Temiz su hala kamu sağlığının asli hedeflerinden biri olmakla beraber, dünyanın tatlı su kaynaklarının azalması şirketlerin kâr için yöneldiği yeni bir alan haline geldi. Suyu bir meta olarak satmaya çalışan büyük şirketler, kamuya ait su kaynaklarını özelleştirme çabasına girdi. Bu bağlamda, Bolivya’da suyun özelleştirilmesine karşı sürdürülen uzun vadeli direniş nasıl eskiden ötekileştiren bir halkın, önemli bir kamu sağlığı kaynağını metalaştırmaya çalışan güçlü şirketlere karşı nasıl örgütlenip zafer kazanabileceğini gösteriyor.

Bolivya’nın Cochabamba bölgesinde suya erişim tarihsel olarak ciddi sorunlar teşkil eden bir meseledir. İklim ve çevresel koşullar bu bölgeyi önde gelen bir tarım alanı kılmaktadır. Tarım işçileri (regantes; sulamadan sorumlu işçiler) azalan su kaynaklarını usos y costumbres (kullanım ve gelenek) olarak bilinen, kültürel geleneklerden gelen sulama yöntemleriyle idare etmişlerdir. Hızla artan şehirleşme, içme suyuna ve evlerde kullanılacak suya yönelik ihtiyacı artırmıştır. Yeni politikalar da yeraltı su kaynaklarını tüketmiş ve kırsal nüfusun zararına şehir gelişiminden yana konumlanmıştır.

1997’de Dünya Bankası, kamuya yönelik devlet yardımlarını ortadan kaldırma, su hizmetlerini geliştirmek için para elde etme ve nitelikli yönetici kadroları çekme gerekçesiyle Cochabamba’nın kamu su hizmetlerinin özelleştirilmesini teşvik etti. Doğasına uygun olarak Dünya Bankası, su hizmetlerinin özelleştirilmesi şartıyla 600 milyon dolarlık uluslararası borç ertelemesi uygulayarak Bolivya hükümetine baskı yaptı. Ley 2029 isimli yeni kanun, Aguas del Tunari isimli özel bir şirketin Cochabamba’nın kamu su ve kanalizasyon şirketini (Servicio Municipal de Agua Potable y Alcantarillado, SEMAPA) kiralamasına olanak sağladı. Sözleşme Aguas del Tunari’ye kırk yıllığına su hizmetleri üzerinde tekel sağladı. Aynı sözleşme, sulama işçilerinin suyu geleneksel yöntemleriyle kullanmasını engelleyip şirketin, mahalle kuyuları ve yağmur suları dahil tüm su kaynaklarına el koymasına izin veriyordu. Sözleşme imzalandıktan birkaç hafta sonra su faturaları ortalama %200 yükseldi.

2000 yılında süregelen bir dizi kolektif eylem olan Su Savaşı hızla başladı. Çiftçilerin, fabrika işçilerinin, meslek sahiplerinin, mahalle derneklerinin, öğretmenlerin, emeklilerin, işsizlerin ve üniversite öğrencilerinin seferberliğini koordine etmek amacıyla Su ve Hayatı Savunma Koalisyonu (genellikle sadece Coordinadora [Koordinasyon] olarak adlandırılır) kuruldu. Koordinasyonun teşebbüsleri arasında yol kapatma, grev, kitlesel eylemler, halk toplantıları ve referandum da vardı. Yoğun bir araştırma sonucu pek çok şeyin yanı sıra Aguas del Tunari’nin, Bechtel isimli ABD merkezli büyük bir şirketin kontrolünde birkaç firmadan oluşan bir “hayalet konsorsiyum” olduğunu ortaya çıkardı; Bolivya’nın önde gelen politikacılarının bu konsorsiyumdan ekonomik çıkarları vardı. Bu bilgiyi halkla paylaşmak Koordinasyon’un destek kazanmasını sağladı.

Çekişmeli geçen aylar boyunca çeşitli gelişmeler, su hizmetlerinin özelleştirilmesine karşı halk hareketinin güçlenmesini sağladı. Cochabamba sakinleri su faturalarını ödemeyi reddedip sembolik olarak halkın karşısında bu faturaları ateşe verdi. Çeşitli durumlarda şehir eylemler, barikatlar ve grevler sonucu felç geçirdi ve ekonomik faaliyetler büyük ölçüde aksadı. Hükümet polis ve asker müdahalesiyle karşılık verdi ancak bunlar eylemcilerin taleplerinin artmasına yol açtı. Mart ayında yapılan bir referandum, Aguas del Tunari sözleşmesinin ezici bir çoğunluk tarafından reddedildiğini ortaya koyarak su hizmet ve kaynaklarının özelleştirilmesine karşı derin endişeleri gözler önüne serdi. Hükümet, bu demokratik yöntemi göz ardı etti. Eylemcilerin talepleri ve kitlesel seferberlik arttıkça hükümet daha da baskıcı müdahalelere yöneldi. Dezenformasyon kampanyaları başlattı, sıkıyönetim ilan etti, hatta eylemcilerle olan çatışmalarda gerçek mermi kullanımına izin verdi. Eylemciler, şehir genelinde barikatlar kurup hayatı tamamen durdurarak hareketi şiddetlendirdi. Çatışmalar esnasında on yedi yaşında bir genç öldürülürken başka pek çok eylemci silahla yaralandı. Gencin cenazesine on binlerce öfkeli eylemci katıldı. Aynı günün ilerleyen saatlerinde Aguas del Tunari, sözleşmeyi feshedip Cochabamba’dan ayrılacağını açıkladı.

Mücadelenin sonucunda SEMAPA bir kamu şirketi olarak kaldı ve pek çok hükümet politikası değiştirildi. SEMAPA yönetim kurulu, toplumsal örgütlere ve genel olarak halka hesap vermekle yükümlü toplum temsilcileri seçimi aracılığıyla toplumun yönetime doğrudan katılımını sağladı. Bu değişiklikler SEMAPA’nın tekrar topluma tahsis edildiğini göstermekteydi; şirket artık toplum kontrolünde bir kamu şirketi haline gelmişti. Sivil toplumun kamu kaynaklarını kontrol etme teşebbüsü, su kaynakları mücadelesinden sonraki on yılda karmaşık sonuçlar doğurdu. Her şeye rağmen, bu mücadele neoliberal ideolojinin hegemonyasını zayıflatan, özelleştirme politikalarına dair genel kanıya meydan okuyan ve yurttaşların siyasete katılımı için yeni yollara kapı aralayan bir adım oldu.

Özelleştirmeyi yenip kamu su kaynaklarını güçlendirme mücadelesi, Bolivya’da neoliberal gidişatı bozan hareketlenme ve ayaklanma dalgalarının ilki oldu. Suyun metalaştırılmasına karşı muhalefet ve SEMAPA’nın yeniden topluma tahsis edilmesi, halkın yeni siyasi yöntemlere bağlılığının işaretiydi. Bu yeni siyasi katılım yöntemi, Bolivya’da hızla yayılan büyük toplumsal değişimlerin karakteri oldu. Bu dönemde yurttaşlar ani bir vergi artışını engelledi, El Alto’da (Bolivya’nın başkenti La Paz’ın geniş bir banliyösü) su hizmetleri politikalarına meydan okudu, neoliberal cumhurbaşkanı Gonzalo Sánchez de Lozada’yı devirdi ve daha sonra Doğalgaz Savaşı olarak adlandırılan eylemlerde, ülkenin doğalgaz kaynaklarıyla ilgili karar alma mekanizmasına toplumsal katılım talep etti. Bu olaylar zinciri, neoliberalizmin yenilmesinin olası görülmesini sağladı. Su Savaşı gibi 2005, 2009 ve 2014’te, Bolivyanın ilk yerli cumhurbaşkanı, sosyalist Evo Morales’in seçimleri kazanmasının da bu ihtimale çok büyük katkısı oldu.

Morales döneminde özgün demokrasi ve toplumsal katılım süreçleri işledi. Koordinasyon’un ve çeşitli sosyal hareketlerden diğer aktivistlerin talebi doğrultusunda Morales, yeni bir bakanlık kurdu; Su Bakanlığı. Bu bakanlık, yakın dönemdeki su hizmetleri mücadelelerinden arta kalan önemli sorunlarla ilgilenip halkın hükümet işlerine katılımını teşvik etti. Aynı zamanda Su Bakanlığı’nın toplumsal hareketler, toplum örgütleri ve su ile ilgili meselelerde uzman akademisyenlerden oluşan bir sosyal-teknik komisyonu da vardı. Komisyonun görevi, bakanlığın tüm projelerini, planlarını ve programlarını tartışmak, ortak karar almak ve onaylamaktı ve toplum kontrolündeydi. SEMAPA’nın topluma tahsisinde görülen toplumsal kontrol, hükümet ve sivil toplum arasında bir ortak yönetime evrilmişti. Başlangıçta bakanlığın önerdiği bütün proje, plan ya da programı tartışma ve oylama hakkı komisyona aitti, ancak bu rolü en başından beri sınırlı haldeydi ve başkalarının kararlarının Bakanın kararlarından önce gelemeyeceği söylemlerinden ötürü gittikçe daha yapmacık bir hal aldı. Komisyon zamanla ortadan kalkmış dahi olsa, Bolivya hükümeti üzerinde kontrol sağlamaya ve hesap sormaya yönelik birçok halk katılımı pratiğinden birini teşkil etmişti.

 

Yazar: Howard Waitzkin, Rebeca Jasso-Aguilar

Çevirmen: Umut Devrim Çelik

Kaynak: Monthly Review