Kirlenen akarsular bakterilerin ilaçlara direncinin artmasına katkı sağlıyor.

72 ülkeden nehrin yer aldığı kapsamlı bir araştırmada ölçüm yapılan 711 nehir havzasının yüzde 66’sında antibiyotik tespit edildi. En yüksek miktarda ilaç barındıran akarsuların büyük kısmı, şimdiye kadar pek bulguya rastlanmamış olan Asya ve Afrika’da yer aldı.

Antibiyotiklerin yol açtığı çevre kirliliği, toplum sağlığını tehdit eden mikropların ilaçlara direnç geliştirmesine sebep oluyor. İngiltere’deki Exeter Medical School Üniversitesinden mikrobiyal ekoloji uzmanı William Gaze, insanların kendi çevrelerinde kök salan ilaç direncine olduğu kadar uzak diyarlarda gelişen dirençlere de kayıtsız kalamayacağını ifade ediyor. Zengin ülkeler antibiyotik kirliliğinin önüne geçseler dahi direnç kazanmış mikropların seyahat eden insanlar, göçmen kuşlar veya yiyecek ve hayvancılık ticareti aracılığıyla tüm dünyayı kat edebileceğini söylüyor: “Bu küresel bir sorun ve buna küresel çözümler gerekiyor.”

Geçen sene boyunca araştırmaya konu olan havzaların yaklaşık üçte biri kayda değer seviyede antibiyotik içermiyor. Fakat üçte ikisinde – 470 nehirde – yapılan ölçümlerde 14 antibiyotik türünden en az birinin bulunduğu saptandı. Ve yüzde 16’sından – 111 nehirden – elde edilen bulgular, global bir biyoteknoloji ve eczai ilaç kuruluşu olan AMR Industry Alliance tarafından belirlenen güvenli seviyenin üstünde yoğunluk içeriyor. Kuruluş, güvenlik eşiğini belirlerken çevredeki alglerin ölmediği ve zayıf bakterilerin ölüp sağ kalanların direnç kazandığı düzeyi esas almış.

İngiltere’deki York Üniversitesinden çalışma arkadaşı John Wilkinson ile araştırmayı yöneten çevre kimyageri Alistar Boxall, “Yoğunluğun bu kadar yüksek çıkacağını beklemiyordum. Gerçekten şaşırtıcıydı,” diyor. İkili, araştırma sonuçlarını 27-28 Mayıs 2019 tarihli Helsinki’deki The Society of Environmental Toxicology and Chemistry isimli buluşmada sundu.

Boxall, bu çalışmanın daha önce hiç yapılmadığı kadar geniş çaplı olduğunu söylüyor. Önceki pek çok araştırma Kuzey Amerika, Avrupa ve Çin odaklı olmuş. Bu nedenle Boxall ve Wilkinson su numunesi ekipmanlarını dünyanın dört bir tarafındaki meslektaşlarına göndermiş ve ardından 165 nehirden gelen örnekleri 14 antibiyotik türü de dahil 61 ilaç kimyasalı yönünden analiz etmiş.

Örnekleri toplamaya devam eden araştırma ekipleri gelecekte daha çok veri elde etmeyi planlıyor. Boxall, “Nihai olarak dünyadaki her ülkeden veri toplayabilmek iyi olacak,” diyor.

Antibiyotik seviyesi riskli bulunan çoğu alan, bu kimyasalların birden fazlasını barındırıyor. Ölçümü yapılan havzaların yüzde 43’ünde bulunarak, idrar yolları enfeksiyonları tedavisinde kullanılan trimethoprim, tespit edilen en yaygın antibiyotik oldu. Sulfamethoxazole, ciprofloxacin ve metronidazole de görülen diğer yaygın antibiyotikler. Oxytetrocycline, amoxicillin gibi bazı antibiyotiklere ise araştırılan bölgelerde rastlanmadı.

Toplanan örneklere göre en yüksek antibiyotik yoğunluğu içeren nehir Bangladeş’in Brisal şehri yakınından geçen Kirtankhola Nehri oldu. Bu nehirdeki metronidazol seviyesi litre başına 40.000 nanograma ulaşmış, yani eşik değerden yaklaşık 300 kat daha fazla. Sıkça reçete edilen ilaçlardan ciprofloxacin, eşik değerin 8 misli üstünde.

Gana’dan Akra, Kenya’dan Nairobi, Pakistan’dan Lahor, Nijerya’dan Lagos ve İsrail’den Nablus şehirlerinin civar nehirlerinden alınan su örneklerinde de yüksek yoğunlukta antibiyotik saptandı. Avrupa’daki en kirli havzalar şehir içlerinden Tuna’ya karışan kollar oldu. ABD’nin en kirli nehri ise yakınında birçok hayvan çiftliğinin yer aldığı Iowa’nın North Liberty kentinde bulundu.

Araştırmacılar antibiyotiklerin akarsulara nasıl karıştığını öğrenmek için çalışmalarını ilerletti. Google Street View onlara gösterdi ki, kirlenmiş nehirlerin büyük kısmı ilaç ve kimya tesislerine yakındı. Afrika ve Asya’daki yüksek kirlilik oranına sahip alanlara ilişkin fotoğraflarda, nehir kıyıları boyunca kümelenmiş çöp yığınlarının yanı sıra kanalizasyon atıkları taşıyan kamyonlar görüntülenmiş.

Suyun derinliği, debisi, bir şehre veya hastaneye olan yakınlık gibi unsurların da nehirlerdeki ilaç yoğunluğuna etkisi olduğunu söylüyor, Boxall.

Boxall, Wilkinson ve meslektaşları tespit edilen seviyedeki antibiyotiğin çevredeki algleri ve diğer canlı organizmaları nasıl etkilediğini ölçmeyi planlıyor. Araştırmacılar, dünya siyasetine yön veren aktörlerin antibiyotik kirliliğini frenlemeye yönelik faaliyete geçmelerini ümit ediyor.

 

Yazar: Carolyn Wilke

Çevirmen: Hasan Çavuş

Kaynak: Science News