Yazarlar: Heidi Burdett

                Cornelia Simon-Nutbrown

Maerl yatakları okyanus tabanını sualtı böğürtlenleri gibi süslerler. Pastel pembe rengindedirler ve top top olmalarına karşın aslında kırmızı bir deniz yosunundan oluşurlar. Bu algler bir kalker (kireç taşı) iskeletine sahiptir. Size daha tanıdık gelebilecek yapışkan deniz yosunlarından tamamen farklı olarak karmaşık üç boyutlu bir yapıdadırlar. Bu şekilde olmalarının sebebi ise sahip oldukları iskelettir.

Aslında bir maerl yatağına, bildiğimiz en benzer şey mercan resifleridir. Tropik resifler gibi, maerl yataklarındaki deniz yosunları da büyüdükçe birbirine kenetlenir ve devasa deniz yaşamı için mükemmel bir yuva işlevi gören girinti çıkıntıları oluşturur. Maerl yatakları dünyanın en fazla biyoçeşitliliğe sahip habitatlarından biridir; ancak mercan resiflerinin aksine, çok az insanın bu habitat hakkında bilgisi vardır ve hatta habitatı inceleyen kesim daha da azdır.

“Rhodolith yatakları” olarak da bilinen maerl yatakları, kutuplardan ekvatora kadar tüm dünyadaki kıyı sularında bulunur ancak İskoçya’nın Batı kıyısındaki ve adalarındaki oyuklar adeta Avrupa’nın meşhur kalelerine benzer bir yapı oluşturur. Ne yazık ki yaptığımız en son araştırmaya göre, bu doğal mirasın mucizeleri henüz gün yüzüne çıkarılamadan büyük bir kısmı iklim değişikliğinden ötürü yok olma tehlikesi altında.

İklim değişikliği ve maerl yatakları

Maerllein büyümesi oldukça yavaştır. İskoçya’da yılda sadece 0.2 mm büyümektedir. Bu durum, bu habitatların su sıcaklığındaki veya okyanus akıntılarındaki ani değişimlere tepki vermesini zorlaştırmaktadır. Oysa bunlar, önümüzdeki yüzyılda İskoçya’da görülmesi beklenen çevresel değişimlerdir.

Bu zamana kadar, bilim adamları maerller üzerinde sadece küçük ölçekli deneyler yapmışlardır. Bu yüzden İskoçya’daki yatakların iklim değişikliğine nasıl tepki vereceği hakkındaki bilgimiz oldukça azdı. Bunun üstesinden gelmek için, İskoçya’nın iklimindeki çoklu değişimlerin 2100 yılına kadar bu habitatın dağılımını nasıl etkileyeceğini tahmin edebilen bir bilgisayar modeli geliştirdik.

Emisyonların mevcut seviyelerden hızla düşürüldüğü en iyi senaryoda bile, maerl yatakları dağılımının bu yüzyılın sonuna kadar %38 oranında azalacağını tahmin ediyoruz. Küresel emisyonlar şu anki gidişatına bağlı kalırsa, İskoçya’daki maerl yatakları dağılımında %84’lük büyük bir düşüş öngörüyoruz. Büyük değişimler dışında, durumumuz ya bu ya da daha kötü yönde seyredecek…

Araştırmamız bize bu durumun, yavru pollack balıkları (kömür balığı), hake balıkları ve deniz tarakları gibi ticari açıdan önemli türler de dahil olmak üzere bu habitatı yuva olarak adlandırmamızı sağlayan, bölgedeki bitki ve hayvan topluluğu için yıkıcı olacağını gösteriyor.

Sığınma bölgeleri

Yalnızca sera gazı emisyonlarını hızla azaltmak için uluslararası girişimlerde bulunmak dahi İskoçya maerl yatakları için durumu iyileştirebilir. Ancak kıyı okyanusunun daha iyi kontrol edilmesi, trol avcılığının ve çevre kirliliğin de düzenlenmesi ile de darbeyi yumuşatabiliriz. Modelimiz, habitat oranlarındaki düşüş hızının günümüz ve 2050 arasında en yüksek seviyede olacağı sonucuna varmıştır. Bu sebeple seri önlemlere duyulan ihtiyaç daha da acildir.

Bir ülkenin tüm kıyı okyanusunun sıkı koruma altına alınmasını beklemek gerçekçi değildir. Ne de olsa bu bölgeler turizm, taşımacılık ve balıkçılık gibi çeşitli endüstriler ve hobiler için çok değerlidir. O zaman girişimlerimizin odak noktası neresi olmalı? Bilgisayar modelimiz bu konuda da bize yardımcı oluyor.

Maerl popülasyonunun bölgesel mikro iklimlerde sürerlik gösterebileceği bazı kilit alanları belirledik. Burada, sıcaklıkların çevredeki sular kadar yükseleceği düşünülmüyor ve deniz tabanındaki dalga ve akıntılarda meydana gelen değişimlerin daha az belirgin olması bekleniyor. Bu da, maerl yataklarının Loch Laxford, Orkney ve Shetland ana karaları gibi bölgelerde varlığını sürdürmesini mümkün kılıyor. Sığınma bölgelerinin korunması ve izlenmesi, bu habitatların gelecek nesiller için hayatta kalma şansını en üst düzeye çıkarabilir.

Bir habitatın gelecekte nerede gelişmeye devam edeceğini bilmek, kıyı denizlerinin nasıl daha iyi kontrol edileceğini planlamak için çok önemlidir. Bu alanları haritalayabilmek, korunmaları ile diğer aktiviteler arasında dengeyi sağlamaya yardımcı olabilir. Bulduğumuz sığınma bölgeleri İskoç Hükümeti tarafından öncelikli koruma alanları olarak kabul edilecektir.

İklim değişikliğinin tüm dünyadaki maerl yataklarını etkilemesi bekleniyor. Bu yüzden oluşturduğumuz bilgisayar modeli artık maerl’lerin küresel olarak tutunabilecekleri başka alanlar da bulabilir. Çevre koruma uzun ve yorucu bir iş olabilir. Bu nedenle hayatta kalma şansı en yüksek olan alanlarda deniz koruma girişimlerine odaklanabilmek, gelecek nesiller için bu habitatın en azından bir kısmını korumaya yardımcı olabilir.

Çeviren: Almila CERİT

Revize: Hasan ÖZUĞURLU

Kaynak: The Conversation