Makalenin önceki kısımlarında bahsi geçen konular, kamu sağlığının bazı temel ilkelerini destekliyor; sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı, temiz suya ve güvenli bir çevrenin diğer öğelerine ulaşma hakkı, kötü sağlık ve erken ölüm ile ilgili sosyal etkenlerin ve eşitsizlik gibi hastalık arttırıcı durumların azaltılması. Örneğin sağlık hizmetlerine ve temiz su kaynaklarına devlet aracılığıyla düşük maliyetli erişim, aktivizmin dünya çapında odağında olan bir konu. Bu tür hareketler halkın örgütlenme hakkını ve toplulukların sesinin duyulup politik kararlarda önemsenmesi gereğini sağlamlaştırıyor. Neoliberalizm ve özelleştirmeye karşı yeni alternatifler arayan aktivizm çeşitli kitlelerin katılımını, dayanışmanın öne çıkarılmasını ve geleneksel politik formlarının reddedilmesini teşvik ediyor.

Buradaki zorlayıcı kısım ise, hegemonya karşıtı alanları genişleterek daha büyük sosyal değişimler sağlayan bir aktivizm için yeni stratejiler geliştirmek. Makalede sözü geçen bu toplumsal hareketlerin amacı sadece kazanmak değil, ayrıca konu üzerine kamusal müzakerelere teşvik etmek ve siyasal farkındalığı arttırmaktı. Bu yeni farkındalık ise sermaye mantığını reddedip, metalaştıran ve kar amaçlı olandan ziyade adalet prensipleri üzerine kurulu bir tıp ve kamu sağlığı vizyonunu besliyor. Bunun dışındaki hiçbir yol bizim en temel ‘iyileşme’ amacımıza ulaşamaz.

 

Yazar: Howard Waitzkin, Rebeca Jasso-Aguilar

Çevirmen: Sena Erkin

Kaynak: Monthly Review