Sosyal Tıbbın Meksiko’da Yönetime Gelişi

Meksika’nın başkenti Meksiko’da ilericilerin yönetime gelmesiyle bağlantılı olan yeni ve cesur sağlık politikaları, geniş sosyopolitik değişikliklerle beraber alternatif olasılıkların neler başarabileceğini gösteriyor. 2000 yılındaki seçimlerde muhafazakâr Ulusal Hareket Partisi (Partido de Acción Nacional, PAN) başkanlık seçimini kazanırken sola yakın Demokratik Devrim Partisi (Partido de la Revolución Democrática, PRD), eyalet statüsündeki Meksiko kentinin yönetimine geldi. Böylece, 21. yüzyılın ilk on yılında Meksika’nın siyasi yaşamda birbirinden çok farklı iki siyasi ve ekonomik proje güçlenmeye başladı; Meksiko’da, Andrés Manuel López Obrador’un temsil ettiği anti-neoliberal bir tutum, federal düzeyde ise Başkan Vicente Fox ile özdeşleşen neoliberalizm. İki projenin de birbirinden çok farklı sonuçları oldu.

Valilik döneminde López Obrador sağlık ve insani hizmetlerde geniş çaplı reformlar yaptı. Sağlık müsteşarlığına, Latin Amerika sosyal tıp hareketinin geniş kitlelerce saygı gören lideri Asa Cristina Laurell’i getirdi. Laurell ve meslektaşları, sosyal tıp prensiplerine dayalı bir dizi iddialı sağlık programı başlattı. Anayasal sağlık korunma hakkını güvenceye alma amacıyla öncelikle yaşlı yurttaşlara ve sigortasızlara odaklandılar.

Meksika Siyasi Anayasası’nın dördüncü maddesi ve federal sağlık yasasının otuz beşinci maddesi, yurttaşlara sağlık korunmasının yanı sıra kamu kuruluşları üzerinden evrensel sağlık güvencesi ve ücretsiz sağlık hizmeti hakkı tanır. Ancak bunların ikisinde de hangi tüzel kişiliğin [devlet ya da eyalet yönetimi –ed.] sağlık hizmeti sağlama zorunluluğu olduğunun açıkça belirtilmiyor olması, bu hakkın pratikte sadece bir “iyi niyet” meselesi gibi görünmesine yol açmıştır. Buna karşın, bu belgelerin temel varsayımına göre tüm kamu kuruluşlarının bu hakları sağlaması gerekir. Bu varsayım, kamu yararının koruyucusu addedilen eyalet yönetiminin bu hakkın sağlayıcısı olduğunu iddia etmesi için yasal zemin hazırlar. Meksiko kent yönetimi, korunmasız topluluklara yönelik sağlık ve insani hizmetler politikaları tasarlayıp yürüterek “sağlık korunması hakkını gerçek kılmak” için bu yasal zeminden faydalanmıştır. Kent yönetiminin sağlık politikalarına yaklaşımını yönlendiren hedefler kabaca şunlardır:

Sağlık hizmetlerini demokratikleştirerek hastalık ve ölüm oranlarında eşitsizliği azaltmak, sağlık hizmetlerine erişimin önündeki ekonomik, sosyal ve kültürel engelleri kaldırmak; eşit ve evrensel olarak erişilebilir sağlık korunmasının toplumsal olarak adil ve ekonomik olarak sürdürülebilir tek biçimi olan kamu kuruluşlarını güçlendirmek; evrensel sağlık güvencesine erişmek; sigortasız nüfusun erişebileceği hizmetleri arttırmak; mevcut hizmetlere erişim konusunda eşitliği sağlamak; kamusal fonlama ve hastalık masraflarının hastalar ve sağlıklılar arasında dağılımı yoluyla dayanışma ortamı yaratmak.

Meksiko yönetiminin sağlık politikaları, belirli bir sosyal haklar algısından türedi. Kent yönetiminin liderleri, devletin güvence almak zorunda olacağı sosyal hakların yaratılmasının Meksika Devrimi’nin en önemli kazanımlarından olduğunu düşünüyorlardı.

Meksiko kent yönetiminin başlattığı iki büyük program doğrudan kamu sağlık ve ilaç hizmetlerinin geliştirilmesini amaçlıyordu. İlki, Yaşlı Yurttaşlar İçin Yiyecek Yardımı ve Ücretsiz İlaç Programı, bütün yaşlılara yeni bir toplumsal hak sağlayan sosyal bir kurum oluşturdu. Bu program Şubat 2001’de başladı ve Ekim 2002’de, Meksiko kentinin 70 yaş üstü sakinlerinin %98’ini kapsayarak fiilen evrensel hale geldi. Yurttaşlara bir kişilik yiyecek masraflarına eşdeğer bir aylık burs ve şehir yönetiminin sağlık tesislerinde ücretsiz sağlık hizmetleri sağlanıyordu.

Ücretsiz Sağlık Hizmeti ve İlaç Programı adlı ikinci girişim ise şehrin sigortasız sakinlerine yönelikti. Aralık 2002’ye gelindiğinde programa uygun koşullardaki 875 bin aileden 350 bin kadarına hizmet sağlanıyordu. 2005’in sonlarına doğru ise 854 bin aile programın kapsamına alınmıştı, bu da fiilen hedef kitleye evrensel sağlık hizmeti sağlandığı anlamına geliyordu. Sağlık hizmeti programı bütün kişisel ve toplumsal sağlık hizmetlerini sağlıyordu; kent yönetiminin sağlık tesisleri bireylere ve ailelere temel bakım ve hastane hizmetleri sağlıyordu.

Bu programlara para sağlanabilmesinin sebebi, Meksiko kent yönetiminin yönetimde maddi israfı ve yolsuzluğu bitirmeye olan kararlılığıydı. 2000 yılında başlayan bir kemer sıkma programı üst düzey yetkililerin maaşını %15 azalttı ve gereksiz harcamaları kaldırdı. Bu program sayesinde 2001 yılında 200 milyon, 2002 boyunca ise 300 milyon dolarlık tasarruf sağlandı. Yönetim eş zamanlı olarak vergi kaçakçılığı ve mali yolsuzluğa karşı sıkı önlemler aldı. Bütün bunların sağladığı tasarruflar ile yönetim sağlık bütçesini %67 oranında arttırdı, bu Meksiko kent bütçesinin %12,5’inin kamu sağlığına ve sağlık hizmetlerine ayrıldığı anlamına geliyordu.

Bunlar gibi topluma yönelik girişimler halkın takdirini kazanıp PRD’nin seçimlerdeki başarısını artırdı. 2000 seçimlerinde PRD şehir yönetimini az farkla kazanmışken, Nisan 2003’e gelindiğinde anketler López Obrador’un potansiyel oyunun beklenmedik bir şekilde %80-85 arasına geldiğini gösteriyordu. PRD, 2003 yılındaki meclis seçimlerinde Meksiko kent meclisinin kontrolünü ele geçirdi. López Obrador’un yolsuzluğa tahammül etmeyen ve halkın en zayıf kesimlerine yönelik sosyal programlara odaklanan ciddi ve etkili yönetimi, 2006’da ülkenin başkanlığına aday olduğunda şehir halkının desteğini arkasına almasını sağladı. Aynı sebeplerden ötürü neoliberal statükoyu destekleyen, Meksika’nın büyük medya kuruluşlarını kontrol eden siyasi ve mali üst tabakanın da içinde olduğu güçlerin düşmanlığını kazandı. Seçimden haftalar sonra ulusal seçim komisyonu, oy çalındığı kanıtlandığı için seçim sonuçlarına karşı sokağa çıkan geniş kitlelere rağmen, PAN adayı Felipe Calderón’u başkan ilan etti.

 

Yazar: Howard Waitzkin, Rebeca Jasso-Aguilar

Çevirmen: İsmet Güneş

Kaynak: Monthly Review