Keratsini bölgesi herhangi bir seyahat rehberine yerleşmez. Atina’nın batısında yer alan küçük Pire şehrinde, teraslı evler ve ara sıra tavla barı ya da harap benzin istasyonlarıyla dolu bir yer. Altın Şafak’ın en yeni “siyasi kalesini” inşa ettiği yer burasıdır – bu, partinin oyların yüzde 40’ı ya da daha fazlasını aldığı seçim bölgeleri için kullandığı terim. Terim haksız da değil. Caddelerinde, siyah tişörtlerini sadece Piraeus’un Olympiakos takımının maç günlerinde beyaz kırmızı formalarla değiştiren kaslı adamlar devriye geziyor.

Kerastini’nin sokaklarında ölümüne doğru yürüyen Pavlos Fyssas, bu adamlardan biri olmadığını bilmenizi isterdi. Fyssas, Syriza’nın sözlerini duymuş bir Olympiakos taraftarıydı. Syriza’nın takımın 7. Kapı taraftar grubuna dağıttığı solcu bildirileri okumuş ve Olympiakos taraftarlarının ev sahibi maçlarında düzenli olarak açtıkları faşist pankartlara karşı partinin protestolarına katılmıştı.

Başkalarının protestolarına katılmakla yetinmeyen, Killah P sahne adıyla da bilinen ünlü rapçi, müziğinde Syriza’nın sol siyaseti öne çıkarmaya karar vermişti. İşsizliğin yabancı düşmanlığı hastalığını doğurduğu Keratsini’nin haşin sokaklarında bu karar Fyssas’ı sevilen biri yapmamıştı.

Syriza, 2004’te Altın Şafak’ın futbol taraftarlarına sızma stratejisini kullanmaya karar verdiğinde bir kulübün dışında hemen hemen her kulüpte destek kazanmakta başarılı oldu. Ünlü sağcı Kırmızı Milliyetçi holiganlarıyla Olimpiakos Pire, çok uzak bir köprü olduğunu kanıtladı.

Syriza, Iraklis Selanik’in Otonom 10. Kapı, Aris’in Süper 3, Atromitos’un Fentaign ve Panathinaikos’un Savaşçılar taraftar grupları arasında aktivist toplamaya başladı. PAOK taraftarlarının 2009 yazında Rus işgali kurbanlarına yardım için Gürcistan’a yaptıkları insani yardım yolculuğu için para topladılar. Yunan futbolunun ilk anti-faşist grubu Birleşik Radikal Taraftarlar’ı kurdular ve üyelerinin 2009 yılında Bologna’daki Mondialli ırkçılık karşıtı konferansına olan yolculuklarının masrafını ödediler. Hatta Süper 3’ün lideri Vangelis Diamantopoulos’u meclis adayı yaptılar.

Ancak Olimpiakos’a gelindiğinde, çetin cevizi kıramazlardı. Aşırı sağ çok sayıda Olympiakos taraftarına çok önceden ulaşmıştı. Pire’nin tarihsel olarak yüksek yoksulluk oranları, Yunan Ortodoks Kilisesi’ne katı bir bağlılıkla ilişkilendirilmişti. Bundan dolayı, Yugoslavya Savaşları boyunca Pire’nin nüfusu kendisini Ortodoks Kilisesi’nin ilkelerini savunma görüntüsü çizen bir Sırp milliyetçiliğiyle özdeşleştirdi. Bosna-Sırp savaşı suçlusu Radovan Karadžić, 1993’de Olympiakos’un stadyumunu ziyaret ettiğinde coşkulu bir şekilde karşılandı. Yirmi beş yıl geçmesine rağmen, hala birçok ultrasın tişörtlerini Slobodan Milošević borşları ve rozetleri süslüyor.

Fyssas’ın tanınan şarkılarından “Piraeus on my back”, 34 yıllık hayatının tamamını geçirdiği şehre ithaf edilmiştir. 17 Eylül 2013’te, Keratsini’nin yan caddesindeki küçük bir spor barında Fyssas, kız arkadaşı Chryssa’yı selamlamak için bir anlığına Olympiakos – Paris Saint-Germain maçına arkasını döndü.  Geriye döndüğünde, çivili beyzbol sopaları tutan siyah tişörtlü adamlarla yüz yüze geldi. Sığınacak bir yer bulmak için dışarı çıkan Fyssas, sadece aniden tam önünde duran gri bir Nissan ile karşılaştı. Arabadan çıkan adam sanki kucaklayacakmış gibi sakince Fyssas’a yaklaştı, sonra da kalbinden iki kez bıçakladı.

Bu cinayet tüm ulusu siyasi bir krize itti. Bu sadece futbol arbedesi değildi; hedefli bir infazdı. Fyssas’ın katili, yakınlardaki Nikais’de parti ofisinde çalışan bir Altın Şafak üyesiydi. Bir telefon aldıp arabasına koşmadan önce evinde Olympiakos maçını izliyordu. Telefon kayıtları o gece partinin yerel şubesinin lideri olan Giorgos Patelis ile birkaç kez konuştuğunu gösteriyor. Patelis, Pire’deki meclis üyesi Ioannis Lagos’u aramış, o da Altın Şafak lideri Nikos Michaloliakos’u aramıştı.

Fysass’ı öldürme kararının kimden geldiği hala bilinmiyor. Altın Şafak milletvekilleri Ilias Kasidiaris, Ilias Panagiotaros ve Nikos Michos serbest bırakılmadan önce cezai takibatta suçlandılar. Ancak yargıç bir şeyden emindi: o gece Altın Şafak’tan biri Fyssas’ın ölüm emrini verdi. Altmış dokuz Altın Şafak sanığı yargılanıyor. Bu yılın [2018] sonunda mahkeme kararı bekleniyor.

20 binden fazla anti-faşist eylemci, Fyssas cinayetini protesto etmek için Keratsini sokaklarını doldurdu.Tıpkı 2008’de olduğu gibi, bir halkın futbol taraftarlarının öfkeli haykırışlarına ve suçlayıcı pankartlarına katıldılar. Bu, Alexis Grigoropoulos’un katledilmesinden bu yana taraftarların sağ ya da sol adına ilk sokağa çıkışları değildi.

Atina’nın nüfusunun yaklaşık yüzde 36’sı, ülkenin son uluslararası ekonomik kurtarma paketinin sert şartlarını protesto etmek amacıyla Mayıs 2011’de şehrin Syntagma Meydanı’na akın etti. Panathinaikos, Ergotelis, AEK ve Aris taraftarları da onlara katıldı. Altın meydanın tatlı portakal ağaçlarının altında, taraftarlar hükümete “AB’yi görmezden gel ve fakirlere yardım et” emri veren pankartlar taşıdılar.

Bu solcu taraftarlar daha önce şiddetten uzak durmuşlardı. Fakat şimdi, Keratsini’nin donuk sokaklarında yürüdüklerinde galeyana gelmişlerdi. Altın Şafak’ın gözdağından bıkmışlardı. 2011’deki Snytagma Meydanı eylemlerinde Altın Şafak aktivistlerinin taraftarlara nasıl birdenbire saldırdıklarını hepsi hatırlıyordu. Üç Altın Şafak üyesinin AEK-Atromitos maçında solcu politikacı Dimitris Stratoulis’i nasıl dövdükleri de unutulmamıştı. Sinirlerin nasıl taştığına dair işaretler vardı. Altın Şafak, Ağustos 2013’te PAOK Selanik oyuncusu Kaçe’yi Kosova bağımsızlığına verdiği destekten dolayı kınadığı zaman, PAOK taraftarları ofislerini yağmaladı.

Şimdi de futbol taraftarları Altın Şafak’ın Nikaia ofisine, ellerinde balyozla saldırıyordu. Önce Önce Serifou caddesindeki GETO kafenin önünde durup camını taşladılar. Burası Olympiakos’un 7. Kapı ultrasının uğrak yeriydi ve sağcı taraftar grubunun Fyssas’ın Altın Şafak tarafından öldürülmesini kınamıyor olması hoş karşılanmadı. Buradan Altın Şafak bürosuna yöneldiler, camlarını kırıp içerideki neo-Nazileri ellerindeki kana istinaden kırmızı spreyle boyadılar.

Geçtiğimiz dört yıl boyunca, her Eylül ayında Pavlus Fyssas’ı anmak için ortalama 3.000 solcu protestocu Keratsini’ye gider. Molotof kokteyli atıp çevik kuvvetle çatışırlar ve Fyssas’ın son şarkısı olan Zoria’nın sözlerini söylerler. Fyssas’ın kendi cinayetini tahmin ettiği akıldan çıkmayan sözleri, mumlarla ve çiçeklerle dolu acılı mezarından kaldırımlara çarpıp geri yankılanır. “Böyle bir günde ölmek iyi bir şey, Benim adım Pire’li Pavlos, Ben bir Yunanım, bu ne anlama geliyorsa, bir bayrak ya da siyah tişörtlü Aşil dölü değilim.”

Son yıllarda Yunanistan’da durumun sakinleştiğine, ülkenin nüfusunun kıvranmasının ve kayıplarının yavaş yavaş ekonomik iyileşme içinde olduğuna dair bir his var. Başbakan Alexis Tsipras kısa süre önce “En kötüsü bitti” dedi. Birçok yorumcu için bu sonuç, ülkenin futbol taraftarları arasındaki şiddete kadar uzanıyor. Rakip taraftarlar arasındaki olaylar 2013’ten beri azaldı.

Ancak Yunanlılar, geçmişin taşkınlıklarına geri dönmenin ne kadar kolay olduğunu herkesten çok daha fazla biliyorlar. Ülkenin otoriter askeri cuntasının yenilgisinden otuz yıl sonra, aşırı sağ Yunanistan’ın siyasi manzarasını yakmaya devam ediyor. Pek çok kişinin ekonomik iyileşmeye eşlik edeceğini vaadettiği merkez siyaset geri dönmedi. Daha önce orta düzeydeki merkez sağ Yeni Demokrasi, aşırı sağın gölgelerine doğru yola çıkıyor. Altın Şafak ise varlığını sürdürüyor

Partiler Suriyeli mülteciler ve Makedonya’ya yönelik milliyetçi hınç üzerinden siyaset yaparken, taraftar gruplarının siyasi istekleri de yeniden uyanıyor. Bu haziran faşist PAOK taraftarları, Yunanistan’ın Makedonya’nın bu ismi kullanma hakkını tanıması kararını takiben Selanik’in kent merkezinde üç gün boyunca ayaklandılar. Dahası, Yiannis Zaimakis’e göre, Mayıs ayında Atina’da yapılan kupa finalindeki şiddet Syriza seçmeni AEK taraftarları ve Altın Şafak’ın PAOK aktivistleri arasındaki siyasi hınçtan kaynaklandı.

Çağdaş Yunan filozofu Nikos Dimou’nun belirttiği gibi, şu anda ulusunu etkileyen asıl veba, arzu ve gerçeklik arasındaki boşluktur. “İnsanların umudu krizin bittiğinin gösterilmesi, polisin artık sağcı olmadığının ortaya atılabilmesi, siyasi merkezin geri dönmesi.”

Yunan futbol taraftarları, Yunanistan’ın siyasi madeninde kanaryalar olduklarını gösterdiler. Uykudan uyanmaya başlamaları, daha geniş bir toplumsal huzursuzluğun göstergesidir. Eğer Syriza daha fazla acılı yara izi ve molotof kokteylinin üremesini önlemek istiyorsa, bunu akılda tutmalıdır.

 

Yazar: Alexander Shea

Çevirmen: Özgenur Aydın

Kaynak: These Football Times