Elektromanyetik alanlara maruz kalmak böcekleri nörolojik olarak etkileyebilir

Elektrik hatları, böceklerin davranış ve öğrenme kabiliyetlerinde değişikliğe yol açabilen elektromanyetik alanlar yayarak bal arılarını kötü yönde etkileyebilir.

Araştırmacıların 10 Ekim’de PLOS ONE’da yayınladıkları rapora göre laboratuvar ortamında, elektrik hatlarının altında maruz kaldıklarıyla benzer kuvvette bir elektromanyetik alana maruz bırakılan bal arılarının (Apis mellifera), diğer arılara karşı daha agresif olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca elektromanyetik alana maruz bırakılan arıların yeni bir tehdide karşılık vermeyi diğer arılara göre daha yavaş öğrendiği de gözlemlenmiştir.

Sebastian Shepherd, “Öğrenme kabiliyetinin azalması oldukça ilgi çekici,” diyor. Böcekbilimci, Indiana eyaletinin West Lafayette şehrindeki Purdue Üniversitesi’ne geçmeden önce İngiltere’deki Southampton Üniversitesi’nde yeni bir çalışma üzerine çalışıyordu. Elektromanyetik alana maruz bırakılmadan önce “bu arılar oldukça mutlu ve sağlıklıydılar.”

Bu bulgu, Birleşik Devletler’deki arı kolonilerinde son zamanlardaki gizemli düşüşü açıklamaya yardımcı bir ipucu olabilir. Bu böcekler, Birleşik Devletler’deki ekinlere polen yayarak yıllık tarımsal gelire tahmini 15 milyar dolar katkı sağlıyor. Ancak arıcıların raporuna göre, geçtiğimiz yıl koloniler on yıldan fazla bir sürenin en kötü kış dönemini geçirdiler.  Geçtiğimiz yıllarda ise, bazı kolonilerin işçi arıları açıkça yok oldu.

Araştırmacılar sorunun tek bir sebepten kaynaklanmadığına; arıların ülke boyunca yaptıkları göçlerde, yeni tarım alanlarına yönlendirilmeleri ya da ilaçlanmış tarlalara doğru uçmaları gibi çeşitli etkenleri olduğuna inanıyorlar. Görünen o ki, enerji hatları da arıları dışarı doğru gönderen etkenlerden olabilir. Shepherd etkenlerin arıları zayıflattığını, sonuç olarak hastalık veya ekstrem hava koşullarına karşı hayatta kalma kabiliyetlerinin azaldığını söylüyor. 

2018 Mayıs’ında Scientific Reports’da aynı grup tarafından yapılan yeni bir araştırma arıların elektromanyetik alanı 100 mikrotesla (µT) seviyesinde olan yiyecek kaynaklarına uçmak zorunda kalması sonucu daha az başarılı toplayıcılar olduklarını ve daha az beslendiklerini buldu. Bu, bir enerji hattının altında görülen maksimum en düşük elektromanyetik alan seviyesidir. 2018’deki çalışma ayrıca 20 µT kadar düşük elektromanyetik alan seviyesinin de bazı arıların öğrenme kabiliyetlerini etkilediğini bulmuştur.

Yeni yapılan çalışmada, arılar 17 saat boyunca — bazı arıların bir kovanda bütün geceyi geçirdiği süre — ya 100 µT ya da 1,000 µT’ya, yani bir metrelik aktarım alanındaki tipik bir elektromanyetik alan seviyesine maruz bırakıldılar. Daha sonra arılar bazı davranışsal ve öğrenme testlerine tutuldular.

Bir testte, arılara çiçeksi bir koku tanıtıldı. Daha sonra arılar, bir elektrik şoku geçirmeden birkaç saniye önce kokuya maruz bırakıldılar ve onlara beş deneme hakkı verildi. Araştırmacılar, kaçıncı deneme sonunda arıların kokuya tepki olarak uyarıcı salgılamak yerine savunmak için iğnelerini çıkardıklarını ölçtüler.

Shepherd, “Bu, esasında arılar ile yapılan Pavlov’un köpekleri deneyi.” diyor. İki elektromanyetik alan seviyesinde de, maruz bırakılan bal arıları diğer arılara göre kokuyu şok ile bağdaştırmada daha yavaştılar. Maruz bırakılmayan arıların yarısıyla karşılaştırıldığında, maruz bırakılanların sadece üçte biri beş deneme sonunda iğnesini çıkarmayı öğrendi. Ayrıca, maruz bırakılan arılar bırakılmayan arılara göre, diğer arıları ısırmak ve sokmak gibi agresif davranışlarda bulunmaya daha fazla eğilim gösteriyorlardı.

Bulgular, Tucson’daki Arizona Üniversitesi’nin polinatör ekolojisti Stephen Buchmann’a şaşırtıcı gelmemekle birlikte, laboratuvar deneyi sonuçlarının gerçek hayatta da aynı olup olmadığının net olmadığını söylüyor.

New Jersey’deki New Brunswick şehrinin Rutgers Üniversitesi’nde bir ekolojist olan Kimberly Russel, enerji hattı koridorlarındaki yabani bal arısı bolluğu üzerine çalışıyor. Enerji şirketleri, bitki örtüsünün enerji akışını engellememesi için milyonlarca hektarlık açık alanın bakımını yapıyor. Bu aktarım koridorları da arıları kendine çeken, içinde yabani çiçekler bulunan güneşli, açık alanlar üretiyor. Temmuz ayında yapılan bir Biological Conservation çalışması, aslında bu alanlarda, yakın çevredeki ormanlara göre daha fazla yaban arılarının ve daha çeşitli arı türlerinin uçuştuğunu buldu. Russel; çeşitli bitkisel besinlerin olduğu sağlıklı bir habitatın, arıların içinde bulunduğu ve enerji hatlarının elektromanyetik alanlarından kaynaklanan tüm stresi azaltabileceğini söylüyor.

Shepherd; bal arılarının, böcek ilaçları gibi kötü etkenler veya çeşitli yabani bitkilerin bulunduğu alanlar gibi yararlı etkenlerin bulunduğu elektromanyetik alanlardan nasıl etkilendiğini bir sonraki çalışma konusu olarak planladığını söylüyor. Shepherd, “enerji hatlarının arıları öldürdüğünü söylemiyoruz,” diyor ancak “enerji hatlarının yarattığı fiziksel faktörler daha fazla incelenmeli.”

 

Yazar: Rachel Fritts

Çevirmen: Mert Olcay Aksoy

Kaynak: Science News