Hayat, Freud’un da tasvir ettiği gibi, bizim için “çok zor”. Kendisi, üzerimize dökülen felç edici acının yaşamaya devam etme irademizi alt üst etmek için fazlasıyla yeterli olduğunu iddia eder.
“Uygarlık ve Hoşnutsuzlukları” adlı kitabında, mutsuzluğun kaynağı olan üç sebep Freud tarafından tanımlanmıştır: bedenimiz, dış dünya ve başkalarıyla ilişkilerimiz.

Eternal Sunshine of the Spotless Mind filmi, esas olarak çevremizdeki insanlarla sürdürdüğümüz ilişkilerden kaynaklanabilecek şiddetli acılara odaklanır. Filmde, Joel ve Clementine başkalarıyla olan ilişkileriyle gelen çatışmalara istemsizce dahil olurlar ve bu onlarda büyük bir duygusal acıya sebep olur.
Freud kitabında, yaşamın acısını dindiren yaşam sanatının on bir tekniği listeler. Eternal Sunshine of the Spotless Mind bu yöntemlerin üç tanesini karşılar: benliğimizin etkisi, hayal gücü ve âşık olmak. Freud’a göre neredeyse imkânsız olsa da Joel ve Clementine kendi tekniklerini kullanarak hayatın bazı ızdıraplarını hafifletebilirler.

Benliğimizin etkisi

Freud, yaşamın neden olduğu eziyeti azaltmak için uygulanabilecek başarılı yaşam tekniklerinden biri olarak benliğimizi etkilemeyi sunar. Benliğimizi etkilemek; fiziksel veya kimyasal bedenimizi acımızı hafifletmeye yardımcı olacak biçimde değiştirmektir.
Ambien’den Zoloft’a kadar çeşitli ilaçlar, çevremizdeki amansız dünyaya duyarlılığımızı ayarlamak için kullanılabilir ama Eternal Sunshine of the Spotless Mind’ın çok daha esaslı bir yöntemi var.
Filmde, Clementine ve Joel’in ayrılıklarından sonra tecrübe ettikleri ızdırap onları o kadar zayıflatır ki eski ve önemli olan her anılarını zihinlerinden fiziksel olarak silen tıbbi bir prosedürden geçerek acılarını gidermeyi seçerler.
Bu noktada hayat, Joel ve Clementine’ın mevcut koşullarda devam etmesi için “çok zor” hale gelir. İkisi de hayatın katlanılabilir hale gelmesi için kendilerinin bir parçasını büyük ölçüde değiştirmeleri gerektiği sonucuna varırlar.

Hayal gücü

Yanılsamalar ve hayaller yoluyla, hayatın yarattığı sefaletten geçici olarak kaçma şansına sahibiz.
Freud, hayallerimizi ve hayal gücümüzü yaşama sanatında birer teknik olarak sunar çünkü hayal gücümüz, etrafımızdaki dünyanın kederinden sıyrılmamızı sağlayacak biçimde şekillendirilebilir ve yönlendirilebilir.
Joel, rüyalarında Clementine ile paylaştığı keyifli deneyimlerden söz edebiliyor. Rüyaları yoluyla aynı zamanda Clementine’ın anılarını silme prosedüründen kaçmasına yardım ettiğini de hayal edebiliyor.
Böylelikle Joel kendisini Clementine’ı tam anlamıyla pozitif bir ışık altında hayal ederek idealleştirirken bulur. Rüyalarında ve hayal dünyasında gerçek hayatta kaçınılmaz olarak ortaya çıkacak çatışmalardan verimli bir şekilde kaçınır. Böyle yaparak, kendisini Clementine’ın tüm negatif yönlerini görmezden gelirken bulur ve ona tekrar âşık olmaya başlar.

Âşık olmak

Freud, âşık olmayı acı çekmenin en iyi dikkat dağıtma yöntemlerinden biri olarak tanımlar. Âşık olmanın, nihayetinde acıdan kurtulmanın tek yolu olduğunu öne sürer.
Bununla birlikte, güçlü aşkta büyük bir zayıflık olduğunu işaret etmekten de kaçınmaz.
Film boyunca, Joel ve Clementine üç ayrı zamanda birbirlerine âşık olur: ilk görüşmelerinde birinci kez, Joel’in rüyalarında ikinci kez ve ikinci defa tekrar görüştüklerinde üçüncü kez.
İlk âşık oldukları zaman, yaşadıkları yalnızlığı hafifletmek için yatıştırıcı bir önlem uygulamışlardır ama Freud’un da uyardığı gibi, zayıflık durumu devralır.
Clementine uzaktayken Joel’in düşünceleri onu tüketir.
Zihninde Clementine’ın sadakatsiz olduğu düşüncelerinin döndüğü açıktır. Freud, âşık olmanın bir insanın kendini içinde bulabileceği en savunmasız durum olduğunu açıklar.
Joel aracılığıyla, âşık bir kişinin kendine olan güveninin partneri tarafından kontrol edildiğini görüyoruz.

Joel ikinci kez âşık olduğunda Clementine’a değil, rüyalarında idealize ettiği Clementine’a âşık olur. İdealleştirilmiş Clementine’a âşık olmayı taşıdığı olumsuz hatıralardan uzaklaştırmak için kullanır; bu durum, aynı zamanda bu anılarla çakışan olumsuz duyguları bastırmasına da izin verir.
Joel, uyanıp Clementine ile ikinci kez buluştuğunda, prosedürlerinden önce ikisinin de sahip olduğu olumsuz yönleri anlatan kasetleri dinlerler. Bu kötücül yorumlara rağmen ikisi birlikte kalır ve üçüncü kez âşık olurlar.
Clementine ve Joel, Freud’un teorisini kabul ederler.
Kaçınılmaz olarak tekrar dayanılmaz acılarla karşılaşacaklarını anlarlar ve o acıları önlemek için, yalnız olduklarını bilmenin mutsuzluğundan kaçmak için birbirlerini olumsuz bir mutluluk kaynağı olarak kullanmayı seçerler.
Hayat, tek bir geçici önlemle başarılı bir şekilde hafifletilmeyecek kadar çok fazla acı barındırır. Freud’un da açıkladığı gibi, ızdırap kaçınılmaz olarak bizi bulacaktır. Fakat Eternal Sunshine of the Spotless Mind aracılığıyla, acı çekmekten daha iyi kaçınabilmek için, birden fazla tekniğin sürekli olarak dengelenmesi gerektiği sonucuna varabiliriz.
Freud’un yaşam sanatındaki tekniklerinin yardımıyla, Joel ve Clementine, Freud’un kapkaranlık olduğuna inandığı bu dünyada bir miktar gün ışığı bulabilirler.

Kaynak: Medium

Yazar: Luna Konda

Çevirmen: Ece Bölükbaş

Düzenleyen: Yaren Kardelen Budun