Daft Punk: Gizemli müzik dehaları dünyayı fethetmek için robot kılığını nasıl kullandılar?

Daft Punk: Gizemli müzik dehaları dünyayı fethetmek için robot kılığını nasıl kullandılar?

Daft Punk grubunun dağılması beklenmedik bir olay olsa da halka bunun nasıl bildirildiğinin anlaşılmaz doğası tahmin edilebilirdi. Elektronik müziğin ikilisi YouTube kanalında paylaştıkları ve aynı zamanda yollarını ayırdıklarını da ilan ettikleri Epilogue (epilog/son söz), aslında 2006 Elektroma filminden kesilip atılan bir sahne olduğu ve bunun yanı sıra, 2013’te Random Access Memories albümündeki bir parçadan alınan bir vokal olduğu ortaya çıktı.

Önemli çöl sahnesi, ikilinin tanınan kasklarıyla yürüdüğü bir yürüyüşü içeriyor ve bu ikiliden biri uzaklaşırken diğerinin ise kendi kendini yok etmesiyle sonuçlanıyor.  Daha sonraysa, ikilinin belirsizlik konusundaki gelenekselleşmiş tercihi devam ediyor ve aşikâr ayrıntıları açığa vurmaktan kaçınırken bir finalle sonuçlanıyor.

Epilogue videosunu buradan izleyebilirsiniz:

Geçtiğimiz 28 yıl boyunca, Thomas Bangalter ve Guy-Manuel de Homem-Christo (kaskların arkasındaki adamlar) karmaşık ve mantığa aykırı bir iletişim stratejisi geliştirdiler.  Bu, ikilinin farklı farklı kişiliklerinin arkasına saklandıkları, ancak aynı zamanda elektronik müzik dünyasını fethetmeye devam ettikleri bir yaklaşımdı.

Bangalter, bu yöntemin Daft Punk’ın kendini koruması için alınan esas ilke olduğunu belirtti. 2006’da gazeteci Suzanne Ely’ye, “Eğer korunulabilir ve fark edilebilirseniz, işte o zaman her şey yolundadır” dedi. Bangalter ve de Homem-Christo’nun fotoğraf çekimlerindeki rahatsızlıklarını gizlemek için çeşitli maskeler kullanmalarıyla başlayan şey-yani belirli bir görüntüyü yansıtmaktan ziyade saklamak- en sonunda kendilerini android, yani insan biçiminde robot olarak yeniden keşfetmeleriyle çözüldü.

Robot Rock

Kendilerinden önceki elektronik grup Kraftwerk gibi, bu iki sayborg da (insan ve robot karışımı sibernetik organizma) müziklerinin elektronik, otomatikleştirilmiş özelliklerini herkese tanıtırlarken, aynı zamanda teknolojinin her yere ulaşan etkisiyle birlikte bir mitoloji düzenlediler.

Bangalter, ikilinin dış görünüşlerinin ortaya çıkmasının bir kaza sonucu olduğunu iddia ettiği bir köken hikayesi bile sundu. Tam olarak, 1999 yılında bir elektronik müzik örnekleyicisinin patlaması, onları insan kişiliklerinden robot kişiliklerine dönüştürdü. Bu süper kahraman versiyonunun yanı sıra, Daft Punk da bu dönüşümü, şöhrete olan tepkileri olarak gösterdi.

Bangalter, “Yıldız olma sistemine inanmıyoruz” dedi ve ardından, “Odağın müziğin üzerinde olmasını istiyoruz.” diye ekledi. “Bir imaj yaratmamız gerekiyorsa, bunun yapay bir imaj olması gerekir. Bu kombinasyon görünüşümüzü gizler ve aynı zamanda yıldız olma sistemine olan bakışımızı gösterir. Bu bir uzlaşma değil.”

Ünlü karşıtı süperstarlar

Bu anlamda, Daft Punk grubunun “ünlülüğe karşı ünlü” söyleminin bir örnek olduğuna inanıyorum. Yine de bu şekilde iddia etmelerine rağmen, Disney filmlerinde, arena turlarında ve minyatürlerde, Bangalter ve de Homem-Christo “anonim” olmaktan çok uzaklardı.

Tutumları çelişkilerle doluydu -ve tüketim kültürünün reddinin aynı piyasa odaklı kısıtlamalar içinde işlediğini gören, kültür ve sanat alanında çalışan birçok kişiye tanıdık gelen bir duruştu aslında. Daft Punk her halükârda, bu robotların küresel reklam kampanyalarına katılımları ve medya kuruluşlarının yayınlandığı birçok Daft Punk röportajı, sıklıkla tatsız ilişkilerle sonuçlandı ve bu sonuçlar, bize bu iki robotun çok nadir röportaj yaptıklarını göstermiş oldu.

İkili, “medyaya olan isteksizliğin” anlatılarını bizzat göstermek için basın toplantılarını sürdürdüler.  Ve bu, Daft Punk’ın anti-şöhret duruşunu sürdürürken, aynı zamanda yayınların özel olduğunu iddia etmelerini sağlayan karşılıklı olarak yapılan yararlı bir anlaşma hâline geldi.

Got Lucky?

Benzer bir şekilde medya canlılığından şüphelenebilecek bir kitleyi -ve “satışın tükenmesi” açısından neyi gösterebileceği- Daft Punk’ın bu etkileşiminin nadir, samimi ve endüstrinin varsayılan taleplerine kayıtsız olması da cezbetmiş olabilir.

Belki de Fransız sosyolog Pierre Bourdieu’nun söylediği, kazançların “ilgisizlikten” elde edilebileceği yorumu haklı bir yorumdu. Aslında bakarsak, Daft Punk’ın pazarlama kafası, ticaretin en bariz, romantiklikten uzak mekanizmalarına karşı vurgulanan reddetme stratejisi nedeniyle başarılı oldu.

Epilogue videosunun mesajı bu yüzden uygun bir sondur, uzaklığı ve bağlılığı, bilinmezliği ve aşinalığı vurgular ve bunların hepsi, beraberinde bir basın açıklaması olmadan kendi kendini imha eden bir robot tarafından iletilir. Daft Punk’ın, teknoloji destekli kamusal bütünleşme mirasına uygun bir neticeye varıyor.

Anlaşıldı, tamam.

Yazar: Daniel Cookney

Çeviren: Bensu Şahin

Düzenleyen: Ebru Çakır

Kaynak: The Conversation

Leave a comment