Sigara endüstrisinin geçtiğimiz 50 yılın çoğunu sigara ve hastalıklar arasındaki bağlantıyı inkâr ederek geçirmesine rağmen endüstri, “daha güvenli” sigaralar geliştirmek için de kayda değer miktarda zaman ve para ayırmıştır. Güvenli bir sigaranın hem sigara kullananların tat ve nikotin sağlama taleplerini karşılaması hem de toplumun sağlık endişelerini yatıştırması, tütün endüstrisinin “kutsal kasesi” idi. Bunu ilk üreten şirket, bu alışılmamış sigarayı kayda değer bir kâr payıyla satıp, pazar payını rakiplerinden kaparak bütün endüstriyi domine edebilecektir.

1950’lerde, Philip Morris’in araştırmacıları çoktan “sağlıklı” sigaraların potansiyelini görmüş ve şirketin sigaranın zararlı olduğunu kabul ederek sağlık endişelerinden faydalanmasını önermişti. Philip Moris’in bilim adamlarından biri 1958 Temmuz’unda, “Kanıtlar, çok sigara içmenin akciğer kanserine sebep olabileceği ihtimalini güçlendirdi.” diye yazmıştır. Daha sonra şirketin “çitin diğer tarafına atlayacak cesareti” olduğunu ve şirketin güvenli sigaraları olmayan rakiplerine saldırmak için “zengin teçhizatı” olacağını belirtmiştir.

Sis Perdesi

Fakat birçok faktör, daha güvenli sigaraların geliştirilmesini engellemektedir. Sigara dumanının içindeki toksik maddeleri çıkarmak, teknolojik bir zorluk haline gelmiştir. En büyük sorun, sigara içenlerin arzuladığı tadı ve sigara içme hissiyatını sağlayabilmekti -şu ana kadar hiçbir şirket bu zorlukların üstesinden gelemedi- ve endüstri avukatları, sigara üreticilerinin güvenli sigara yapmak için araştırmalara girişmesi yönündeki önerilerin, bu tarz araştırmaların bütün endüstri için yaratabileceği ince yasal problemlerden korktuklarından önünü kesmişlerdir. Patrick Sheehy -British American Tobacco’nun eski baş yöneticisi- 1986’da, daha güvenli sigara araştırmalarının sigaranın zararlı olduğunun üstü kapalı bir kabulü olacağını yazmıştı. “Güvenli’’ sigaralar geliştirmeye teşebbüs ederek, üstü kapalı şekilde, mevcut olan ürünün güvenli olmadığını kabul etmiş olarak değerlendirilme tehlikesiyle karşı karşıya kalmış olursunuz ve bence bu bulunmamamız gereken bir pozisyon.” diye yazmıştır.

Son olarak, güvenli sigaralar, en çok, sigara içmenin sağlığa olan etkileri için endişelenen gruplar -tütün karşıtı gruplar ve halk sağlık merkezleri- tarafından engellenmiştir. Sigara endüstrisinin daha güvenli sigaraları pazarlama çabaları, bu tarz ürünlerin nikotin sağlama cihazı olarak tasnif edildiğini ve hükümet düzenlemelerine bağlı hale geldiğini görmek isteyen tütün karşıtı aktivistlerce şiddetli bir muhalefetle karşılaşmıştır. Sağlık gruplarının güvenli sigaralara karşı muhalifliği çelişkili görünse de, yıllarca süren inkâr stratejileriyle halk sağlık merkezleri arasında güven açığı yaratan sigara şirketlerine karşı duyulan derin güvensizlikten doğmuştur.

Katran Derbisi

Sigara üreticileri daha güvenli sigaralardan bahsetmeye ilk olarak 1950’lerde -şimdi tarihçiler tarafından ‘’katran derbisi’’ olarak bilinen dönemde- başlamıştır. Toplumun sigara içme ve sağlık konusundaki endişelerinin büyümeye başlaması sonucunda, sigara üreticileri görünürde katran seviyesini azaltan, çeşitli yeni filtreli sigaralarla cevap vermiştir. Fakat filtreli sigaraların doğuşu, pazarlama tekniğinden fazlası değildir. Filtreli sigaraların normal sigaralardan daha sağlıklı olduğunu öne süren çok az kanıt vardı ve tütün şirketlerinin kendi araştırmacıları da bunun farkındaydılar. 1976’da Brown & Williamson’ın başkan yardımcısı ve genel danışmanı Ernest Pepples, kısa bir notunda, filtreli sigaraların piyasada 1950’lerde %1 oranında iken 1975’e kadar %87’ye çıktığını belirtmiştir. Pepples, “Çoğu durumda, şu var ki, filtreli sigara içenler, sıradan sigaradan aldıklarıyla aynı miktarda ya da daha fazla nikotin ve katran alıyordu. Hâlbuki sıradan sigarayı sağlığa zararını azaltmak için bırakıyorlardı.” diye yazmıştır.

Geçtiğimiz 25 yılda güvenli sigara tasarımlarıyla ilgili 150’den fazla patent kaydedildi.

Bugün bile, sigara içen birçok kişi, düşük katranlı ya da light, ultra-light olduğu iddia edilen sigaraların kendileri için full-strength sigaralardan daha iyi olduğunu düşünüyor. Katran seviyesini düşürmek, nikotin seviyesini de azaltmayı zorunlu kıldığı için, çalışmalar gösteriyor ki sigara içenler, nikotin kayıplarını istemeden telafi etmeye çalışıyor. Düşük katranlı sigara içenler, dumanı daha derin içlerine çekiyor, daha sık nefes çekiyor ve hatta duman miktarını ve aynı zamanda içine çektiği katran miktarını azaltmak için filtrenin yanına konan küçük delikleri kapatıyor. (Günümüz sigaralarındaki havalandırma deliklerini ve diğer tasarım unsurlarını daha yakından incelemek için,

http://www.pbs.org/wgbh/nova/cigarette/anatomy.html)

Daha Güvenli Sigaraya Doğru

1960’larda sigara üreticileri, güvenli sigara üretmek için geniş çaplı bir araştırmaya girişmişlerdir. Amaç, geleneksel sigaradaki toksinleri, -tadını ve sigara içme deneyimini değiştirmeden- çıkarmaktı. O zaman dilimindeki duyurular gösteriyor ki bazı tütün şirketi yöneticileri sadece kar için değil, ürünlerini daha sağlıklı yapmak için de bu konuyla gerçekten ilgililermiş. 1962’de, Charles Ellis, İngiliz-Amerikan Tütün araştırma yöneticisi, fareleri “taze” yoğuşmuş duman ile boyamanın, sigara içenlerin “taze” duman çekmesine çok benzediğinin, genellikle bu tarz deneylerde kullanılan daha eski, depolanmış kondansattan daha zararlı olduğunun kanıtlanabileceğini belirtti. “Bu olasılık bizi umutsuzluğa düşürmemeli, hatta bu, sigaranın içinde bir yerde gerçekten kimyasal bir suçlu olduğu ve oldukça hızlı başka bir şeye dönüşen reaksiyona maruz kaldığı anlamına gelmektedir. Bu sefer madde gruplarını tanımlayabileceğimiz konusunda kendimden eminim ve ilk tedavi, aditifler veya filtrasyon ile bundan kurtulmak neredeyse her çabaya değecek.”

Endüstri belgeleri gösteriyor ki tütün şirketleri güvenli sigaralar konusundaki araştırmalarında, sentetik tütün, düşük katranlı sigarlardaki nikotin miktarını arttırma (böylece sigaran içenler nikotin yokluğunu telafi etmeye çalışmayacak), ve sigara dumanındaki en toksik maddelerin, karbon monoksit gibi, seçici filterasyonunun da dahil olduğu birçok alanda yoğunlaştı. Güvenli sigaralarla ilgili yapılan araştırmalar dört çeşit kanserojen bileşiğin azaltılması üzerine yoğunlaştı: nitrozaminler, genellikle tütün sigaralarındaki en ölümcül kanserojen olarak gösterilir; aldehitler, tütündeki şekerin ve selülozun yanmasıyla oluşur; polisiklik aromatik hidrokarbonlar(PAH), sigaranın yanan ucunun arkasında oluşur; ve bitkiler üzerinde kullanılan gübrelerde bulunan ağır metallerin kalıntıları.

Başka Engeller

Fakat endüstrinin önceki toksik unsurları kolayca sigaradan çıkarma iyimserliğine karşın güvenli sigara için yapılan araştırmaların teknik ve politik açıdan yıldırıcı bir zorluk olduğu ortaya koyuldu. Endüstri araştırmacıları, sıklıkla bir ya da iki tehlikeli bileşiği azaltacak yöntemler buldu, bu kurcalamaları ile sadece ya diğer zararlı bileşiklerin miktarını arttırmayı ya da sigarayı tüketiciler tarafından kabul edilmeyecek ölçüde değiştirmeyi keşfettiler.1975’te, Brown&Williamson, yeni bir sigara tanıttı. Bu siyanürün de dahil olduğu belirli bileşikleri sigara dumanından seçici olarak kaldırılarak dizayn edilmişti. Ancak ürün yalnızca iki yıl sonra satıştan çekilmiştir.

Bilim adamları, odun talaşından malzemelerin de dahil olduğu, tütünden daha faydalı olduğu söylenen tütün alternatifleriyle deney yapmışlardır. Fakat bu ürünler birtakım yeni sorunlarla karşı karşıya gelmiştir çünkü artık bunlar doğal olarak oluşan tütün ürünleri değil hakkında sağlık iddiaları ortaya konan sentetik ürünlerdir. Bu demek oluyordu ki yasal düzenleyiciler tütün alternatiflerini daha çok uyuşturucu gibi gösterip, sigara üreticilerinin kaçınmak istediği bir yasal bataklığa maruz bırakmışlardır.1977’de Amerika Gıda ve İlaç Dairesi’nin tetkiklerini atlatabilecek birkaç İngiliz tütün şirketi, Imperial, Gallaher, ve Rothmans tütün alternatifleriyle yapılan sigaranın birçok farklı versiyonunu piyasaya sürmüş fakat ürüne, yeni sigaraların hala güvenilmez olduğunu iddia eden sağlık grupları tarafından karşı çıkılmıştır. Bundan dolayı ürünler bocalayıp birkaç ay sonra geri çekilmiştir.

XA Projesi

1970’lerde, Liggett Grup,Inc. “XA Projesi” olarak bilinen kendi güvenli-sigara programlarına girişmiştir. Proje, kansere sebep olan bileşikleri nötrleyecek katkı maddelerini karıştırmak üzerine yoğunlaşmıştır. Şirket, belirli katalizörleri tütün ile karıştırmanın PAH’yi-sigaranın yanan ucunun arkasında oluşan tehlikeli bir bileşik- yok edebileceğini ortaya çıkarmıştır. Problem şudur ki, şirket bunu Ernest Wynder tarafından yürütülen fare derisi üzerinde boyama testi -bütün tütün endüstrisinin çürütmek için yıllarını harcadığı test- ile aynı tür göstermiştir. Yine de, XA projesine bağlı deri boyama testleri, tütüne katalizör eklendiğinde kanserli tümörlerden neredeyse kurtulunduğunu göstermiştir.

Liggett XA Projesi, sigaralarını devam ettirseydi, bir pazarlama sorunuyla karşı karşıya gelecekti. Şirket, XA Proje sigaralarının faydasını hükümetin sıkı incelemelerine maruz bırakacak sağlık beyanlarında bulunmadan nasıl pazarlayabilirdi? Ve şirket aynı zamanda avukatları mahkeme salonunda fare testlerinin meşruluğu için mücadele edip şirketi sigara içenlerin davasına karşı savunurken, nasıl fare derisi testini yeni sigaralarının işe yaradığına dair bir kanıt olarak sunabilirdi? Eski endüstri avukatlarının şu an Liggett’e diğer sigara üreticileri tarafından çabalarından vazgeçmesi için baskı yaptığını biliyoruz çünkü “güvenli sigaraların pazarlanması ve satılması davalarında sonu gelmez sorumluluklarla sonuçlanabilirdi çünkü direkt veya imalı olarak bütün sigaraların güvenilmez olduğunun kabulünü teşkil edecekti.” Liggett en sonunda projeden vazgeçti.

Ürün geleneksel sigaralara benzese de kendine ait kullanım kılavuzu gerektirmektedir.

1980’lerin başına kadar, diğer sigara üreticileri de güvenli sigara geliştirmek için birçok çabasından vazgeçmiştir. Karşılaştıkları teknolojik engellere ek olarak, endüstri avukatları, araştırmalara ve imtiyazlara giderek tedbirini arttırdı, var olan sigaraların güvenli olmadığını ima eden bu araştırmaya da. Bununla beraber, son 25 yılda 150’den fazla güvenli sigara dizaynı patenti Amerika ve İngiltere’de kaydedilmiştir. Tütün yöneticileri, bir patentin çıkarılmasının ürünün pazarlanabilir ya da tüketicilerce kabul edilebilir olduğunun anlamına gelmeyeceğini, ama patent miktarının düpedüz endüstrinin daha güvenli sigara geliştirmek için kendi yöneticilerinin bile sigara içmek ve hastalıklar arasındaki herhangi bir ilişkiyi inkar etmesine rağmen, oldukça yatırım yaptırdığını gösterdiğini söylemiştir. Ve şimdi eski endüstri işçilerinden birçoğunun, tütün şirketinin kendilerini daha fazla sorumluluğa maruz bırakmaktan korktukları için daha güvenli sigara araştırmalarını rafa kaldırdığı iddiaları vardır. Örnek olarak, 1998’de Phillip Morris’in eski araştırmacısı, şirketin gelecek vaat eden kadmiyum, ciğer tahriş edici, tütün bitkilerinden çıkarma araştırmalarının rafa kalktığına dair tanıklık yapmıştır.

Yüksek Teknoloji Sigaralar

Bu eleştirilere rağmen büyük sigara üreticileri, daha güvenli sigaraların birçok başka versiyonunu pazarlamaya teşebbüs etmiştir. 1988’de, RJR Premier olarak adlandırılan son teknoloji sigarasını tanıtmıştır. Premier, neredeyse dumansız, büyük ölçüde sigara içenlerin teneffüs ettiği kanserojen bileşikleri azaltan, tütün tabletleri barındıran alüminyum bir kapsülden yapılmıştı. Tabletler, yakılmak yerine ısıtılıyordu, böylece geleneksel sigaralara göre daha az duman ve kül üretiyordu. Buna rağmen ürünün görüntüsü geleneksel sigaralara benziyor ve tüketicilere nasıl yakmaları gerektiğini gösteren kendi kullanım kılavuzu gerektirmekteydi.

Başlangıçtan beri, Premier’e karşı birçok grev olmuştur. RJR markayı geliştirirken tahminen 800 milyon dolar harcamış ve ulusal dağıtımda yer aldığı zaman toplam harcaması 1 milyar dolara yükseldiği zannedilmektedir. Maliyetli proje, Kohlberg Kravis Roberts & Co.’yu borç yükü altında bırakan RJR’yi 25 milyar dolarlık baskıcı satın alıma girişmesiyle aynı zamanda piyasa testine çıkarılmıştır. Ve sigara, halk sağlık yetkililerinin sigaranın FDA tarafından uyuşturucu gibi değerlendirilmesi için itiraz etmesinden sonra uzun yasal bir savaşla karşılaşmıştır. Fakat Premier ile ilgili en büyük sorun, tüketicilerin açıkça ona alışamamasıydı. Birçok sigara içicisi tadından yakındı, bazı sigara içicileri, ağızda kömürsü bir tat bıraktığını söyledi. RJR sigara içenlerin, içip içmeme konusunda son kararlarını vermeden Primier’e birçok şans tanıyacağı konusunda da kumar oynadı. RLR, Premier’in tadına alışabilmek için, sigara içenlerin en az iki üç paket tüketmeleri gerekeceğini, desteklerinin öyle alınabileceğini tahmin etmiştir. Fakat birçok sigara içicisinin bir sigara alıp, paketin kalanını arkadaşlarıyla paylaştığı ortaya çıktı ve çok azı tekrar alma zahmetine girişti. RJR, 1989’un başlarında, tanıtıldıktan sonraki bir yıldan daha kısa sürede, markayı ıskartaya çıkarmıştır.

1989’da, Philip Morris, normal sigaralardan tadının ayırt edilemez olması sebebiyle diğer düşük nikotinli çeşitlerinden daha iyi olduğu iddia edilen, büyük ölçüde nikotinsiz, Next sigaraları ile yarışa girmiştir. Nikotin, Next’ten, kafeinsiz kahve yaparken kahve şirketlerinin kullandığına benzer bir metotla, yüksek basınçlı karbondioksit kullanılarak çıkarılıyordu. Next sigaraları “zengin lezzetleri” ile müşteri çekiyor ve “de-nic” sigaralar olarak anılıyordu. Fakat tütün eleştirmenleri Next’in aslında birçok sigaradan daha yüksek katran seviyesine sahip olmasından ve çok sigara içenlerin açıkça vücutlarına aşerdiği nikotini vermek için daha çok Next sigaraları içeceğinden şikayet etmekteydi. (Beynimizin nasıl nikotine bağımlı hale geldiğini öğrenmek için http://www.pbs.org/wgbh/nova/cigarette/nicotine.html ‘e bakın) Bu girişim, sonrasında başarısız olmuş ve geri çekilmiştir.

Dumansız Sigaralar

Bu başarısızlıklara rağmen RJR de Philip Morris de dumansız sigaraların yüksek teknolojili versiyonlarını tekrar denemişlerdir. 1994’te RJR, dumansız sigara Eclipse’i, pasif içiciliği yüzde 85-90 kadar azalttığı iddia edilen sigarayı, denemeye başlamıştır. Eclipse, atası Premiere’e göre sıradan sigaralara daha çok benzemekteydi çünkü tütün ve yenilenmiş tütün içermekteydi. Ama yandığında sigaraya eklenen gliserini azaltan ama tütünü yakmayan karbon uç da içermekteydi. Sonuç: tütün tadını kül ve duman çıkarmadan yayan bir sigara. Fakat RJR Eclipse’yi güvenli bir sigara olarak tanıtmıyor, onun yerine sosyal açıdan daha kabul edilebilir sigara içmeyenleri gücendirmeyecek şekilde pazarlıyordu. Hatta Eclipse hala biraz tütün yaktığı için, katran seviyesi çoktandır marketlerde olan ultra-light sigarlarınkine yakındı. Eclipse, var olan birçok sigaraya göre daha az miktarda kanserojen bileşikleri yaymakta ancak hala karbonmonoksit ve nikotin üretmektedir. Ve gliserinin ısıtılmasıyla ilgili sorularda da artmıştır. Gliserin yandığında kanserojen olarak bilinir. Eğer RJR, ulusal boyutta piyasaya sürerse FDA’nın Eclipse’i kısıtlayıp kısıtlamayacağı da hala belirsizdir.

Araştırma hala sigara içenlerin yanlış bir güvenlik duygusuyla teskin olacağına dair endişeleri arttırıyor.

Phillip Morris, Acoord adındaki kazoo şekilli çakmakla kaplanmış sigara olarak tanımlanan, kendi yüksek teknoloji sigarasını test etmektedir. Tüketici 40 dolarlık, içinde şarj cihazı, sigarayı tutan puff-activated çakmak ve bir paket özel sigara olan paketi satın almaktadır. Sigaraları içmek için, kazooya benzeyen kutuyu içen kişinin emmesi gerekmektedir. Mikroçip algı, nefesi hissedip sigaraya ani ısı göndermektedir. Bu işlem sigara içene bir nefes vermiş olup ve kül ya da duman yaratmamaktadır. Işıklandırılmış ekran ne kadar nefes kaldığını göstermektedir. Bunun yanında batarya her paketten sonra tekrar şarj edilmelidir. Sigara içenlerin düşük duman ve kül faydalarını tamamen yeni sigara içme ritüelini öğrenmeyi gerekçelendirecek kadar cazip bulup bulmayacağı belirsizdir. Philip Morris’in Accord ile ilgili sağlık beyanlarında bulunmamasına rağmen şirket, 1998’de Zehir Bilimi Topluluğu’na Accord’un normal sigaralardan yüzde 83 daha az toksin ürettiğini açıklamıştır.

En iyi sigara?

Muhtemelen daha güvenli sigara üretecek en umut vaat eden yeni teknoloji, nitrozaminleri, sigaradaki yaygın ve kansere sebep olan bileşikleri azaltacak araştırmalarda yatmaktadır. Brown&Williams ve RJR daha az nitrozamin içeren özel tütünleri kullanan sigaralar geliştirmektedir. Tütün, nitrozaminlerin oluşmasını engelleyen özel bir işlemle iyileştirilmektedir. Fakat Brown&Williamson, nitrozaminsiz sigaraları sağlığa yararlarıyla tanıtmayı planlamamaktadır. ”Nitrozaminsiz tütünün muhakkak daha güvenli olacağından emin olamayız.”, B&W’nin kadın sözcüsü Wall Street Dergisi’ne “Emin olana kadar ürünün daha güvenli olduğunu beyan etmek istemiyoruz. Biraz sıkıntılı bir alan.” demiştir.

Halk sağlık yetkilileri, nitrozaminsiz sigara araştırmalarını doğru yöne doğru bir adım olarak tasvir etse de, araştırma, hala sigara içenlerin yanlış bir güvenlik duygusuyla teskin olacağına dair endişeleri arttırmaktadır. Bilim insanları, nitrozaminsiz sigaralar da hala diğer kanserojenleri üretiyor demekte ve birçok sigara içen kişi, kanserden çok kalple alakalı rahatsızlıklar sebebiyle ölmektedir. Amerikan Sağlık Bürosu’ndan Dietrich Hoffmann’ın dediği gibi: “En iyi sigara hiç sigaradır.”

Yazar: Tara Parker-Pope

Çevirmen: Esra Oral

Kaynak: PBS