Filmler ve televizyon, başka bir dili daha yetkin konuşmanıza yardımcı olacak harika araçlar olabilir. Bu formatlar dikkatinizi çekerek ve merakınızı uyandırarak, size öğrenmeye karşı olumlu bir tutum aşılayabilir. Ayrıca bu formatlar, daha aktif bir katılımcı olmanıza yardımcı olabilir ve o dili öğrenmek için daha fazla zaman ayırma konusunda sizi motive edebilir.

Netflix’in İspanyol dizisi La Casa de Papel’den (yayın sitesinin en çok izlenen İngilizce olmayan şovu olan Money Heist) Federico Fellini’nin La Dolce Vita’sına ya da geçen yılın Oscar ödüllü Kore filmi ‘Parasite’ gibi film klasiklerine kadar birçok harika ve sürükleyici dizi ve film parmaklarımızın ucunda.

Bununla birlikte, bir dili bu şekilde öğrenmek, söylemesi kolay fakat yapması zor bir şeydir. Eminim çoğumuz, aslında fazla bir şey öğrenmeden sürükleyici bir İskandinav polisiyesinin sonuna kadar gelmişizdir. İşte TV ve film aracılığıyla dil öğreniminden en iyi şekilde yararlanmanıza yardımcı olacak dört püf nokta.

1. Sesli iç çekişler ve vücut dili

Belki de başka bir dil öğrenmek için film ve TV izlemenin en büyük faydalarından biri, dilin tutunabileceği görsel bir çerçeve sağlayarak öğrenmenizi destekleyen görsel bir bağlamın oluşturulmasıdır. Örneğin filmler; yüz ifadeleri, beden dili ve dil ötesi (paralinguistik) solunum (nefesin kesilmesi, inleme, iç çekiş) gibi çeşitli görsel ve işitsel ipuçları vererek insanların yabancı kelimeleri ve cümleleri anlamalarına yardımcı olabilir.

Bu ipuçları, öğrencilerin dinlediğini anlama yeteneğini geliştirebilir ve filmlerde yansıtılan sözlü dili destekleyebilir. Bir sahneyi altyazısız seyrettiğiniz sırada birkaç kelimeyi anlayabiliyorken, görseller dildeki boşlukları doldurduklarından neler olup bittiğini tam anlamıyla kavrayabilirsiniz.

2. Sesten çıkarım yapma

Bununla birlikte, film ve TV “görsel” ortamlardan daha fazlasıdır. Ses, ruh hali ve anlatının ilerlemesi için oldukça önemli bir ögedir. Müzik, arka plan sesi veya efekt kullanımındaki değişiklikler, öğrenenlerin olay örgüsünün gelişimi ve kullanılan dil hakkında tahminde bulunmalarına olanak tanır.

Dinleme becerilerini geliştirmeye yardımcı olacak çok faydalı bir teknik, görselleri görmezden gelmek ve duyduğunuz seslere göre karakterleri ve ortamı tanımlamak olacaktır. Karakterlerin duygularını tanımlamak için sesin bükülmesi, perdesi ve tonlaması gibi dil özelliklerini de kullanabilirsiniz. Bu sadece yeni dile maruz kalmanızı artırmakla kalmaz, aynı zamanda belirli duygusal durumlarda dilin ve tonun nasıl değiştiğini anlamanıza yardımcı olur.

3. Doğru telaffuz

Alışılagelmiş, dil öğreten ders kitaplarında ve metinlerde, konuşma bir şekilde yapmacık görünebilir. Örneğin; Paulo “Nasılsın?” diyor, Juan “İyiyim, teşekkür ederim” diye cevap veriyor. Gerçek hayatta insanlar bu kadar basit veya doğrudan konuşma eğiliminde değildir.

Film ve TV aracılığıyla, durumlar arasında doğal konuşma özelliklerine ve dilin daha iletişimsel işlevlerine maruz kalırsınız. Bu, doğal dil ifadelerini taklit ederek daha doğal bir konuşma akışı elde etmenize yardımcı olabilir. Aynı zamanda size doğru tonlama ve telaffuz hakkında daha çok şey öğretecektir.

Ayrıca, belirli telaffuz kalıpları ve doğal konuşma akışları kullanarak, o dili anadili olarak konuşanları duyarak çeşitli lehçelere, telaffuzlara ve tonlama türlerine aşina olabilirsiniz. Bu tür sesleri taklit etmek telaffuz konusunda size yardımcı olabilir ve böylece telaffuzu geliştirebilir.

4. Dili anadili gibi kullanmak

Diyaloğa maruz kalarak, aynı zamanda gerçek hayattaki sohbetlerle, günlük dil ve kelime hazinesiyle tanışırsınız. Bu nedenle, film ve TV, çeşitli dillerin özgün kaynaklarıdır ve öğrencilere bağlam içinde dil örnekleri -insanların sınıf dışında söyledikleri şeyler- sunar.

Başka bir dilin gramerini ve kelime dağarcığını öğrenmek inanılmaz derecede önemliyken, film ve TV aynı zamanda öğrencilere dilin gerçekte nasıl kullanıldığı hakkında bilgi verir. Örneğin, Fransız komedi Dix pour cent’i (“%10” anlamına gelmekte, ancak İngiliz izleyiciler tarafından “Call My Agent” olarak bilinir) izleyin, “n’importe quoi” teriminin birçok anlamı olduğunu öğreneceksiniz. Konuşmacının tonuna ve bağlama bağlı olarak, bu mükemmel ifade “herhangi bir şey”, “her neyse”, “anlamsız”, “daha neler” ve hatta “saçmalık!” anlamına gelebilir.

Yazar: Neophytos Mitsigkas

Kaynak: The Conversation

Çeviren: Ece Akkale

Düzenleyen: Begüm Deniz Saltık