“Şarkının First Lady’si” Ella Fitzgerald yaşasaydı geçtiğimiz 25 Nisan’da 100 yaşında olacaktı: Kütüphane Kongre’sinden Grammy Müzesi’ne kadar tüm enstitüler, onun caza kattığı değerleri onurlandırdılar.

Herhangi bir övgüde, Fitzgerald’ın kokainle ilgili şarkısı olan “The Wacky Dust”ın anıldığını görme ilginç olacak. 1930’larda (tam Fitzgerald’ın başladığı sırada) caz, onun uyuşturucu kültürüne bağlı olduğu iddialarıyla ateş altında kaldı. 1936’da, uyuşturucu karşıtı bir film olan “Reefer Madness”, gençlerin esrar içerken caz ve ragtime ( kesik tempolu caz ) dinledikleri parti sahnelerine yer verdi. Bir yıl sonra, Federal Narkotik Bürosu’nun komisyon üyesi Harry Anslinger, ahlaksız parti kültüründeki uyuşturucu kullanımını büyük bir caz grubunu film müziği olarak kullanarak iğnelediği “Marijuana, Assassin of Youth”u yayınladı.

Bu iklimde, Ella Fitzgerald adlı yükselen bir şarkıcı, karşı koymak için çabaladı ve “girl next door (komşu kızı )” olarak ün kazandı. Fitzgerald, bir caz sanatçısı ve bir şovmen olarak anlaşılmanın arasındaki ince çizgide yürüdü. Kariyerinin başlangıcındaki iki kayıt bu gerginliği işaret eder. A-Tisket, a-Tasket ve Wacky Dust’ın ikisi de 1938’de yayımlandı.

Biri, büyük bir hit parça olmaya imza atacakken, diğeri de büyük ölçüde unutulacak aksi takdirde de gıcırtılı ve temiz bir kariyerin bir yan notu olarak kalacaktı.

Rüküş bir tekerleme mi?

1938’de Fitzgerald, Harlem’s Savoy Balo Salonu’nda Chick Webb orkestrasının ana vokalisti olarak kendini kabul ettirmişti. Webb’in himayesinde, Fitzgerald Decca Records’ta kayıt yapmaya başladı ve Decca, Mayıs 1938’de Fitzgerald’ın ilk büyük hiti olan “A-Tisket, a-Tasket“i yayınladı.

Fitzgerald’ın komşu kızı görüntüsünü mükemmel biçimde kapsayan bir şarkıydı. Şarkı, Webb’in, orkestranın önde gelen basit akor değişiklikleri dizisine liderlik etmesi ile başlıyor. Fitzgeral şarkıya girdiğinde ise dinleyicilerden arkalarına yaslanıp eğlenmelerinden başka bir şey istemeyen bir tekerleme ile karşılanıyorlar. Hiçbir ahlaki değer, şarkıcının iç hayatına dair herhangi bir ipucu ve uyuşturucu kullanımından söz edilmemektedir.


Aslında, “A-Tisket, a-Tasket” güçbela caz sayılır. Benny Goodman ve diğer 1930’ların sonundaki diğer grup liderleri gibi Webb ve Fitzgerald da, türlerine uymaktan çok 78 RPM formatına uyan bir pop tını yaratmaya ilgi duyuyorlar gibi gözüküyor. Yine de şarkı o kadar çok tuttu ki, aynı yıl “I Found My Yellow Basket’’ adlı bir şarkı daha çıkardılar. Ama, “A-Tisket, a-Tasket” den sadece birkaç ay sonra  Webb ve Fitzgerald, kokain kullanımının cazibesi ve tehlikeleri hakkında bir şarkı olan “Wacky Dust“ı çıkardılar.

Ella’nın Esrar Şarkısı

Fitzgerald’ın tekerleme yazmaktan kokainle ilgili şarkılar yazmaya yönelmesi, onun zevklerinden çok, bize caz hakkında daha fazla bilgi veriyor. Ve uyuşturucularla ilgili şarkılara caz’da sık sık rastlanıyor olsa da, “Wacky Dust”, Fitzgerald’ı, oluşturmaya çalıştığı imaja ters düşen bir şarkı yazmanın ortaya çıkarttığı garip bir pozisyona soktu.

“Wacky Dust”ın yayınlanması, A.B.D’de kokain ve esrar gibi uyuşturucuların kullanımı hakkında gerçekleşen kültürel görüşteki büyük bir değişim ile çakıştı. Bir zamanlar tartışmasız bir sosyal sorun olan uyuşturucu kullanımı, 1930’larda giderek artan bir şekilde, özellikle ve hatalı olarak, Afrika kökenli Amerikalılar ve caz müzisyenlerine bağlı olan bir toplumsal hastalık olarak görülmeye başladı. Sempatik sanatçılar bile ellerinden , klişelere dönüşmekten başka bir gelmedi. Örneğin, George Gershwin’in DuBose Heyward’ın romanı olan “Porgy” e yaptığı opera uyarlaması, çeşitli oyuncuları için devrim yarattı ancak Avrupa kökenli iki adam tarafından yazılmış ve uyarlanan öykü, Afrikalı Amerikalılar arasında yaygın kullanılan uyuşturucu kullanımının popüler algısını güçlendirdi.

1930’ların başlarındaki caz sanatçıları bu görüşe çok fazla yardım etmediler. Tam da büyük grup cazının müzik sahnesini domine etmeye  geldiği sırada, dönemin en büyük iki ismi, uyuşturucu kullanımına doğrudan gönderme yapan şarkılar yayınladı.

1933 yılında, Cab Calloway’ın “Reefer Man” şarkısı , ‘’International House’’ adlı filmde kullanıldı. 1 yıl sonra Benny Goodman, hem marijuanaya hem de grubun trombonisti olan Jack Teagarden’a birer gönderme olan ‘’ Texas Tea Party’’i yayınladı. Bunlar ince işler değildi ve dönemin en ünlü caz sanatçıları o zamandan beri “esrar şarkıları” olarak bilinen şeyi üretti. Fitzgerald gibi oldukça iyi huylu bir görüntü oluşturan Louis Armstrong bile esrar içmekten tutuklandı ve uyuşturucu kullanımını ima eden birkaç şarkı kaydetti.

Bu yüzden “Wacky Dust” piyasaya çıktığında, New York’taki büyük ev gruplarından birinin de uyuşturucularla ilgili caz müziği yayınlaması fikri bu kadar şaşırtıcı değildi. Fitzgerald ve Webb, benzer bir konuyu yıllar önce ‘’When I Get Low I Get High’’ adlı şarkıda deneyimlemişlerdi.

“A-Tisket, a-Tasket” gibi, Wacky Dust da Webb’in orkestrasıyla birlikte başlıyor . Fitzgerald şarkının neredeyse üçte birine kadar şarkıya girmiyor. İlk cümle kokaini caz ile aynı hizaya getiriyor ve müzisyenler tarafından uyuşturucuya erişimin ne kadar kolay olduğunu açıklıyor. İkinci kısımda ve köprü bölümünde kokainin harikaları anlatılıyor ancak son kısımda Fitzgerald uyuşturucuya güvenilemeyeceğini ve sizi öldürebileceğini söyleyerek bir dönüş yapıyor.

“A-Tisket, a-Tasket” Fitzgerald’ın imza parçalarından biri haline geldiğinde “Wacky Dust”, uyuşturucu kültürü ile ilgili şarkılar içeren özel albümlerin dışında göreli olarak belirsizliğe dönüştü ve bu da mantıklıydı. Fitzgeral imajı konusunda çok hassastı ve ‘’Wacky Dust’’ bu profile uymuyordu. Aslında, “Wacky Dust” dan sonra, Fitzgerald uyuşturucuya işaret eden şarkılardan tamamen uzak durdu.

1950’li yıllara gelindiğinde şarkı söylemek için rakipsiz bir müzisyenlik ve sevinç sergileyen bir kayıt kariyerine başlamıştı. Bununla beraber, 1938 yılının hiti “A-Tisket, a-Tasket” yerine ‘’ Wacky Dust’’ olsaydı, kariyeri ne tür bir hal alırdı, insan merak etmiyor değil.

Yazar: Adam Gustafson

Çevirmen: İlker Aydın

Kaynak: https://theconversation.com/ella-fitzgeralds-flirtation-with-reefer-songs-76207