Kamu sağlığı ve tıptaki emperyal politikalara karşı ilk kesintisiz direnişlerden biri 1990’ların sonunda El Salvador’da patlak verdi. Bu mücadele, Dünya Bankası’nın o dönem iktidarda olan sağcı parti ile işbirliği içinde başlattığı özelleştirme politikasına odaklanmıştı. El Salvador’da sağlık hizmetleri ve kamu sağlığı sisteminin özelleştirilmesine karşı direniş çabaları, Latin Amerika’nın başka yerlerindeki toplumsal hareketlere örnek teşkil etti. El Salvador, aynı zamanda 21. yüzyılın başlarında dünyanın dört bir yanında, emperyalist politikaların kesintisiz direnişle karşılaştığı başka ülkelerdeki benzer süreçler için de bir örnek teşkil etmişti.

1998-99 arasında çeşitli meseleler üzerine çatışmalar çıkmasıyla El Salvador’da sağlık sektörü siyasi kargaşaya sürüklendi. İlk önce, Salvador Sosyal Güvenlik Enstitüsü’nden (ISSS, Instituto Salvadoreño del Seguro Social) sendikalı işçiler, ISSS yönetimi ile bir anlaşmaya varılıp yönetim bu anlaşmaya uymadığında maaş zammı için seferber oldu. İkinci mesele, ISSS yönetimi ve işçiler arasındaki ilişkiyi daha da gerginleştiren olumsuz bir toplu sözleşme mukavelesi revizyonuydu. Üçüncü olarak ise yönetim yiyecek, çamaşırhane, temizlik vb. hizmetler için tüzel kişilerle anlaşmaya başladı; bu dışarıdan tedarik politikası, ISSS içinde yapılacak özelleştirmelerin ilk işaretiydi. Bu eğilime paralel olarak yenileme çalışmasındaki iki büyük hastane, hizmetlerinin ISSS yönetimine geri dönmesi yerine tüzel kişiliklere devredilmesi beklendiği için, birkaç ay boyunca kapalı kaldı.

Bu eylemler, Dünya Bankası’nın uygun gördüğü şekilde kamu hastaneleri ve kliniklerini özelleştiemeyi hedefleyen bir stratejinin parçalarıydı. Bunlara eş zamanlı olarak hükümet de, ISSS içindeki yolsuzluklar ve kurumun verimsizliğine dair iddiaları temel alıp “özelleştirme” terimini kullanmaktan kaçınarak, halkın sağlık hizmetlerindeki özelleştirmeleri onaylamasını sağlamaya çalışıyordu. Ancak birçok meseleden ötürü bu iddialar şüpheyle karşılanıyordu. Örneğin, ilk 13 yılda ISSS’in çalışmalarından doğrudan sorumlu kişiler, iktidardaki Cumhuriyetçi Milliyetçi İttifak (Alianza Republicana Nacionalista, ARENA) partisi tarafından atanmıştı; atananlar arasında hastane müdürleri ve ISSS yetkilileri de vardı. Özelleştirmeyi savunan ARENA üyelerinin çoğunun bundan elde edeceği finansal çıkarları vardı. Bunların yanı sıra sağlık bütçesinin tamamı kullanılmıyordu ve bu yapay bir ilaç ve hizmet kıtlığına sebep oluyordu; bunlar özelleştirme taraftarlarınca yaratılan sağlık hizmetleri sisteminin “modernleştirilmesi” ve “demokratikleştirilmesi” davasının temel unsurlarıydı.

Bu sorunlar San Salvador’da kısmi ve geçici grevlere neden oldu. İşçiler, hastane çevrelerinde harekete geçti. Salvador Sosyal Güvenlik Enstitüsü İşçileri Sendikası’na  (Sindicato de Trabajadores del ISSS, STISSS) bağlı işçiler, süresiz ve gittikçe kızışan bir genel greve başladı. ISSS yönetiminden yetkililer ile STISSS işçileri arasındaki müzakereler sonuçsuz kaldı. Müzakerelerin bitmesi ve doktorlar arasında sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesinden doğan endişeler, STISSS işçileri ve yakın zamanda kurulan Salvador Sosyal Güvenlik Enstitüsü İşçileri Tıbbi Sendikası’na (Sindicato Médico de Trabajadores del ISSS, SIMETRISSS) bağlı doktorlar arasında bir ittifaka zemin oluşturdu. Ülkede tarihinde neredeyse hiçbir zaman sendikalaşmamış tıp mesleği de genel greve katıldı. STISSS ve SIMETRISSS ittifakı, “Ulusal Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi İçin Tarihsel Anlaşma” (Acuerdo Histórico por el Mejoramiento del Sistema Nacional de Salud) başlıklı bir belge oluşturdu. Bu belge, ulusal sağlık sisteminin özelleştirilmesine son verilmesi talebi de dahil birçok noktaya değiniyordu.

Hükümetin sağlık hizmetlerini özelleştirmeme sözü çatışmaları geçici olarak sonlandırdı. Ancak Sağlık Bakanlığı ve ISSS yetkilileri bu sözü tutmayıp hastane hizmetlerinin dış kaynaklara devrini sürdürdü, bu da çatışmaların devamına neden oldu. Üç yıl boyunca STISSS’li işçiler ve SIMETRISSS’li doktorlar, sivil toplumun desteğini de kademeli olarak kazanan grevler ve yürüyüşler düzenledi. Destekçi örgütler arasında eğitim ve mavi yakalı sendikaları, öğrenciler, feminist ve çevreci gruplar, otobüs şoförleri, pazar tedarikçileri, köylüler ve kahve yetiştiricileri de vardı; çoğu Sağlık Hizmeti Özelleştirmesine Karşı Yurttaş İttifakı koalisyonuna bağlıydı.

Grevlerin süreleri değişiyordu ve katılımcılar, geniş ölçekte halkı yabancılaştırmamak için ince bir çizgide yürümek durumundaydı. Grevler sırasında doktorlar, kaldırımlarda şiddetli hastalıkları olan hastaları tedavi ediyordu; bu halkın geniş desteğini kazanan insani bir yardım olmanın yanı sıra bir stratejiydi. Bir başka planlı eylem ise “hastaneleri idarecilere teslim ederek” çıkıp gitmekti; bu da hastanelerin doktorlar olmadan çalışamayacaklarını gösterme amaçlı sembolik bir hamleydi. Hükümetin grevcilere baskı, biber gazı, plasitik mermi ve tazyikli su ile karşılık verdi, doktorlar kovuldu ve yerlerine yeni personel alındı.

Grevcilerin eşi görülmemiş dayanışması ve örgütlülüğü, ülke kongresinin 1024 Sayılı Kararname’yi onaylamasını sağladı; kararname, kamu sağlığı ve sosyal güvenliği devlet garantisi altına alıyordu. 1024 Sayılı Kararname, sağlık hizmetlerinin kamu kontrolünde kalmasını garanti ediyor, sağlık hizmetlerinin dış kaynaklara devrini engelliyor ve hükümetin, çatışmanın başlamasından beri onayladığı her tür devri geçersiz kılıyordu. Cumhurbaşkanı Francisco Flores veto tehditleri savurdu ama Kongre’nin halktan yana üyelerinin baskısı ve sokaklardaki toplumsal eylemler onu da karara boyun eğmeye zorladı.

 

Yazar: Howard Waitzkin, Rebeca Jasso-Aguilar

Çeviri: İsmet Güneş

Kaynak: Monthly Review