DUYGULARINIZDAN EN İYİ ŞEKİLDE YARARLANIN!

Ergenler olumlu ve olumsuz bütün duyguları yetişkinlerden daha yoğun hissederler. Bu durum, şu an içinde bulunduğunuz huzursuzluğu derinleştirse de bu yoğunluk çoğu şeyden daha fazla zevk aldığınız anlamına gelir. Bugünlerde çoğumuzun hayatına renk katan çok küçük şeyler, yetişkinleri pek de tatmin etmiyor. Ergenlere göre ise bu küçük ama rahatlatıcı ve neşelendirici şeyler yetişkinlere kıyasla çok daha rahatlatıcı ve mutluluk verici şeylerdir. Ruhhâlinizin iyiye gitmesini istediğinizde duygularınızı yoğun yaşama gücünü bu alanda sonuna kadar kullanın.

Bu gücü nasıl ortaya koyacağınız tamamen size bağlı. Video oyunlarından veya bal kabağı tatlısından, evcil hayvanınıza sokulmaktan, doğada olmaktan, müzik dinlemekten, koşmaktan veya çok daha başka bir şey yapmaktan hoşlanıyor olabilirsiniz. Hayatınızdaki yetişkinler en sevdiğiniz filmi sayısız kez izlemenizin sizi ne kadar mutlu ettiğini anlayamıyor olabilir ve bu sorun değil. Sadece size şu an neyin iyi geleceğini kavrayın ve ondan tamamıyla zevk alın.

HİSSETTİKLERİNİZE GÜVENİN!

Endişe duyduğunuzda, üzgün olduğunuzda, stresli,  kızgın veya bambaşka bir duyguya sahip olduğunuzda o duygunun kesinlikle “doğru” olduğuna güvenin. Bunu söylüyorum çünkü kötü duygulara karşı gereksiz şekilde korku dolu olan bir kültürde yetiştirildiniz ve bu yüzden duygusal açıdan huzursuzluk duymanın dayanıksız, kırılgan bir yapınız olduğuna dair bir işaret olduğunu düşünebilirsiniz. Bu doğru değil. Üzgün hissedilmesi gereken zamanlarda üzülmek, duygularının tam da olması gerektiği gibi olduğunu gösteriyor. O anda acı verse de gerçeklerin farkında olduğunuzu, o anki üzücü koşullara uyum sağladığınızı gösteriyor.

Ruh hâliniz iyiyken tabii ki ona da güvenin. Dünya bu hâldeyken kendinizi rahat hissetmeniz doğru mu acaba diye merak ediyor olabilirsiniz. Merak etmeyin, çünkü doğru. Durgun suların fırtınalı ve dalgalı sıkıntıları takip ettiğini hissederseniz, kendinizi kaybettiğinizi düşünmeyin. Muhtemelen acı verici bir ruh hâlindeyken iyi olmak adına bir aşama kaydettiniz ve onu atlattınız hem de bunu acıyı kabullenerek yaptınız.

SAVUNMA MEKANİZMALARINIZA GÜVENİN!

Bazen hoşumuza gitmeyen duygularla karşılaşırız. Bazen de savunma mekanizmalarımız, bizi aşırı duygusal yüklenmeden korumak için duygularımızı sınırlandırarak kendi kendilerine devreye girer. İnsanların, acı bir gerçeği görmezden gelmek için inkâr mekanizmasını kullanmalarında olduğu gibi, bu mekanizmalar sorunlu gözükse de, genellikle sağlıklıdırlar ve tek seferde üzücü bir durumla ne kadar baş edebildiğimizi anlamamıza yardımcı olabilirler.

Örneğin, bu süreçte altüst olan okul düzeninize karşı hissettiğiniz öfkenin yerini kendinize karşı duyduğunuz minnettarlığa bıraktığını fark etmiş olabilirsiniz. Öfkeli halinizden mantıklı halinize geçmek, duygusal yükü azaltırken neler olup bittiğine dair olan bağınızı korur. Mizaha başvurmak da neler olup bittiğiyle aranızdaki bağı sağlar. Örneğin, çevrimiçi derslerde oturmanın saf hayal kırıklığıyla baş ederken sınıf arkadaşlarınızı güldürmek için yaratıcı yollar bulmak adına ilham geldiğinde… Asıl nokta ise şudur: Beyniniz bu zor zamanları atlatmanıza yardımcı olacak şekilde tasarlanmıştır. Ruh hâlinizi makul seviyelerde tutabilmek için beyninizin bu özelliğine güvenin.

AKIL SAĞLIĞINIZI BASİT ŞEYLER YAPARAK KORUYABİLİRSİNİZ!

Yeterli uyku ve fiziksel aktivite ruh hâlinizi yükseltir, stresinizi azaltır, kendinize ve çevrenizdeki insanlara karşı olan sevginizi artırır. Sizi rahatlatan ve dinçleştiren insanların yanınızda olmasından keyif almaya bakın. Sizi tüketen ve sinirlendiren insanlardan uzak durun. Zihinsel enerjinizi dikkatli dağıtın. Bu yıl daha birçok şey belirsiz olacak gibi duruyor. Covid-19’un zorluklarına ve getirdiği hayal kırıklıklarına karşı sinirli olmakta yerden göğe kadar haklısınız. Mutsuz olmak için kendinize zaman tanıyın. Enerjinizi kontrol edebileceğiniz şeylere yöneltmeye çalışın. Bu yıl nasıl bir arkadaş olmak istiyorsunuz? Neyi öğrenmek ve ne konuda kendinizi geliştirmek istiyorsunuz? Başkalarını desteklemek için neler yapabilirsiniz? Gücünüzün yettiği şeye odaklanın çünkü ona yönelmek sizi daha iyi hissettirecektir.

NELERE ENDİŞELENMELİ, NE ZAMAN ENDİŞELENMELİ?

Stresli bir ortam oluştuğunda endişelenmeli miyiz? Eğer tatsız duygularınız sürekli etrafta dolanan ve her şeyin eğlencesini kaçıran kötü bir oda arkadaşı gibi hissettirmeye başlamışsa, endişelenmek için geçerli bir ilk sebebiniz olabilir. Ardından; mutsuzluk, kaygı, öfke, kızgınlık ve keder eğer bir uğrayıp hayatınızdan çıkıyorsa bu ayrı ama bir veya iki günden daha fazla süre sizinle kalıyorsa bu apayrı bir şeydir. Kendinizi, acıyı uyuşturmak veya içinize atmak için düzenli olarak sağlıksız yöntemler kullanırken buluyorsanız, bu endişelenmek için ikinci sebebiniz olabilir. Herkesi görmezden gelmek, sürekli gevşek olmak, yanlış madde kullanımı ya da sosyal medyada eğlenmek için uykunuzu feda etmek kısa vadede rahatlamış hissettirebilir ama gelecekte daha büyük problemlere yok açabilir.

Son olarak kendinize zarar verebileceğinizi veya herhangi bir şekilde güvende olmadığınızı hissediyorsanız endişelenmelisiniz. Kendinizin veya arkadaşınızın sağlığından endişe duyuyorsanız; ebeveyninizle, rehber öğretmeninizle ya da durumu gerçekten ciddiye alacak ve uygun bir destek için harekete geçecek güvendiğiniz herhangi bir yetişkinle konuşun.

Hepimiz oldukça zor zamanlar geçiriyoruz. Ancak ergenler güçlerini hafife almamalılar. Ruh sağlığıyla ilgili elinizdeki kaynakları anlamak, kullanmak ve korumak, şimdi ve hayatınızın geri kalanında size yardımcı olacaktır.

Kaynak: The New York Times

Yazar: Lisa Damour

Çevirmen: Yaren Kardelen Budun

Düzenleyen: Sevgi Ç. Çelik