Öğrencilerin Covid-19’un etkileri hakkındaki görüşlerinin önemi

COVID-19’un hayatımıza getirdiği kargaşa ve büyük değişimle tanışalı artık aylar oldu. Bu yıl yaşanan olaylar birçok genç yetişkinin hayatını alt üst etti. İş hayatlarında ve eğitim fırsatlarında aksaklıklar oldu, sevdiklerinin sağlığı ve güvenliği tehdit altına girdi, romantik ilişkiler de dahil olmak üzere akranlarıyla ikili ilişkiler inşa etme ve sürdürmeden mahrum kaldılar. Bu dönem tüm yaş grupları için ziyadesiyle zorlayıcı oldu.

Tüm bunlar yaşanırken araştırmacılar ve devlet yöneticileri COVID-19’un kısa ve uzun vadeli etkilerinden endişeli. 2020 üniversite bahar dönemi ile birlikte durumdan en başta etkilenen yetişkin üniversite öğrencileri ve ABD’deki birçok üniversitedeki meslekteşlarımla birlikte değişmeye devam eden refah seviyeleri ve sekteye uğrayan işleyiş hakkında bir çalışma sürdürüyorum.

Çalışmalarımı sürdürdüğüm kişiler arasında, psikolojik araştırma ve otobiyografik psikoloji alanında uzman olan Robyn Fivush (Emory Üniversitesi; ayrıca bu konu üzerinde eş zamanlı bir yazı yayınladı.), Andrea Follmer Greenhoot (Kansas Üniversitesi), Monisha Pasupathi ve Cecilia Wainryb (Utah Üniversitesi), ve Kate McLean (Western Washington Üniversitesi) yer almakta. Birlikte üniversitelerimiz içinden, ilk senesinde olan 633 öğrencimizin Covid’in getirdiği önemli sorunlara nasıl baktıkları ve psikolojik sağlık açısından bunu nasıl dile getirdiklerini araştırıyoruz.

İlk araştırmamız nisan ve mayıs aylarında, virüsün yayılma hızı dolayısıyla ABD’de tedbir amaçlı bir çok üniversitenin kapatıldığı dönemde yapıldı. Bu ani kapanışlar kampüslerden hızla ayrılma (veya bahar tatilinden dönenlerin yurtları boşaltması), yeniden aile evine dönmeyi kabullenme ve onlarla yaşamaya ayak uydurma, akademik olarak süren beklenti ve görevleri kaçırmama (geniş bant erişimi güvenilir olsun ya da olmasın) ve beraberinde hem aileyi hem de öğrenciyi sıkıştıran ciddi maddi zorluklara katlanma anlamına geliyordu.

Bu oldukça stresli bir dönemdi. Öğrenciler de Covid-19’un olumsuz etkilerini dile getirdikleri kadarıyla kabullendiler. Öğrenciler nasıl evde “tıkılıp kaldıklarını” ve arkadaşlarından izole olduklarını; iş arama zorluğundan kaynaklı ekonomik güvencelerini sağlama ve yaşadıkları boşluğu doldurmadaki ciddi sıkıntılarını; bir yandan okul etkinliklerini sürdürürken bir yandan da kardeşlerini, ebeveynlerini ve nüfusu artan hanelerini idare etmenin nasıl sorumluluklar yüklediğini ve bağışıklık sistemi zayıf ve yaşlı aile üyeleri hakkındaki korkularını aktarırken oldukça samimilerdi. Bu eve dönüş onlar için uzun bir tatil demek değildi.

Öğrencilerimizden COVID-19’un getirdiği sıkıntıların hayatlarındaki etkilerini anlatmalarını istediğimizde, neredeyse her biri oldukça ayrıntılı bir biçimde anılarını paylaştılar. Hikayelerinde hangi noktada ne olduğuyla ilgili açıklayıcı ve net bilgiler vermenin yanı sıra; düşünceleri, hedefleri ve hissettikleriyle alakalı yoruma müsait değerlendirmelerde bulundular. Anlatımlarındaki bu tür ayrıntılar, hikayelerinin doğru aktarılması ve takibi için oldukça önemlidir. Ayrıca, daha detaylı anlatım yapan kimseler psikolojik sağlık ve uyum konularında daha net bilgi verirler. Bu tarz bireyler yaşananlardan daha iyi ders alabilen ve nihayetinde de geçmiş deneyimleri sayesinde hayatın anlamını bulmada daha başarılı olabilen bireyler arasındadır.

Ayrıntılı anlatımın her ne kadar fazlaca yararı olsa da, hikaye anlatımı bir süreçtir. Hayatlarımızın nasıl şekillendiğine göre anlatım şeklimiz de zamanla değiştir. James Pennebaker gibi araştırmacılar, hayattaki zorluklarla karşılaşmanın hiç de kolay olmadığını söylüyor. Bu tür deneyimler kısa vadede negatif hislere sebep olabilir; ancak geçmişteki zorluklarla bilinçli ve ısrarlı bir şekilde yüzleşirsek bu hisler azalabilir.

Benzer olarak Emory Üniversitesi ve Emory Tıp Okulu’nun yaptığı güncel bir ortak çalışmada, deneyimlenen travmaların anlatımının, -buradaki bağlamda insanları bölgelerindeki hastanelerin acil servislerine taşıyan olaylar esas olmak üzere- bir sonraki sene geliştiğini gözlemledik. Yani kişi kendi kendine olayı taze tutar ya da başkalarıyla tekrar paylaşırsa, travmatik olaylar ile ilgili (örn. ciddi araba kazaları, tecavüz) ayrıntıları anlatma yetisi ilerleyen yıllarda gelişme gösteriyor. Ancak bunlar sonuca ulaşabilmiş olaylar hakkındaki görüşler. Bizim şu an üzerinde çalışmakta olduğumuz durum, öğrenciler için hala süregelen, endişe verici ve büyük bir karmaşa. Bu nedenle öğrencilerimizin deneyimleri hakkındaki hikayeleri “fırtınanın ortasında” başlığı altında toparladık. Böylelikle ilk ağızdan hikaye aktarımının ne kadar önemli olduğuyla, bu aktarımın öğrenciler için nasıl değişim sağlayabileceğiyle ve bu değişimlerin psikolojik sağlık açısından önemiyle alakalı görüşler kazanmayı umuyoruz.

Bu öğrencilerden sağladığımız ilk verilere baktığımızda, dayanıklılıkları ve kararlılıklarının cesaret verici olduğunu görüyoruz. Örneğin, bahardaki ciddi aksaklıklara rağmen öğrencilerin çoğu eğitimlerine güz döneminde devam etmekte kararlı olduklarını belirttiler. Ayrıca, bu yılki stres göz önüne alındığında şaşırtıcı olmayan kaygı alanları olduğunu da biliyoruz. Yoğun stres ve psikolojik zorluklar (Örn. Depresyon belirtileri, akademik stres) hakkında ankete katılan öğrencilerin notları, daha önce katılmamış olan öğrencilerin notlarına göre daha yüksekti. Bu son derece mantıklı. Hikaye anlatımı ile ilgili vardığımız bir diğer sonuç, COVID-19 ile alakalı olan hisler ve düşünceler hakkında daha ayrıntılı bilgi vermenin araştırmada yer alan semptomlar ve kaygı düzeyi ile doğrudan ilişkili olmasıydı.

Jordan A. Booker, Ph.D.

Covid-19’un etkileri hakkındaki detaylı hikaye anlatımında psikolojik kaygıların korelasyon matrisi.

Hikayelerinde daha fazla detay aktaran öğrenciler aynı zamanda bu bahar dönemiyle alakalı daha fazla psikolojik kaygıya sahip olan öğrencilerdi. Bu, zorluklarla yüzleşmenin ilk etapta üzücü olabileceğini öne süren çalışmalarla uyumludur ve bu pandeminin en yıkıcı ve acı verici zamanında hali hazırda zorluklar yaşayan öğrencilerin hayattaki diğer sıkıntıların ve zorlukların farkına varması olasıdır. Bizler yine gelecek senenin sürecini takip ederken bu gidişatı da yakından değerlendireceğiz.  Öğrenci ihtiyaçlarına daha iyi yanıt vermenin yollarını belirlemeye çalıştığımız için, bu projeden elde edilen bilgiler psikoloji ve yüksek öğrenimle ilgili olacaktır.

Bu proje önümüzdeki yıl ilerlemeye devam ederken, inanılmaz derecede acı verici ve zorlu koşullarda bile öğrencilerin hayatlarını nasıl anlamlandırdıklarına dair sağlanan zengin bilgileri değerlendirmeye devam etmeyi umuyoruz. Öğrencilerin COVID-19’dan araştırmaların bize gösterdiğinin ötesinde nasıl etkilendiklerini ve hayatı anlamlandıran hikayeler bulmanın onlara sıkıntılarla başa çıkmada ve kendilerini geliştirmede ne derece yardımcı olduğunu kavramak önemli.

Bu proje Utah Üniversitesi Lisans Araştırma Ofisi ve Utah Tohum Fonu Üniversitesi tarafından Covid-19 araştırmaları için finanse edildi.

Kaynak: Psychology Today

Yazar: Jordan A. Booker

Çeviren: İclal Peltek

Düzenleyen: Merve Bulut Mehmed