“Gerçek benliklerimiz” var mı?

“Gerçek benliklerimiz” var mı?

Yapılan araştırmalar, itibarla ilgili kaygılarımızın kendimizi özgün hissedip hissetmediğimizi belirlediğini gösteriyor.

Özgün olmak ne demektir?

Çok satan yazarlardan David Goggins’in en büyük korkusu, Joe Rogan ile yaptığı popüler bir röportajda ortaya çıktı. Goggins, korkunç bir çocukluk geçirdi. Hastalık derecesinde obez olarak büyüdü ve erken yetişkinlik hayatında birçok zorluk yaşadı. Sonra ise Amerikan donanmasında deniz komandosu, ultra maraton koşucusu ve ünlü bir motivasyon konuşmacısı oldu. 
Goggins, en büyük korkusunun ölmek olduğunu ve Tanrı’nın (ya da Tanrı bu göreve her kimi atamışsa onun) ona başarıların listesinden oluşan bir tablo gösterdiğini belirtti: fiziksel olarak fit, donanmada deniz komandosu, barfiks rekor sahibi, başkalarına yardımcı olan ilham verici konuşmacı olmak vb.
Goggins “Bu, ben değilim” dediğini hayal ediyor. Ve Tanrı yanıt veriyor, “Senin   olman gereken buydu.”

Özgünlük nedir?

Ünlü psikolog Roy Baumeister, “gerçek benlik” ve özgünlük hakkında büyüleyici bir akademik makale yazdı. Baumeister bu makalede, özgünlük hissinin istediğimiz itibara uygun davranıp davranmamamızla ilgili olduğunu ileri sürer.

Diğer bir deyişle, insanlar arzu ettikleri sosyal imaja ulaştıklarında kendilerini en çok gerçek benlikleri ile uyumlu hisseder. Buna ulaşmada başarısızlık veya bunu kaybetme, insanlara kendilerini daha az özgün hissettirecektir.

İnsanlar utandıkları bir şeyi yaparken yakalandıklarında, “Bu, ben değilim,” veya “O, gerçekten ben değildim,” gibi şeyler söyler.

İtibarlarına zarar veren eylemlerin, onların gerçek benliklerini yansıtmadığını ima ederler. Bu, yalan söyledikleri anlamına gelmez. Çoğu insan, utanç verici davranışlarının derinlerde kim olduklarını yansıtmadığına gerçekten inanır.

Baumeister, “Benliğin temel amacı hayvan bedenini sosyal sisteme entegre etmekse (böylece hayatta kalabilir ve çoğalabilir), o zaman iyi bir itibar geliştirmek onun en büyük endişesidir ve kişi bir an için bile olsa başarılı olursa, bu hoş bir ‘bu benim!’ duygusu olacaktır,” diye yazmıştır.

İtibarımızı koruyan veya artıran her türlü eylemin bize mutluluk vereceği anlamına geldiğini söyler. Biz de bu duyguyu daha sonradan özgünlükle ilişkilendiririz.

Evrimsel psikolog Geoffrey Miller’ın belirttiği gibi, insan davranışları sırf kendilerini iyi hissettikleri için ortaya çıkmaz. İyi hissetmek, muhtemelen bazı evrimsel getirileri olan davranışı motive etmek için gelişti. İyi his, bize bu faydalı davranıştan daha fazlasını yaptırmak için vardır.

Baumeister, “Özgünlük araştırmacıları için en yıldırıcı bulgulardan biri, içe dönükler de dahil olmak üzere Amerikalı araştırma katılımcılarının, genellikle dışa dönük davranırken içe dönük davranırken olduğundan daha özgün hissettiklerini söylemeleriydi. Amerika, dışa dönük bir toplumdur. Ancak yine de içe dönüklerin bile dışa dönük davranırken kendilerini daha özgün hissetmeleri rahatsız edici,” der.

Aslında araştırma, gerçek kişilik özelliklerinden bağımsız olarak insanların dışa dönük, vicdanlı, duygusal yönden istikrarlı ve entelektüel bir şekilde davrandıklarında daha özgün hissettiklerini gösteriyor.

Diğer bir deyişle, insanlar kendi içsel arzularını takip etmek yerine, toplumun değer verdiği şeyleri yaparken kendilerini daha özgün hissetme eğilimindedirler.

Diğer araştırmalar şaşırtıcı bir şekilde, insanların dış etkilere direnmek yerine onları kabul ettiğinde gerçeklik ve esenlik duygularının daha yüksek olduğunu iddia etmektedir. Başkalarıyla aynı düşüncede olmak aynı zamanda daha fazla enerjiye ve daha yüksek öz saygıya sahip olmakla da ilişkiliydi.

İnsanların, sosyal etkilere meydan okuduklarında gerçek benliklerinin en belirgin safhada olacağını düşünebilirsiniz. Ancak insanlar sosyal etkilerle aynı fikirde olduklarında kendilerine karşı daha doğru hissederler.

Öyleyse gerçek benliğimiz, sadece çevremizdeki insanların yaptığı şeylerle aynı düşüncede olan bir koyun mudur?

“Gerçek benlik” diye bir şey yok

Baumeister, gerçek benliğin, gerçek bir şey olmadığını öne sürer. Bu, bir fikir ve bir idealden ibarettir.

Gerçek benlik, nasıl olabileceğimizi sevgiyle hayal etmemizden ibarettir. Bu ideale göre hareket ettiğimizde, “ben buyum,” diye düşünürüz. Ondan uzaklaştığımızda ise “o, ben değilim,” diye düşünürüz.

Bununla ilgili bir fikir, psikolog ve ilişki araştırmacısı Eli Finkel tarafından tartışılmıştı. Finfel, Michelangelo fenomeni hakkında konuşmuştu. “Michelangelo’nun zihninde,” diye yazıyor Finkel, “Şekil verme işlemi daha başlamadan taşın içinde Davut vardı.”

Buradaki fikir, sağlıklı evliliklerde her kişinin eşinin en iyi halini tanımlaması ve birbirlerine en iyi benliğe ulaşmak için yardımcı olmalarıydı.

Ancak Baumeister’in fikri, en iyi benliğimiz hakkında kendi vizyonumuza sahip olduğumuz (ki bunun bizim gerçek benliğimiz olduğuna inanıyoruz) ve bu ideale daha yakın hareket ettiğimizde daha özgün hissedeceğimizdir.

İnsanların gerçek benlikleri olarak düşündükleri benlik, kendilerinin iyi bir üne sahip oldukları versiyonlarıdır. Saygı duydukları akranlar üzerinde olumlu bir izlenim bırakan idealleştirilmiş bir benliktir bu. Bu ideale yaklaştıklarında kendilerini iyi hissedecekler ve özgün hissettiklerini söyleyeceklerdir.

Baumeister, makalenin sonlarına doğru, “insanlar, gerçek doğaları gereğince ve her şeyiyle tutarlı olmak yerine, sosyal olarak arzu edilen şekillerde hareket ettiklerinde kendilerini özgün hissettiklerini söyler,” diye yazıyor.  

Bu fikir, sosyal hayattaki bir başka bulmacayı da çözmeye yardımcı olmakta.

Araştırmacılar, “Yüksek statü kimliğini gizlemek hem statü hem de özgünlükten ödün verir. Bireyler bunu gizlemeyi önemli görür, çünkü böylece hem kendilerine hem de başkalarına ve aidiyete yönelik tehditleri en aza indirilmiş olur,” der.

İnsanlar, genelde birbirleriyle ortak özelliklere sahiptir. Ancak, sahip oldukları benzerlikleri başkalarıyla paylaşırken özellikle yüksek statüye sahip olduklarını ortaya çıkaran bilgileri saklayacaklardır.

Araştırmacılar, insanların bunu kişilerarası tehdidi en aza indirmek ve başkalarıyla sosyal ilişkileri yumuşatmak için yaptığını öne sürüyor.Bu, tuhaftır. İnsanların şunları yapmak isteyeceğini düşünebilirsiniz:

  1. Kendileri hakkında statü geliştirici ayrıntıları ifşa etmek
  2. Dürüst bilgi paylaşarak özgün olmak

Ancak, bilgi kısıtlamalarına bakmanın başka bir yolu da insanların başkalarıyla iyi geçinmeye öncelik vermesidir. İnsanlar başkaları tarafından çok sevilen ve ideal olan benlikleri tarafından yönlendirilir. Bu yüzden, insanlar kendi başarıları hakkında çok fazla övünmemeye çalışır.

Yazar: Rob Henderson

Kaynak: Psychology Today

Çeviren: Deniz Kıryazı

Düzenleyen: Kübra Kavasçinay

Leave a comment