Frankfurt Städel Müzesi bir araştırmacı gazeteciyi davanın başına geçirdi

Vincent van Gogh’un ‘’Dr. Gachet’ın Portresi’’ adlı eseri, 1990 yılında Christie’de o zamanlar müzayededeki tüm tablolar için en yüksek miktar olan 82.5 milyon Dolar’a kadar çıkarılıp satıldı ve ardından kayıplara karıştı. Tabloyu satın alan kişi, Japon bir iş adamıydı. Alışının ardından tabloyu, bedeniyle birlikte yaktıracağını söyledi ama öldüğünde bu olay gerçekleşmedi ve tablo sessiz sedasız Avrupa’ya geri döndü.

Frankfurt Städel Müzesi’ndeki Van Gogh sergisinin o zamanki sorumluları, kayıp Dr.Gachet’ın Portresi eserinin izini sürmek için olağanüstü çabalar gösterdi. Çünkü eser, Naziler tarafından el konulana kadar onların galerisinde yer almaktaydı. Sergi, Almanya’nın sanatçıya olan sevgisini göstermekteydi ve bu tablo bir Alman müzesi tarafından alınan ilk tablolardan biri olacağı için muhtemelen serginin en önemli parçası olacaktı. Sorumlular tabloyu almayı başaramadıkları için tablonun boş çerçevesini sergilemekle kaldılar. Bu çerçeve, tablonun Hitler yönetimi tarafından ‘’yozlaşmış’’ sıfatıyla satılışının etkili bir hatırlatıcısıdır. Peki, neler yaşandı ve tablo şimdi nerede?

Van Gogh; 1890’da, ölümünden birkaç hafta önce Paris’in güneyindeki Auvers-sur-Oise köyünde çalışırken ona arkadaşlık eden doktor Paul Gachet’in iki tane portresini yaptı. Van Gogh yakınlardaki buğday tarlasında kendini vurduktan sonra Dr. Gachet, son saatlerinde de onunla ilgilendi. Portrenin ilk versiyonu Frankfurt’ta bulunuyordu ve kayıplara karışmıştı. Diğeri ise Dr. Gachet’a verilmişti ve günümüzde Paris’teki Orsay Müzesi’nde yer almaktadır.

Portrenin günümüzde kayıp olan ilk versiyonunun olağanüstü bir geçmişi var. Portre, bir Van Gogh tablo koleksiyoncusunun eserlerle birlikte çekildiği en eski fotoğrafı olarak bilinen bu fotoğrafta gözükmektedir. Doktorun çerçevesiz portresini tuhaf bir ortamda, Kopenhaglı hamile sanatçı Alice Ruben Faber’in yatağının yanında duvara yaslı şekilde görmekteyiz (Maurice Denis’in resmettiği Madonna ve Çocuk eseriyle birlikte).

1910 yılında Dr. Gachet’ın Portresi Londra’da bulunan günümüzün meşhur sergisi Post Empresyonist Sergisi’ne verildi. Geçtiğimiz ay çerçeveyi incelerken çerçevenin arkasındaki eski püskü etiketi fark ettim. Sağ üst köşesinde rengi solmuş bir el yazısı da vardı: ‘’Grafton Galerisi/Londra’’. Tablo Paris’ten ödünç olarak gönderildiğinde Londra’daki sergi sorumlusu Roger Fry, henüz sergisi için bir isim belirlememişti. Bu nedenle etikette yalnızca serginin yeri yazmaktadır. Fry, son anda ‘’Post Empresyonistler’’ isminde karar kıldı ve bu temel sanatsal akımın kalıcı ismini oluşturdu.

Etiketin fark edilişi, Dr. Gachet’ın Portresi’nin altın kaplamalı bir çerçeveye 1910’dan önce yerleştirildiğini göstermektedir. Bu tarih, eserini satamamış olan sanatçının ölümünden 20 yıl sonrasına tekabül etmektedir. Eserinin bu gösterişli sunumu, tablolarını sade ahşap çerçevelerde sunmayı seven Van Gogh’u muhtemelen rahatsız ederdi.

1911 yılında tablo, Städel Müzesi’ne bağışlandı. Portre, çağdaş Alman sanatçılara ve özellikle de ekspresyonistlere savaşların arasında ilham kaynağı oldu. Ama Naziler yönetime geldikten sonra Aralık 1937’de esere el koyup ‘’yozlaşmış’’ olduğunu iddia ettiler. Bunu çarpıtılmış fikirleri yüzünden değil, para kazanmak amacıyla yaptılar.

Görünüşe göre Hitler’in sağ kolu Hermann Göring, Alman bankacı ve koleksiyoncu Josef Angerer isimli sanat taciri aracılığıyla Dr.Gachet’ın Portresi’ni 1938’de Franz Koenigs’e satmış. Kısa bir süre sonra eser, Amsterdam’da yaşayan Alman yahudi Siegfried Kramarsky isimli bir bankacının eline geçti. Kramarsky sonrasında New York’a kaçacaktı.

Tablonun büyük bir Van Gogh sergisinde sergilenmesi için 1939’da Londra’ya gönderildiği daha yeni ortaya çıktı. Tabii, savaşın patlak vermesiyle tablo sergilenemedi. Londra’daki Cassirer Galerisi, Dr.Gachet’ın Portresi’ni sergilemeyi planlıyordu; hatta tabloyu alma işi halledilmişti. Babası Amsterdam’da ve Londra’da Casseri galerilerini yürüten Zürihli Van Gogh bilgini Walter Feilchenfeldt, bu detayları geçmiş kayıtlarda henüz buldu.

 Kramarsky Dr.Gachet’ın Portresi’nin Londra’ya gönderilmesi konusunda oldukça istekliydi. 11 Ağustos 1939’da ‘’savaş çıkmasından çok korktuğunu’’ yazdı. Tablo ertesi gün Londra’ya gönderildi ama 3 Eylül’deki savaş ilanı, Cassirer sergisini mahvetti.

Daha sonra Dr.Gachet’ın Portresi, Londra’dan New York’a gönderildi. Kramarsky 1961’de öldü ve mirasçıları, 1990’da tabloyu Christie’s’de açık artırmaya çıkardı. Tablo 82.5 milyon Dolar’a satıldı ve yaklaşık 30 yıl sonrasında bu fiyat, hala açık artırmadaki bir Van Gogh eseri için en yüksek fiyat olma rekorunu koruyor.

 Tabloyu satın alan Japon iş adamı Ryoei Saito, bir defasında tablonun vücuduyla birlikte yakılmasını istediğini söylemişti ama neyse ki 1996’daki ölümünde bu yapılmadı. Bu sadece onun marazi mizah anlayışıyla söylediği bir sözdü. İki yıl sonra tablo, Avusturyalı yatırım yöneticisi Wolfgang Flöttl’e özel bir şekilde satıldı ve tablo, Wolfgang’ın birkaç yıl önce ekonomik sıkıntılar çekmesinin ardından günümüzdeki sahibine geçti.

Peki, gizemli tablonun günümüzdeki sahibi kim? Städel Müzesi o zamanki sergisi olan Making Van Gogh: a German Love Story sergisi için Alman gazeteci Johannes Nichelmann’ı araştırma yapıp bulguları üzerine bir podcast hazırlaması için görevlendirdi. Nichelmann, Flöttl’e yapılan özel satışla ilgilenmiş olan tacir David Nash’le konuştu. Tablonun Flöttl’den sonraki satışı Sotheby’s tarafından yapıldı. Nash Nichelmann’a, ‘’Benim anladığım kadarıyla Sotheby’s tabloyu, öncesinde de belli başlı dört beş tane Van Gogh tablosu olan ve İsviçre’de yaşayan bir İtalyan koleksiyoncuya satmış.” dedi. Ayrıca Nash, bu İtalyan koleksiyoncunun öldüğünü ve ailesinin de konuyla ilgili ne yapacağını bulmaya çalıştığını ekledi.

Alman Kunst dergisinin ekim sayısındaki bir makalede Van Gogh konusunda pek çok çalışması olan Kölnlü gazeteci Stefan Koldehoff, koleksiyoncunun Lugano’da yaşadığının düşünüldüğünü ve Sotheby’s’ın ondan gizlice ‘’Lugano adamı’’ olarak bahsettiğini söylüyor.

Peki, tablo neden İtalyalı/İsviçreli sahibinden Städel sergisine verilmiyor? Araştırmalarımız birkaç tane problem olduğunu ortaya çıkardı. Städel sergisinin sorumlusu Alexander Eiling’e göre aile ‘’fazla tedbirli’’. Ayrıca, ölen koleksiyoncunun malı mülkü hakkında birtakım ailevi problemi olabilir.

Asıl sebep, olası bir Nazi dönemi hak talebi de olabilir. Dr. Gachet’ın Portresi 1990 yılında Christie’s’de satıldığında, asıl kaynaktaki katalogda Koenigs’in ismi geçmiyordu. Şu an tablonun Koenigs tarafından verildiği biliniyor. Ama Koenigs’in bir mirasçısı, tablonun daha sonra şüpheli durumlar altında Kramarsky tarafından alındığını düşünüyor. Franz’ın Amsterdamlı torunu Christine Koenigs, The Art Newspaper’a ‘’Tablo üstünde hak talebinde bulunarak kanıtlayabilirim.’’ sözlerini kullandı ama daha fazla detay vermekten kaçındı.

Yabancılar, Koenigs’in bu olası talebinin kesinliği konusunda bir tahminde bulunmakta zorlanıyor. Günümüzdeki Städel sergisinin kataloğunda, müzenin kaynak araştırmacısı Iris Schmeisser; Dr. Gachet’ın Portresi’nin ve iki tane daha tablonun Mayıs 1938’de Koenigs’e satılışının ardından olanlarla ilgili şunları söylüyor: ‘’Detayları yeniden oluşturulamayacak bu ticari işlemden kısa bir süre sonra, tablolar Siegfried Kramarsky’nin mülkiyetine geçti.’’

Tablo, müzeden o zamanın Alman yasasına göre alındığı için Städel Müzesi’nin Van Gogh tablosu üzerinde hiçbir yasal hak talebinde bulunmadığını belirtmeliyiz. ‘’Yozlaşmış’’ sanat eserlerinin Alman müzeleri tarafından satılışı günümüzde ahlaki açıdan ayıplanacak bir şey gibi görünse de bu olanlar Alman yönetimi ve ülkedeki müzeler tarafından yasal olarak kabul edildi. Koenigs’in olası hak talebi durumu devam etse de tablonun İsviçre’de bir yerlerde gizlenmiş kalmaya devam etmesi muhtemel.

Yazar: Martin Bailey

Kaynak: The Art Newspaper

Çeviren: Deniz Gemici

Düzenleyen: Elif Rana Yılmazlar