Deneyimlerimiz beyin plastisitesini nasıl değiştirir?

Deneyimlerimiz beyin plastisitesini nasıl değiştirir?

Formun Altı

Nöroplastisite olarak da bilinen beyin plastisitesi, deneyim sonucunda beynin değişme ve uyum sağlama yetisini ifade eden bir terimdir. İnsanlar beynin plastisiteye sahip olduğunu söylerken, beynin plastiğe benzediğini kastetmezler. Nöro; beynin yapı taşlarını ve sinir sistemini oluşturan sinir hücrelerini, nöronları, plastisite beynin değişen koşullara uyum sağlayabilme yetisini ifade eder.

Beyin plastisitesi nedir?

İnsan beyni yaklaşık 86 milyar nörondan oluşur. İlk araştırmacılar, nörogenezin (yeni nöronların oluşumu) doğumdan kısa bir süre sonra durduğuna inanıyordu. Günümüzde, beynin yolları yeniden düzenlemede, yeni bağlantılar hatta bazı durumlarda yeni nöronlar yaratmada nöroplastisite veya beyin plastisitesi olarak bilinen kavramın olağanüstü bir kapasiteye sahip olduğu anlaşılmıştır.

Nöroplastisitenin iki ana türü vardır:

  • İşlevsel plastisite: Beynin hasar gören bölgesinden hasar görmeyen bölgelerine işlev gönderme yetisi.
  • Yapısal plastisite: Beynin öğrenme sonucunda fiziksel yapısını değiştirme yetisi.

Beyin plastisitesinin yararları

Beyin plastisitesinin birçok yararı vardır. Beyninizin uyum sağlamasına ve değişmesine olanak verir ve şunların gelişmesine yardımcı olur:

  • Yeni şeyler öğrenme yetisi
  • Mevcut bilişsel kapasitenizi artırma yetisi
  • Felç veya travmatik beyin hasarlarında iyileşme gösterme
  • İşlev kaybı veya azalması durumunda bölgelerin güçlendirilmesi
  • Beyin zindeliğini artırabilecek iyileştirmeler

Beyin plastisitesi nasıl çalışır

Bir çocuğun hayatının ilk birkaç yılı beynin hızlı geliştiği zamanlarıdır. Doğumda, serebral korteksteki her nöronda tahmini 2.500 sinaps varken çocuk üç yaşına geldiğinde bu sayı, her nöron için 15.000 sinapsa yükselir.

Bununla birlikte, ortalama bir yetişkinde bu sayının yaklaşık yarısı kadar sinaps vardır. Neden mi? Çünkü yeni deneyimler kazandıkça bazı bağlantılar güçlenirken diğerleri yok olur. Bu süreç sinaptik budama olarak bilinir.

Sık kullanılan nöronlar daha güçlü bağlantılar kurarken nadiren veya hiç kullanılmayanlar zamanla yok olur.

Beyin, yeni bağlantılar kurarak ve zayıf olanları budayarak değişen çevreye uyum sağlayabilir.

Beyin plastisitesinin ana özellikleri

Nöroplastisitenin birkaç tanımlayıcı özelliği vardır.

Yaş ve çevre önemli bir rol oynar

Plastisite yaşam boyu görülürken bazı değişiklikler belirli yaşlarda daha baskın hale gelir. Beyin, yaşamın ilk yıllarında değişmeye epey müsaittir; örneğin olgunlaşmamış beynin gelişmesi ve kendisini düzenlemesi gibi.

Genelde; genç beyinler, yaşlı beyinlere oranla deneyimlere karşı daha hassas ve açık olma eğilimindedir. Fakat bu, yetişkin beyinlerin uyum sağlama yeterliliği olmadığı anlamına gelmez.

Genetik de söz sahibidir. Çevre ve genetik arasındaki etkileşim de beynin plastisitesini şekillendirmede rol oynar.

Nöroplastisite devam eden bir süreçtir

Plastisite yaşam boyunca devam eder ve nöronların dışında gliyal ve vasküler hücreler de dahil olmak üzere beyin hücrelerini içerir. Plastisite; öğrenme, deneyim, bellek oluşturma veya beyin hasarı sonucunda görülebilir.

İnsanlar, beynin belirli bir yaştan sonra durağanlaştığına inanırken yeni araştırmalar, beynin öğrenme karşısında değişimi asla durdurmadığını ortaya koymuştur.

Felç gibi beyin hasarı durumlarında, beynin bazı işlevlerle ilişkili bölgeleri hasar görebilir. Zamanla, beynin sağlıklı bölümleri hasar gören işlevlerin yönetimini ele alır ve yetiler eski durumuna getirilebilir.

Beyin plastisitesinin de sınırları vardır

Ancak şunu belirtmekte fayda var; beyin değişen koşullara sınırsız bir şekilde uyum sağlayabilme yetisine sahip değildir. Beynin belli bölgeleri genelde belirli eylemlerden sorumludur. Örneğin; beynin hareket, dil, konuşma ve biliş gibi konularda kritik bir rol oynayan bölgeleri vardır.

Beynin kilit bölgelerinde görülen hasar bu bölgelerde eksikliklere yol açabilir. Bazı bölgelerde iyileşme ihtimali yakalanabilirken beynin diğer bölgeleri hasardan etkilenen işlevlerin yönetimini tam anlamıyla ele alamaz.

Beyin plastisitesi nasıl geliştirilir

Beyninizin uyum sağlamasına ve değişmesine yardımcı olmanız için yapabileceğiniz şeyler var. Nöroplastisiteden faydalanacağınız yöntemlerden bazıları şunlardır:

Bulunduğunuz ortamı faydalı hale getirmek

Odaklanmış dikkat, yenilik ve mücadele için birçok fırsat sunan öğrenim ortamlarının beyinde olumlu değişiklikler uyandırdığı gösterilmiştir. Bu, özellikle çocukluk ve ergenlik dönemlerinde önemlidir fakat bulunduğunuz ortamı faydalı hale getirmek yetişkinlikte de beyninizin ödül ihtiyacını karşılamaya devam edebilir.

Şunları deneyebilirsiniz:

  • Yeni bir dil öğrenmek
  • Bir enstrüman çalmayı öğrenmek
  • Yeni yerleri gezmek ve keşfetmek
  • Sanat icra etmek ve yaratıcı meşgalelerle ilgilenmek
  • Okumak

Bol bol dinlenmek

Araştırmalar, uykunun beyindeki dendrit gelişiminde önemli bir rol oynadığını göstermiştir. Dendritler, bir nörondan diğerine bilgi iletilmesine yardımcı olan nöronların ucundaki dal benzeri yapılardır. Bu bağlantıları güçlendirerek daha güçlü bir beyin plastisitesi oluşturabilirsiniz.

Uykunun hem beden hem de zihin sağlığı üzerinde önemli etkileri olduğu görülmüştür. Uyku hijyenini uygulayarak kaliteli uyku için bazı yöntemler bulabilirsiniz.

Egzersiz

Düzenli fiziksel aktivitenin beyne birçok yararının olduğu ortaya konulmuştur. Bazı araştırmalar, egzersiz yapmanın beynin bellek ve diğer işlevleriyle ilgili olan hipokampüs bölümünün kilit bölgelerinde nöron kayıplarını önleyebileceğini ileri sürmüştür.

Nörobilimde Öne Çıkanlar dergisinde 2018 yılında yayımlanan bir inceleme, egzersiz yapmanın hipokampal bölgedeki nörogenezde de payının olduğunu ortaya koymuştur.

Beyin plastisitesinin geçmişi ve araştırmalar

Beynin nasıl çalıştığıyla ilgili inanışlar ve teoriler zaman içinde büyük ölçüde değişti. İlk araştırmacılar beynin durağan olduğuna inanırken yeni gelişmeler beynin daha değişken olduğunu gösterdi.

İlk teoriler

1960’lara kadar, araştırmacılar beyindeki değişikliklerin yalnızca bebeklik ve çocukluk döneminde meydana gelebileceğine inanıyordu. Erken yetişkinlik döneminden itibaren, beynin fiziksel yapısının genel itibariyle kalıcı olduğuna inanılıyordu.

2007 yılında çıkan “Kendini Değiştiren Beyin: Beyin Biliminin Sınırlarından Kişisel Başarı Öyküleri” kitabında ilk teorileri tarihsel bir bakış açısıyla inceleyen psikiyatr ve psikanalist Norman Doidge, beynin değişemediği inancının başlıca üç ana nedenden kaynaklandığını öne sürdü:

  • Beynin sıra dışı bir makine gibi hayret verici şeyler yapabildiği, ancak gelişmeye ve değişmeye kapalı olduğuna dair eski bir inanç
  • Beyinde gerçekleşen mikroskobik aktiviteleri gözlemleyememe
  • Ciddi beyin hasarı gören insanların genellikle iyileşemediğini gözlemleme

Sürecin başlangıcında, psikolog William James beynin önceden inanıldığı kadar değişmez olmayabileceğini öne sürmüştü. 1890 yılında “Psikolojinin İlkeleri” (The Principles of Psychology) kitabında, “Organik maddenin, özellikle sinir dokusunun olağanüstü bir plastisiteye sahip olduğu görünüyor” diye yazmıştır. Ancak bu düşünce uzun yıllar boyunca göz ardı edilmiştir.

Modern teoriler

1920’lerde, araştırmacı Karl Lashley hint şebeklerinin nöral yollarında değişikliklerin olduğuna dair bir kanıt ortaya koymuştur. 1960’lardan itibaren, araştırmacılar şiddetli felç geçiren ileri yaştaki yetişkinlerde işlevlerin tekrardan kazanılabildiğini, önceden inanılanın aksine beynin değişen koşullara uyum sağlayabildiğini gösteren vakaları incelemeye başlamışlardır. Ayrıca, modern araştırmacılar beynin hasardan sonra kendisini yeniden yapılandırdığına dair kanıtlar ortaya koymuştur.

Son araştırmalar; beynin yeni deneyimlere uyum sağlaması, yeni bilgiler öğrenmesi ve yeni anılar biriktirmesi için yeni nöral yollar yaratmaya ve mevcut olanları değiştirmeye devam ettiğini göstermiştir.

Teknolojideki modern gelişmeler sayesinde, araştırmacılar beynin iç çalışmalarına daha önce hiç olmadığı kadar bakabilme şansına sahipler. Modern nörobilim çalışmaları ilerledikçe araştırmalar insanların doğuştan getirdiği zihinsel yetilerle sınırlı olmadığını ve hasarlı beyinlerin genellikle son derece önemli bir değişim yeteneğine sahip olduğunu gösterdi.

Plastisite sorunlara neden olabilir

Beyindeki değişiklikler genellikle gelişme olarak görülse de durum her zaman öyle olmayabilir. Bazı durumlarda beyin, davranış ve beyin üzerinde zararlı etkilere yol açabilen psikoaktif maddelerden veya patolojik rahatsızlıklardan etkilenebilir.

Yazar: Kendra Cherry

Kaynak: Verywell Mind

Çeviren: Zeynep Özçelik

Düzenleyen: Dicle Yılmaz

Leave a comment