1936 senesinde, 19 Ağustos Çarşamba gününün erken saatlerinde, askeri bir kamyon Vega De Granada’nın dönemeçli yolları üzerinden geçerek İspanya İç Savaşı’nın en tartışmalı suçlarından birinin vuku bulduğu bilinmeyen bir güzergaha doğru yol aldı.

Dünyaca ünlü ispanyol şair ve oyun yazarı Federico Garcia Lorca bu kamyonda bir yolcuydu ve, tıpkı onunla birlikte orada olan diğer üç hükümlü gibi, bir daha hiç görülmedi.

Federico Garcia Lorca’nın ölümü büyük bir protestoya sebep oldu ve tüm dünyadan şair ve yazarlar, Franco rejimini insan hayatının bu denli utanç verici bir şekilde harcanmasından dolayı kınadı.

Şilili şair Pablo Neruda, Garcia Lorca’nın katlinden bahsederken Lorca’nın İspanya’nın özü olduğunu dile getirdi: “Bu suçu ne unutabileceğiz ne de affedebileceğiz; bunu asla aklımızdan çıkartmayacağız ve asla tolere etmeyeceğiz, asla.”

Lorca’nın ölümü hükümet için giderek artan bir mahcubiyet olmaya başlamıştı ve kendilerini dünya kamuoyu gözünde aklamak için çaresizce çözüm arıyorlardı, ama Cumhuriyetçilerin şairi öldürmediği konusu netlik kazandığında Milliyetçi propagandacılar suçu kimliği belirsiz suikastçilere attı.

Cesedinin bulunduğu yer birçok belgesele, kitaba ve dergiye konu oldu ve bugün bile, ölümünden 80 yıl sonra, bu İspanyol edebiyat dahisinin sonsuz uykusunu uyuduğu yer bir yalanlar ve örtbaslar labirentinin altında gömülüdür.

Lorca’nın ilk başta neden tutuklandığı belirsizdir, ve eşcinselliğine ilişkin teoriler oldukça fazladır, ama şu daha muhtemel ki bu şair, yükselmekte olan sağ görüşlülerin gözünde çekinmeden dile getirdiği sosyalist görüşleri nedeniyle şüphe uyandırıcı olmuş olabilirdi.

Garcia Lorca’nın apolitik olduğu da ileri sürülmüştür, ama onun Popular Front’un etkin bir destekçisi olduğunu iddia eden çoğunluk buna karşı çıkmıştır.

Lorca, 1933’te Nazi’lerin Alman yazarları katletmesini kınayan bir manifestoya ismini ekleyerek faşizme karşı duruşunu göstermiş oldu, ve sonrasında, Popular Front için olan desteğini açıkça dile getirecekti.

The Popular Front, 1936 Ocak ayında ana İspanyol sol partileri tarafından kurulmuş bir koalisyondu ve Lorca kendini koalisyonun hedefleriyle yakından özdeşleştirdi.

Şair, aralarında Brezilyalı komünist lider Carlos Prestes’in de bulunduğu önde gelen isimlerin tutuklanmalarıyla alakalı birçok doküman imzaladı ve kendini diktatörlüğe karşı savaşmaya adamış olan “Latin Amerika’nın Arkadaşları” adında bir topluluğa katıldı.

İspanyol İç Savaşı’nın yaklaştığı aylarda siyaset ve sanat karmaşık bir hal aldı ve popüler sanatçı ve yazarların sözlerine siyasi önem atfedildi.

Bu sanatçılar halk figürleri olarak etkilerini rejime saldırı için kullandı ve Lorca da buna bir istisna değildi.

Lorca’nın cinsiyetini kamu önünde aleni olarak açmamasına rağmen tutuklanmasında ve daha sonraki idamında eşcinselliği de rol oynamış olabilir. Ahlak dışı davranışlardan bahseden dedikodular hızlıca yayıldı ve onu seven insanlar kolayca şahsi kan davalarının kurbanı oldular.

Federico Garcia Lorca 20.yüzyıl edebiyatının ufuk açıcı şahsiyetlerinden biri olarak kabul edilir ve eserleri, yaşadığı ve uğrunda öldüğü ülkenin neredeyse hayali yansımasını çağrıştırmıştır.

19 yıllık kariyerinde 13 oyun ve 9 şiir kitabı yazdı ve kendini apolitik olarak görmesine rağmen hem hareketleriyle, hem de sözleriyle tüm ırk ve kökenden insanlar için adalet talep etti.

Savaş sırasında yaklaşık olarak 200.000 erkek, kadın ve çocuk idam edildi ve üstelik 20.000 Cumhuriyet destekçisi savaş bittikten sonra vurularak öldürüldü.

Lorca, ortadan kaybolduğu sırada yeni bir kitap planlıyordu

Lorca özgürlüğünün son günlerini kendisi gibi ayaklanma başladıktan sonra Madrid’ten dönen yakın arkadaşı şair Luis Rosales’in evinde geçirdi. Rosales ailesi Falangist hareketinin üyesiydi fakat Lorca bir aile dostuydu ve ona yardım etmeye karar verdiler. Rosales ailesinin fertleri onu koruyarak kendi hayatlarını büyük bir tehlikeye attılar. Luis Rosales, Lorca’nın son günlerini yazarak geçirdiğini ve “Soneler Bahçesi” isimli yeni bir kitap tasarladığını iddia etti, fakat bu kağıtların nerede bulunduğu gizemini sürdürmektedir.

 

Yazar: Tony Bryant

Çevirmen: Gözde Okumuş

Kaynak: Sur in English