Arjantinli futbol efsanesi, çarşamba günü Buenos Aires’teki evinde kalp krizi geçirdi.

60. doğum gününün üzerinden henüz bir ay bile geçmemişken çarşamba günü hayatını kaybeden dünya futbolunun efsanesi Diego Armando Maradona’ya, futbola olan yeteneği sayesinde adeta bir Tanrı gibi tapılıyordu. Ancak şeytanları onu yiyip bitirdi.

Yakınları, Maradona’nın Buenos Aires’in banliyölerinde bulunan evinde kalp krizi geçirdikten sonra yaşamını yitirdiğini doğruladı. Arjantin Cumhurbaşkanı Alberto Fernandez ülkede üç günlük ulusal yas ilan etti.

Buenos Aires’in varoşlarından yıldızlığa yükselerek ülkesi Arjantin’i dünya kupası şampiyonluğuna taşıyan Maradona, futbol manyaklarının anavatanında sefaletten zenginliğe uzanan bir hikâyenin başrolüydü ve bu onu, Arjantin’ de, yurttaşları olan Che Guevara ya da Evita Peron gibi simge bir isme dönüştürmüştü.
Tarihin en yetenekli futbolcularından birisi olan Maradona, şöhretinin zirvesine 1986 Dünya Kupasını kazandığı yıl milli takımın kaptanlığını eline aldığında ulaştı. Bu, 1994 Dünya Kupasında dopingden dolayı diskalifiye edilmeden önceydi.

 Yıllarca süren uyuşturucu, alkol bağımlılığı ve aşırı yeme alışkanlığı kariyerinin sonunu getirdi. Bu alışkanlıkları onu, kıvrakça slalom yapabilen bir sporcudan 2000 yılında neredeyse hayatını kaybetmesine sebep olan kokain kullanımına bağlı kalp krizi geçiren şişman bir adama dönüştürdü.

Ancak 2008’de Arjantin milli takımının teknik direktörü olarak fevkalade bir geri dönüşle kendini yeniden keşfederek yöneticileri, teknik adamlık deneyimi olmamasına rağmen, katıksız karizmasıyla takımı zafere ulaştırabileceğine ikna etti.

Topa sahipken adeta bir sihirbaz, aldatıcı derecede hızlı ve saha görüşü keskin bir pasör olan Maradona, bazılarına göre gelmiş geçmiş en büyük futbolcusuydu ve Brezilyalı Pele’nin önündeydi. Arjantin’de 10 numaralı forması üzerine ufak bir kelime oyunu yapılarak El Dios (E1 Dİ0S) deniyor, adeta bir tanrı gibi tapılıyordu.

1986’da Meksika’da düzenlenen Dünya Kupası zaferinin baş mimarıydı ve çeyrek finalde takımının İngiltere’yi mağlup ettiği maçta iki ünlü golü kaydeden oydu.

Bu gollerin ilki yumruğuyla attığı bednam golü, ikincisi ise İngiltere milli takımının yarısını çalımlayarak geçtiği ve sıklıkla ‘’yüzyılın golü’’ olarak anılan golüydü. 2-1’lik bir galibiyet aldıkları maçta attığı ilk gol için ‘’kısmen tanrının eli, kısmen Maradona’nın kafası’’ diye bahsederdi.

Başından İtibaren Top Peşinde

30 Ekim 1960’ta, fabrika işçisi bir babanın 8 çocuğunun 5.si olarak Buenos Aires’te işçi sınıfının yaşadığı bir kenar mahalle olan Lanus’ta dünyaya gelen Maradona, Villa Florita adlı varoşta büyüdü.

Hayranları tarafından “Dona Tota” olarak bilinen annesi Dalma, oğlunun vaftiz edildiği kilisede yere yansıyan bir yıldız görünce onun, muhasebeci olarak parlak bir geleceğe sahip olacağını düşündü.

Ancak Maradona’nın futbola olan aşkı başından beri ortadaydı. Bebekliğinde, eline ilk futbol topu verildiğinde, topuna sarılarak uyumuştu.

Birinci lig kulübü Argentinos Juniors’ ın gözlemcisi tarafından sokak arasında keşfedilen dahi, ligdeki ilk maçına 15 yaşında çıktı. 17 yaşındayken Arjantin’de düzenlenen 1978 Dünya Kupasını kazanan kadroya seçilemedi. İspanya’daki 1982 Dünya Kupasında, Brezilya karşında oyundan atılması, Barcelona’da hepatit ve sakatlıklar gölgesinde geçireceği iki kötü sezona uyan bir girizgâh olmuştu.

 Ama sonra kurtuluş ve zafer geldi. 1984 yılında, 7,5 milyon dolarlık bedel ile dünya rekoru kırarak Napoli’ye transfer oldu. Maradona, Napoli’yi iki kez İtalya şampiyonluğuna taşıdı ve bu süreçte yepyeni bir hayran kitlesi yarattı.

Meksika’daki 1986 Dünya Kupası zaferinden sonra, vasat düzeydeki Arjantin milli takımını 1990’da Roma’da art arda ikinci kez Dünya Kupası finaline taşıdı.

 Ancak 1991’de uyuşturucu ve alkol hayatını ele geçirmeye başladı.

O yıl Maradona, doping nedeniyle dünya çapında futboldan 15 aylık bir men cezası aldı ve Napoli’de bir suç şebekesi ile bağlantılı olduğu iddiasıyla hakkında soruşturma başlatıldı.

Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen 1994 Dünya Kupasında uyuşturucu testi pozitif çıktıktan sonra tekrar 15 ay men cezası aldı.

1,65 boyunda koyu kıvırcık saçlı tıknaz oyuncu etrafını kavgacı dalkavuklarla doldurdu ve muhabir ve eleştirmenlerle tartışan sivri dili ile tanınan birisi oldu.

Yıllar boyunca büyüklüğü ve zayıf yönleri kamuoyuna yansıdı, kendisi hakkında fotoğraflar ve alıntılardan oluşan kitaplar yayınladı ve bir televizyon şovuna konuk oldu.

“Futbol dünyadaki en güzel ve en sağlıklı spor. Futbol benim hatalarımın bedelini ödemek zorunda kalmamalı. Bu topun suçu değil” dedi.

Ağır Çekimde İntihar

Maradona, 1997’de profesyonel futboldan emekli oldu ve 2000’de ölümle boğuştuktan sonra uyuşturucudan kurtulabilmek için rehabilitasyona başladı, 2000-2005 yılları arasında Küba’da sık sık Fidel Castro ile vakit geçirdi. Bacağında Küba liderinin, kolunda da efsanevi yoldaşı Che Guevara’nın dövmesi vardı.

Birçoğu için, saha dışında yaptığı hatalar yeteneklerini gölgede bırakmıştı.

Pele, 200 senesinde yapılan bir halk oylamasının ardından Maradona’nın kendisini geride bırakarak aldığı FIFA yüzyıl ödülünün sonrasında: “Tek şüphem, onun dünya çapında bir kitle tarafından onurlandırılmaya yetecek kadar büyük bir karakter olup olmadığıdır.” açıklamasında bulunmuştu.

 Arjantin medyası, 2007 yılında Maradona’nın kişisel bağımlılıklarına, kilo vermek için mide ameliyatı olmasına ve alkole bağlı hepatit nedeniyle hastaneye kaldırılmasına kilitlenmiş durumdaydı.

Uyuşturucu ve alkol uzmanları Maradona’nın birbiri ardına maddeler kullanıyor olmasına ağır çekim intihar adını vermişlerdi.

Ancak Maradona kötü alışkanlıklarından arındı ve geri döndü. 2008’de Arjantin milli takımının teknik direktörü olarak karşımıza çıktı.

Pek çok Arjantinli, Maradona’nın bir bütün olarak hareket edebilecek, yetenekli oyunculardan oluşan bir kadro kurabileceğinden şüpheliydi. Takım Güney Afrika’da düzenlenen 2010 Dünya Kupasında önce gruptan zar zor çıkıp daha sonra çeyrek finalde turnuvaya veda edince, bu kişilerin haklılıkları da ortaya çıkmış oldu.

Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki teknik direktörlük macerasını, 2019’da Arjantin’deki Gimnasia y Esgrima’ nın başına geçene kadar, Meksika 2.lig kulübü olan Dorades de Sinaloa’daki görevi izledi.

Bu arada, Maradona manşetlerden uzak değildi.

İtalya’da istirahat ettiği sırada, vergi polisi, vergileri geri ödemeye yardımcı olmak için sembolü haline gelen elmas küpesine el koydu. 2010 yılında, kendi köpeklerinden birinin dudağını ısırmasının ardından, gece yarısı rekonstrüktif cerrahi uygulanmak üzere hastaneye kaldırıldı.

Kilo problemi, diz ağrılarının artmasına yol açtığı için hareketleri ağırlaşmış ve o meşhur hızı çoktan kaybolmuştu.

Ancak hayranları onu asla terk etmedi. Arjantinliler, Çin’den Avrupa’ya, sadece Maradona’nın adını söyleyerek arkadaş edinebileceklerini keşfettiler.

Kimileri kendine ait bir dini görüşü ve 10 Emir’i bulunan Maradonian Kilisesi’ni kurdu. Oluşturdukları 10 emirden biri “Kendi göbek adını Diego yap ve doğan ilk erkek evladına Diego adını ver” olmuştur.

Maradona, üst üste gelen ekonomik krizlerle boğuşan ve 1982 Falklan Muharebesinde (ya da Malvina Adaları) İngiltere karşısında ezici bir hezimete uğrayan Arjantin için yükselmenin çaresiydi.

O ayrıca, ülkelerinin dünya sahnesindeki potansiyelini gerçekleştirmek konusundaki ebedi başarısızlıklarına takıntılı hale gelmiş Arjantinlilerin yaralı ruhları için bir merhemdi.

Buenos Aires Üniversitesi’nde halk bilimleri profesörü ve Maradona uzmanı olan Pablo Alabarces, “Kolektif hayal gücümüzde Diego Maradona, belirli bir görkemli geçmişi temsil ediyor, ne olabileceğimizin bir sembolü,” açıklamasını yaptı.

Buenos Aires’li bir Maradona hayranı ve avukat olan Marcelo Pose ise, “O her zaman azad edilen olacak” dedi.,

Kaynak: The Express Tribune

Yazar: Reuters

Çeviren: Alperen Kağan Şenel

Düzenleyen: Can Güzel