Hala para kazanmayı başaran tuhaflıklar

Gişe rekorları kıran filmler Disney’in canlı uyarlamalarından daha tuhaf olamaz. 2015’in Külkedisi ile ciddi anlamda başlayarak (2014 yılı Malefiz’i sayarsanız, ki ben saymıyorum), her yıl en az bir yeni film çıkıyor ve 2019’da animasyon klasiklerinin şaşırtıcı dört canlı-çekim uyarlamaları ile de doruğa ulaşıyor. Bu filmlerin her biri kendi içinde bir gariplik içeriyor: hepsi büyük ölçüde başarılı ama asla tam olarak sevilip benimsenmemekte — hayal kırıklığına uğratma yolları gişe rekorlarından daha çok konuşuluyor. Öyle ki, bu filmlerden bazılarının yanlışlıkla milyon dolarlık filmler olup, çoğu yönetmenin kazanmayı hayal bile edemeyeceği para yığınlarına sırt üstü düştüğünü bile düşünebilirsiniz. 

Bu filmleri izlemek — ki artık neredeyse her birini Disney Plus ile izleyebilirsiniz — her şeyden daha tuhaf hissettiriyor. Eğer uyarlaması yapılan bu klasik animasyonlar ile büyüyen birisiyseniz, bu yeniden yapımların çoğunu izlemek kendinizi kamerada izlemek gibidir. Hatalar gibi sadece yanlış veya yanlış görünen şeyleri gerçekten fark edersiniz. Bir şeyi doğru yaparsa, takdir edebilirsiniz, ancak düzinelerce kötü seçim gibi hissettiren rahatsızlığı gölgede bırakmayacaktır.

ScreenCrush’ta eleştirmen Josh Spiegel hepsinin aynı sorunu yaşadığını yazıyor: ondan önce gelen animasyon filme robotik bir bağlılık. Bu nedenle, filmlerden çok konserlere benziyorlar, ancak arenaya gidip de cover grubunun çok da iyi olmadığını görmüşsünüzdür gibi bir his uyandırıyor. 

Cover grubu çok yerinde bir metafordur çünkü çoğu Disney klasiği müzikaldir- etkin bir şekilde modern sinemada terk edilmiş bir türdür. Öyleyse, sorun kalibrasyondan kaynaklanıyor gibi görünüyor- Disney yeniden yapımlarında müzikalin büyüsünü değil, animasyonun büyüsünü yeniden yaratmaya çalışıyor. Bakılınca mantıklı geliyor: şarkılar, Disney filmlerini oldukları fenomen yapan şeyin tartışılmaz büyük bir parçası, ancak Disney bir nesil için müziği tanımlamadı. Bununla birlikte, sinematik animasyonu tanımladı.

80’ler ve 90’ların farklı stüdyoları Disney’in devasa başarısının bir kısmına sahip çıkma girişimlerinde başarısız oldu. Disney’e birkaç yıldan fazla süren anlamlı bir yarışma sunmayı başaramayan, sevgiyle canlandırılan ve fantastik şarkılarla dolu çok sayıda harika film var. Mısır Prensi, Anastasia, Bir Amerikan Hikayesi– Disney filmlerinin yaptığı pek çok şeyi, ancak sonunda başarının yalnızca bir kısmını bulan stüdyolardan yapan tüm sevilen filmler.

O halde, Disney’in yeniden uyarlamalarının tamamen kendilerinden önceki animasyona bu kadar bağlı olması, artık o tür animasyonlar üretmediği düşünüldüğünde oldukça ironik. Dahası, modern Disney’in (2019’da ABD film pazarının yaklaşık yüzde 40’ını oluşturan ve düzenli olarak milyar dolarlık isabetler yayınlayan bir şirket) ticari çıkarları buna karşı çalışıyor. Bir şirket piyasada kaldığı her aşamada tüm anlamlı demografileri takip edebilecek bir fikri mülkiyet portföyü biriktirmesiyle tanınıyorsa — klasik animasyonlardan yola çıkıp canlı uyarlama peri masallarına, oradan Star Wars’a ve oradan tekrar Disney hayranının kendi çocukları olana kadar süren bir döngü söz konusu — bu hem samimi hem de küçümseyici geliyor. 

Genellikle, Disney’in yeniden yapımları bu fikri güçlendiriyor. Bu pek doğru olmasa da bu filmlerin çoğunun yapılmak için yapılmış olduğunu söylemek kolaydır. Yeni şakalar, yeni şarkılar, bazen tamamen farklı başlangıçlar veya doruklar var; değişen sosyal gelenekleri veya daha önce kâğıt üzerinde sanat olan şeyi yapan gerçek insanların sınırlamalarını yansıtmak için elden geçirilen parçalar var. Ancak bunların çok da bir anlamı yok, çünkü onların nihai hedefleri sizin büyük sayılara eşlik etmeniz ve aradaki birçok sahneden replikleri fısıldamanız için hala doğru bir şekilde yeniden uyarlamalar yapmak. Bu filmleri ezbere bilmeniz, farklı olmalarından daha önemli.

Utanç verici kısmı gerçekten iyi olan uyarlamaların benzersiz hissettirdikleri için iyi olması. 2015’in Külkedisi, Disney’in modern telaşında kendini adapte eden ilk filmlerden biriydi ve kolayca en büyüleyici filmdi. Yönetmen Kenneth Branagh, müzikal yönlerini ortadan kaldırıyor ama sadece ayrıntılı bir kostüm dramasının havasıyla hikâyeyi de olduğu gibi tutuyor ve bu bir tutku- film, zekâ, çekicilik ve bolca Cate Blanchett içeriyor. Bir yıl sonra, Pete ve Ejderhası da göz kamaştırdı, çok az kişinin bildiği bir hikâyeden vazgeçip ejderha arkadaşı tarafından büyütülmüş kayıp bir çocuk hakkında orijinal bir hikâye anlattı ve Disney’in markasını inşa ettiği ancak şimdi nadiren sunduğu sihri ortaya çıkardı.

Bu her zaman işe yaramıyor tabi- bu sene çıkan Mulan filmin sadece ortalamanın üzerinde bir reprodüksiyon değil, daha radikal olmasını dilememize neden olan stilistik özgürlükleri alarak her iki tarafın da en iyi özelliklerini sahiplenmeye çalışıyor. Külkedisi gibi müzikal numaraları ortadan kaldırabilse de geride kalan boşluğu tatmin edici bir şekilde dolduramıyor. Nihayetinde, film ahlaki açıdan fazlasıyla tehlikeye atılmış bir prodüksiyon, yani başarılı olsa bile başarılı sayılamaz. 

Belki de Disney kendi başarısının kurbanıdır. Milyonlarca çocuğun en sevdiği filmleri yapıp sonra artık kendi yollarına geçen yetişkinlere “işte, onları tekrar al” demek zor. (Bu yeniden yapımların yeni nesil için, orijinallerinin bir önceki nesil kadar önemli olup olmadığını keşfetmemiz yıllar alacaktır.) Zaten önemli de görünmüyor. Aslan Kral ve Güzel ve Çirkin filmlerinin her biri bir milyar dolardan fazla kazandı ve hepsi günün sonunda sağlıklı bir kâr elde etti. Hiçbir yere gitmiyorlar ve gayet iyi çalışıyorlar — Hollywood’da kimse milyar dolarlık bir gişeyle tartışmıyor. 

Kaynak: The Verge

Yazar: Joshua Rivera

Çeviren: Sude Özmen

Düzenleyen: Serap Demirtaş