Gliese 581g, Dünya’dan yalnızca 20 ışık yılı uzaklıkta olan bir gezegenler sistemi içerisindeki bir güneş sistemimiz dışındaki bir gezegen adayıdır fakat şimdilik varlığı şüphelidir. İlk olarak 2010 yılında, ana yıldızının yaşanabilir bölgesinde Dünya’nın kütlesine yakın bir gezegen olarak duyurulan bu öte gezegen, başka araştırma ekipleri onun keşfine şüpheyle baktığı için inceleme altına alındı.

Binlerce öte gezegen adayı keşfedilmişken bu gezegenlerin gerçekten var olduğunu ispatlamak için genel olarak birbirinden bağımsız en az iki gözlem yapılır. Bilimsel açıdan özenli olmak için gezegen iki ayrı ekip tarafından iki farklı gözlemevi kullanılarak gözlemlenmelidir. 2010 yılında Gliese 581g gezegenini bulan asıl araştırmacılar ise yöntemlerini 2012 yılında savunmuşlar ve diğer ekiplerin çalışmalarına şüpheyle bakmışlardır.

Tanınmış en az bir öte gezegen veri tabanı, Gliese 581g’yi artık listelememektedir. Gezegen şu anda, Arecibo’nun Gezegensel Yaşanabilirlik Laboratuvarı’nda Puerto Rico Üniversitesi tarafından yayınlanan Yaşanabilir Öte Gezegen Kataloğu’nda listelenmemektedir. Öte gezegen yaşanabilirliği hakkında “yanlış çıkışları” betimleyen bir blog gönderisinde araştırmacı Abel Mendez, bu gezegenin var olmadığını yazmıştır.

Keşif

Gezegen ilk kez 2010 yılında Santa Cruz’daki California Üniversitesi’nde Steven Vogt tarafından liderlik edilen bir ekipçe duyurulmuştur. Hawaii’deki W.M. Keck Gözlemevi’nin 11 yıllık gözlem verilerini kullanarak ekipler, Gliese 581 yıldızının etrafında iki gezegen olduğunu duyurmuştur: Gliese 581f ve Gliese 581g. Sonuçlar Astrophysical Journal’da yayınlanmıştır ve ayrıca Arxiv’in önceden basılı sürümünde kullanıma sunulmuştur.

Gezegenin bir kırmızı cüce olan ana yıldızının yaşanabilir bölgesi içerisinde olduğuna inanılmıştı. Bu yıldız türü Güneş’ten soğuktur. Bu da demek oluyor ki gezegenlerin, yüzeylerinde suyun akması için gerekli olan ısıyı elde etmek amacıyla birbirlerine yakın biçimde toplanmaları gerekir. Gök bilimciler genellikle yaşanabilirliği gezegenin akışkan suyu destekleyip desteklemediğine göre belirlerken, onu etkileyebilecek birçok etkenin olduğu anlaşılmıştır. Buna gezegenin atmosferi ve salınan enerjiye göre ana yıldızlarının ne derece değişken olduğu da dahildir.

Keşfi duyuran bir basın bildirisinde, araştırmacılar Gliese 581’in “yaşanabilir gezegen iddiaları konusunda biraz karışık bir geçmişe sahip olduğunu” kabul etmişlerdir. Sistemde daha önce bulunmuş olan Gliese 581c ve Gliese 581d’nin, bulunmalarından daha sonrasında yaşanabilir bölgenin kıyısında olduğuna inanılmıştır (gelecek yıllarda Gliese 581d’nin varlığı da sorgulanmıştır). Sistemdeki gezegenlerin sayısı, kullanılan yönteme bağlı olarak tarihsel tahminlere göre 3 ve 6 arasında değişmektedir.

Gliese 581g’ye gelince, araştırmacıların söylediğine göre gezegenin bir yüzü daima ana yıldızına, diğer yüzüyse daima karanlığa bakıyor. Yaşanabilirlik bölgesi muhtemelen gölge ve ışık arasındadır.

Gliese 581g, ana yıldızında neden olduğu yer çekimi sallanmaları tespit edilerek keşfedilmiştir fakat araştırmacıların dediğine göre bu zor algılanan bir şeydir; saniyede 1.6 metre keskinliğinde 200’den fazla gözlem gerektirmiştir. Keck’ten alınan veriler, diğer bir ünlü gezegen avlama aygıtı olan, Şili’deki Avrupa Güney Gözlemevi’nin La Silla 3.6 metre teleskobundaki HARPS’tan (Yüksek Doğrulukta Radyal hız Gezegen Arama projesi) alınanlarla birleştirilmiştir. Yıldızın parlaklık ölçümleri de Tennessee Üniversitesi’nde bir robotik teleskop tarafından saptanmıştır.

Gezegen Ebadında Kuşkular

Gezegenin varlığı çok hızlı bir şekilde incelemeye alınmıştır. Ancak, o yılın ekim ayında Cenevre Gözlemevi’nden Michael Mayor’un liderliğindeki bir ekip Uluslararası Astronomi Birliği’nde HARPS verilerinden elde edilen daha fazla veri göstergesi kullanarak bir sunum yapmıştır. Sistemdeki diğer dört gezegenden geldiğine inandıkları sinyaller almışlardır fakat gelen bilginin Gliese 581g’yi göstermediğini söylemişlerdir.

Cenevre Gözlemevi’nde HARPS verileri üzerine çalışan bir gök bilimci olan Francesco Pepe SPACE.com’da yeniden yayınlanan bir Astrobiology Magazine makalesi için bir e-postada, “Bunun sebebi, aygıtın ve birçok veri göstergesinin son derece isabetli olması bir kenara dursun, bu olası beşinci gezegenden gelen sinyal salınımının çok düşük ve esasen ölçüm hatası seviyesinde olmasıdır.” demiştir.

Makale aynı zamanda Arxiv.org’un basım öncesi kısmında da yayınlanmıştır fakat görünen o ki asıl yayınlamaya uygun bulunmamıştır. Bu, Vogt’un 2012 yılında bir Space.com makalesinde yaptığı çıkarımdır. Ayrıca, kendi ekibinin İsviçreli ekiple aynı sonuca ulaşamadığını söylemiştir, tabi birkaç veri göstergesini çıkarmadıkları takdirde.

“Bu ihmalin kasıtlı mı yoksa bir hata sonucu mu olduğunu bilmiyorum.” demiştir o vakitte. “Yalnızca diyebilirim ki eğer bu bir hataysa aynı hatayı yalnızca bu makalede değil, diğer makalelerde de birden fazla kez yapıyorlar.”

Bilimsel Münakaşa

2010 yılında her biri birbirine karşıt görüşlerdeki araştırma ekipleri, sistemde varsayılmış başka gezegenlerin olasılığını da bazen tartışarak 581g hakkında coşkulu bir yayın faaliyetine giriştiler. Bunların arasında;

  • Heidelberg, Almanya’daki Max Planck Astronomi Enstitüsü’nde çalışan Rene Andrae’nin liderlik ettiği bir grup, Vogt’un grubunun buluşlarını gezegenlerin dairesel uzaya sahip olduğunu varsayarak yaptığını söylemiştir, Alman ekip bunun hatalı bir çıkarım olduğunu söylemiştir.
  • 2011 yılında MNRAS’ta, HARPS ve HIRES verilerini analiz eden farklı bir istatistik yönteme dayanan bir makale yayınlanmıştır. British Columbia Üniversitesi’nden Philip Gregory’nin liderlik ettiği grup da 581g’nin varlığını gösteren bir sinyal bulamamıştır.
  • 2012 yılında Vogt (581g’yi bulan kişi), 2010 yılında 581g’yi bulamayan İsviçreli ekibin kullandığı verileri kullanmıştır. Ekibi, gezegenler dairesel yörüngeye sahip olduğu sürece 581g’nin orada olduğunu ve birtakım veri göstergelerinin karşıt görüşlü ekip tarafından 2010 yılında ihmal edilmiş olabileceğini söylemiştir. Vogt, dairesel yörüngelerin “dinamik kararlılık, uyum derecesi ve sıkılık ilkesi (Occam’ın Usturası)” uyarınca işliyor olduğunu Space.com’a açıklamıştır. Makale, Astronomische Nachrichten’de yayınlanmıştır.

581g üzerine yapılan diğer çalışmalar ise onun varlığı üzerine yüksek kuşkular uyandırmaktadır. 2014 yılında, Penn State Üniversitesi’nde bir doktora sonrası araştırmacı olan Paul Robertson’ın liderlik ettiği bir ekip, Gliese 581d’nin (sistemdeki başka bir gezegen) güneşinin faaliyetleri üzerine düzenlemeler yapıldığında verilerde görünür olmadığını söylemiştir. Penn State’in yayınladığı bir basın bildirisinde, güneş ışınlarının bazen gezegen sinyalleri kılığına girebileceğine dikkat çekmiştir. Gliese 581g’nin var olduğu sonucuna, Gliese 581d’nin uzayına bakarak varılmıştır. Araştırmacıların vardığı karara göre, eğer 581d aslında yoksa, 581g de yok demektir.

Guillem Anglada-Escude’nin (Londra Üniversitesi) liderlik ettiği başka bir ekip, Mart 2015’te Science’ta yayınlanan makaleye yorum getirmiştir. Zamanın bir basın bildirisince söylediğine göre Robertson’ın ekibinin kullandığı istatistiksel yöntem, “GJ 581d gibi küçük gezegenleri tanımlamada yetersiz”dir. Anglada-Escude’nin ekibi, verinin “daha isabetli bir yöntem” kullanılarak yeniden analiz edilmesini istemiştir.

Ek kaynaklar:

Yazar: Elizabeth Howell

Çevirmen: Fatih Cesur

Kaynak: Space.com