Depresyonda olan insanların hafıza sorunları yaşamasının nedeni

Depresyonda olan insanların hafıza sorunları yaşamasının nedeni

Depresyonu genellikle moralsizlik, yorgunluk ve umutsuzluk ile ilişkilendirsek de birçoğumuz depresyonda olan bazı kişilerin hafıza sorunları yaşayabileceğini, örneğin normalden daha unutkan hissedebileceklerini bilmeyiz. Hafıza sorunları diğer belirtiler kadar geniş tartışılmasa da bilişsel bozuklukların depresyonda yaygın olduğu bilinen bir gerçektir. Aslında, depresyonda olan beş kişiden üçü bu sorunlarla karşılaşabilir. Bu hafıza sorunlarının, beynimizin yapısında ve işlevinde depresyon nedeniyle meydana gelen değişikliklerle ilgili olduğu düşünülmektedir.

Hafıza sorunları, depresyon ilk başladığında ortaya çıkabilir ve diğer depresif belirtiler düzeldiğinde bile devam edebilir. Bu durumda genellikle çalışma belleğimiz etkilenir. Çalışma belleği, olayları an be an aktif olarak hatırlamak için kullandığımız kısa süreli hafızadır ve buradaki sorunlar odaklanmayı veya karar vermeyi zorlaştırabilir. Aslında; tepki süresi, dikkat ve planlama, karar verme ve muhakeme gibi birçok bilişsel işlev sıklıkla etkilenir. Depresyon aynı zamanda beynimizin bir görevden diğerine geçmesini ve düşünmeden verilen tepkileri engellemesini de zorlaştırır.

Hafıza sorunlarının ciddiyeti kişiden kişiye değişebilir. Ancak bazı araştırmalar; bilişsel bozuklukların depresyonun ilk atağında daha az olma eğiliminde olduğunu, daha şiddetli depresif belirtiler ve tekrarlayan çökkün duygu durum ataklarıyla birlikte daha ciddi hafıza sorunları görüldüğünü gösteriyor. Hafıza üzerindeki bu etkiler, depresyon belirtileri çok az olduğunda veya hiç olmadığında bile devam edebilir.

Beynin yapısı ve işlevi

Depresyon, prefrontal korteks, hipokampus ve amigdala dahil olmak üzere beynin yapısındaki ve işlevindeki değişikliklerle bağlantılıdır. Bu bölgelerin tümü, duygu işleme, biliş ve yürütücü işlevler (planlama, karar verme ve muhakeme gibi) ile ilgilidir.

Bu bölgeler, sinir devreleri aracılığıyla bağlıdır ve birbirlerine mesajlar gönderip alırlar, bu nedenle bir bölgede meydana gelen bir sorun diğerlerini de etkiler. Ve biliş ve duygu işlemeden sorumlu sinir devreleri, strese tepki sistemlerimizi kontrol edenlerle örtüşür. Bu nedenle, çok stresli dönemler de bilişsel işlevi bozabilir ve ruh halini kötüleştirebilir.

Depresyondayken bu bölgelerde meydana gelen değişiklikler, hafıza görevleri sırasında beynimizin çalışma performansının üzerinde büyük bir etkiye sahip olabilir. Örneğin, depresyonda olan kişilerin hipokampusu genellikle daha küçüktür ve belirli harfleri hatırlamalarının gerektiği bir çalışma belleği görevi sırasında prefrontal kortekslerinde aktivite artışı görülmüştür. Bu, depresyonda olan kişilerin beyinlerinin, hafıza görevi sırasında, depresyonda olmayan katılımcılarla aynı düzeyde performans gösterebilmek için diğer beyin bölgelerinin yardımıyla daha fazla çalışması gerektiği anlamına gelmektedir.

Biliş (hafıza dahil) ve duyguyu birbirine bağlayan devreler, bu beyin bölgelerindeki nöronların birbirleriyle iletişim kurmasını sağlayan serotonin, dopamin, noradrenalin ve glutamat gibi kimyasal haberciler kullanır. Beyin haberci sistemleri sürekli olarak birbirleriyle etkileşime girdiği için, içlerindeki değişiklikler nöronlarımızın birbirleriyle daha az iletişim kuracağı anlamına gelebilir. Bu durum aynı zamanda hafızamızın çalışma şeklini de etkileyebilir.

Çalışma belleği

Bu, depresyonla mücadele eden bir kişinin hafızasını geliştirmek için yapabileceği bir şey olmadığı anlamına gelmez.

Örneğin, egzersiz yapmanın çalışma belleğine, beynin işlem hızına ve dikkate faydalı olduğu görülmüştür. Egzersizin beyindeki habercileri (serotonin ve dopamin dahil) serbest bıraktığı ve beynin korteksindeki aktivasyonu artırdığı düşünülmektedir. Her iki durum da yeni nöron oluşumunu ve beyin esnekliğini (beynin değişme, uyum sağlama ve büyüme yeteneği) arttırır. Bunların hepsi iyi bir hafıza için önemlidir.

Konuşma terapileri de prefrontal kortekste aktivasyon artışına neden olur ve bu durum, hem biliş hem de ruh halinin önemli yönleri olan gelişmiş esneklik ve tepki verme ile bağlantılı olabilir. Bilişsel egzersiz programları – genellikle bilgisayarda yapılan bilişsel egzersizler veya oyunlar gibi – çalışma belleğini ve dikkati bile geliştirebilir.

Bazı durumlarda antidepresanlar çalışma belleğini geliştirmeye yardımcı olabilir. Hastalara en sık verilen antidepresanlar, seçici serotonin gerialım inhibitörleri (SSRI) ve serotonin-noradrenalin gerialım inhibitörleri (SNRI), planlama, karar verme ve muhakeme  süreçlerindeki gelişmelerle de ilişkilidir. Ancak bu bulgular karışıktır ve daha yaşlı insanlarda aynı derecede işe yaramayabilir. Nöronların sinyal iletimlerini etkileyen yeni beyin stimülasyon tedavileri de bilişsel işlevlerdeki gelişmelerle ilişkilendirilmiştir.

Hafıza sorunları, depresyonun yaygın bir belirtisi olabilir. Ayrıca, işteki performansımız ve diğer insanlarla ilişkilerimiz de dahil olmak üzere günlük yaşamlarımız üzerinde ciddi bir etkiye sahip olabilir. Bu nedenle, tedavide gelişme kaydetmek ve depresyon tekrarını önlemek için diğer temel belirtilerin yanı sıra -moralsizlik gibi- hafıza sorunlarını da dikkate almak önemlidir.

Yazar: Cynthia Fu

Kaynak: The Conversation

Çeviren: Ceren Bilgiç

Düzenleyen: Sinem Sönmez

Leave a comment