde rutin olarak kullanılabilmesi için çok merkezli daha büyük deneylerde tekrarlanması gerektiğini vurguluyor. Bulgular doğrulanırsa, yeni östrojen meydan okuma testinin östrojen reseptörlerinin işlevsel olup olmadığını göstermenin yanı sıra doku biyopsilerine göre avantajlar sunacağını, bir biyopsinin genellikle sadece küçük bir tümör dokusu parçasını örnekliyor. Bir yandan FFNP görüntüleme aracı doktorların tüm tümörü görmelerini ve aynı zamanda kolayca biyopsi yapılamayanlar da dâhil olmak üzere vücuttaki tüm kanser lezyonlarını bir kerede görmelerini sağlayacağını açıkladı.

Bu araştırmada bulunmayan NCI Kanser Görüntüleme Programı Yardımcı Direktörü Dr. Janet Eary, östrojen reseptör fonksiyonunun vücuttaki tüm tümörlerde görselleştirilmesinin önemli bir avantaj olduğunu söyledi. Çünkü östrojen reseptörlerinin varlığı ve muhtemelen reseptörlerin östrojene karşı duyarlı olup olmadıkları, bir birey içindeki metastatik (yayılım gösteren) tümörler arasında bir miktar farklılık gösterebilir ve bu da tedavi kararlarını etkileyebilir. Yani, test yaptırmak bir bakıma oyunda değişiklik yapmak gibi.

Dr. Eary, etkisiz tedavinin maliyetinin son derece büyük olduğunu iddia ediyor. Dr. Kennedy, bu testin hastalara çok iyi entegre edilebileceğini ve burada sıklıkla metastatik meme kanseri hastalarında PET taramaları yapıldığını söylüyor. Ayrıca ER pozitif hastalarının tümörlerinin nihayetinde hormon tedavisine karşı dirençli olacağını bildiğini, dolayısıyla, eğer hastanın kanseri hızla ilerliyorsa, bazı hastaların kemoterapiye daha erken geçmeleri gerektiğinin bilinmesini sağlayacak bir [bir günlük] test yaptırmanın faydalı olabileceğini söylüyor. Ayrıca Dr. Kennedy, bu çalışmanın, hastaların aralarında daha önce tedavi edilmemiş olanların, hormon tedavisi görenlerin ve hormon tedavisi ile başka tedaviler de bulunan hastaların bir arada bulunduğunu belirtti. Diğer bir yandan Dr. Lipkowitz, bu testin hastalıkları dirençli hale geldikten ve verilen ilk hormon tedavisinde ilerledikten sonra başka bir hormon tedavisine cevap verebilecek hastaları tanımlamaya yardımcı olabileceğini söylüyor. Sonuç olarak, testin sadece büyüklük olarak değil, aynı zamanda kanser için benzer tedaviler alan bir grup hastayı da içeren bir çalışmada ne kadar iyi performans gösterdiğini görmenin de önemli olacağını dile getirdi. Daha homojenöz (benzer yapıya sahip olan) hasta gruplarını araştırmanın, testin hormon tedavisine duyarlı ve dirençli tümörlere sahip hastalar arasında ayrım yapabilmek konusundaki sınırları daha etkili bir şekilde ortaya koyabileceğini de ekledi. Öte yandan Dr. Lipkowitz, östrojen meydan okuma testinin seviyelerinin doğal olarak yüksek olması nedeniyle östrojen sorununun premenopozal kadınlarda da uygulanabilir olup olmayacağının kesin olmadığını da kaydetti.

Bu çalışmanın araştırmacıları, testin bir başka sınırlandırmasında, FFNP’nin normal karaciğerde büyük miktarda yer kaplamasından dolayı, sadece karaciğere yayılmış olan göğüs kanseri hastalarında kullanılamayacağını not ettiler.

Yazar: National Cancer Institute

Kaynak: National Cancer Institute

Çeviren: Özge Kılıçarslan

Düzenleyen: Ceren Berk