Covid-19 aşı pasaportları yolda. Peki bu ne anlama geliyor?

Covid-19 aşı pasaportları yolda. Peki bu ne anlama geliyor?

Bağışıklığı güçlendirmek için birçok proje geliştiriliyor. Ancak bu kişisel verilerin nasıl kullanılacağı, gizliliğin nasıl korunacağı ve önce kimin sertifika alacağı ile ilgili kafalarda çok fazla soru işareti var.

YAKIN BİR ZAMANDA, bir havalimanına, stadyuma veya bir restorana gidebilir, bir uygulamayı veya bir kartı gösterebilirsiniz ve salgın sırasında reddedildiğiniz bir yere veya deneyime kabul edilebilirsiniz. Başkaları için artık bir risk oluşturmadığınızı doğrulayan doğal bir aşılanma sonrası aşı durumunuz veya bağışıklığınızın sertifikası olan bir aşı pasaportuna sahip olacaksınız.

“Yakın bir zaman” dediğimiz aslında şu anda, aşılanmış kişilerin ülkedeki etkinliklere katılmasına ve restoran ve spor salonlarının devamlı müşterisi olmanıza izin veren bir pasaportun piyasaya sürüldüğü İsrail’de ve aşılanma belgesi sayesinde vatandaş olmayanların karantinaya girmeksizin ülkeye giriş yapabildiği Estonya ve İzlanda’da bulunmakta. Biden yönetiminin aşı pasaportu konseptine bağlı olduğu, ayrıca Sağlık ve İnsan Hizmetleri Departmanını rakip özel sektör ürünleri için standartlar belirlemeye zorladığı Amerika Birleşik Devletleri de dahil olmak üzere, vatandaşlarını erkenden aşılayan diğer zengin ülkeler için “yakın bir zaman” büyük olasılıkla yakın gelecekte.

Ancak, yalnızca az sayıda aşı almış veya aşılama kampanyalarına başlayamamış düşük ve orta gelirli ülkeler için ‘yakında’ kelimesi hiçbir şey ifade etmiyor. Bu, aşı pasaportlarının gelişinin, yoksullar hala virüsten korunmaya çalışırken, zengin toplumların pandemiden çok geride bırakmasına izin verebileceği ve pandeminin bu kadar belirgin hale getirdiği ekonomik eşitsizliği güçlendirebileceği anlamına geliyor.

Aşı pasaportlarının, kişisel veriler nerede tutuluyor, verileri korumak için nasıl bir sistem inşa ediliyor, bunu gösteren uygulama neye benziyor gibi ne ile oluşturulabileceğine dair birçok tasarı var, tabii son biçimleri hakkında konuşmak için de biraz erken. Ancak uzmanlar, pasaportların gelişiminden bir kaçışın olmadığını ve gizliliğe zarar verip vermeyeceğini, eşitsizliği artırıp artırmayacağını ve bu pasaportların iki katmanlı bir dünya yaratıp yaratmayacağını tartışmak için çok erken olmadığını söylüyorlar.

Georgetown Üniversitesi Tıp Fakültesi Küresel Sağlık Bilimi ve Güvenliği Merkezi’nin öğretim üyesi ve uluslararası hukuk uzmanı Alexandra Phelan, “Bu kaçınılmaz” diyor. “Aslında, hükümetler bu mekanizmaları uygulamaya koymak istiyorlar, çünkü bunlar sadece halk sağlığını korumakla ilgili değil, aynı zamanda ekonomiyi yeniden aktifleştirmek ve seyahatin önündeki engelleri kaldırmakla ilgili.”

Aşı pasaportları hakkında konuşmak zor; çünkü henüz tam olarak tanımlanmış değiller. “Pasaport”, vatandaşlığı kanıtlayan ve diplomatik korumayı garanti altına alan bir devlet tarafından onaylanmış belge anlamına gelir. Şu an tartışılan şey ise daha çok Dünya Sağlık Örgütü’nün “sarı kart”ına benziyor. 1930’larda yolcuların belirli aşıları olduğunu belirtmek için oluşturulan ancak hükümetler tarafından onaylanmayan bu belgenin asıl adı Uluslararası Aşılama veya Profilaksi Sertifikasıdır. (Haricen: Eyalet veya ulusal lisanslara sahip doktorlar, kart üzerindeki aşı kayıtlarını imzalar.)

Sarı kart öncelikle sarıhumma aşısını tanımlıyor, çünkü bu hastalığa sahip kişi hastalığı virüssüz bir ülkeye farkında olmadan taşıyabilir ve bu oradaki sivrisinekler arasında yayılabilir. (Küçük bir bilgi: Kart, adını hastalıktan değil, pasaportun içine doğru katlanıp çok fazla dokunulmaya dayanabilen sağlam kart stokunun renginden alıyor.) Kart şu anda Covid-19 aşısının onayını göstermek için kullanılmıyor, ancak bazı uzmanlar bunun basit bir düzenlemeyle eklenmesini öneriyor. 

Pasaport bir tür isim hatası. Bu pasaportlar üzerine bir bilgilendirme belgesi hazırlayan Henry J. Kaiser Aile Vakfı’nın küresel sağlık politikası müdür yardımcısı Josh Michaud, “Aşı durumunun elektronik belgesi” veya buna benzer bir şey muhtemelen daha uygulanabilir bir kullanım olduğunu söylüyor. “Ancak pasaport isminde maalesef takılıp kalıyoruz.”

Bu arada, vatandaşlık ve aşılanma kanıtlarının birleşimi ve ulusal kimliğin aşılanmayı ulusal bir yetkiye işaret ettiği şeklindeki bir sonraki adım, aşı pasaportlarını kültür savaşlarının en son füzesi haline getiriyor. Bu haftanın başlarında birkaç Fox News programında pasaportlarla alay edildi ve salı günü Florida valisi Ron DeSantis, eyalet dahilinde kullanılmalarını yasaklamakla tehdit etti.

Şimdiye kadar, Amerika’da sadece birkaç aşı sertifikası pasaport olarak değerlendirilebilirdi. Mart ayında, New York eyaleti, etkinliklere katılmak veya eyaletin kapasite sınırı koyduğu yerlere gitmek isteyen kişilerin aşılanma durumunu doğrulamak için eyaletin aşı sicilinden yararlanan, IBM tarafından geliştirilen bir uygulama olan Excelsior Pass’ı kullanmaya başladı. Ulusal olarak, Walmart ve Sam’s Club eczanelerinde aşılanan kişiler, Microsoft, Salesforce ve Mayo Clinic gibi kar amacı gütmeyen kuruluşlar ve şirketlerin bir birleşimi olan Aşılama Kimlik Bilgisi Girişimi tarafından geliştirilen standartlar aracılığıyla bunları sertifikalaştırabilirler. Walmart zincir eczanelerin kayıtlarından faydalanabilir ve bu sonuçları mevcut birkaç sağlık kaydı uygulamasına bildirebilir. Hem Walmart’ın girişimi hem de New York uygulaması telefonda saklanabilen veya yazdırılabilen QR kodları aracılığıyla onaylama sağlar.

Buna benzer birçok program da yapım aşamasında. Avrupa Birliği yetkilileri, turizm sezonunu kurtarma umuduyla bu yaza kadar bir “elektronik yeşil sertifika” geliştirme planlarını açıkladılar ve Afrika Birliği ve Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi, kıta boyunca güvenli sınır geçişine izin vermek için bir My Covid Pass’ı geliştiriyor. Dünya Sağlık Örgütü, uluslararası standartları geliştirmek için bir “akıllı aşılama sertifikası” çalışma grubu oluşturdu. Birleşik Krallık’taki Ada Lovelace Enstitüsü, pasaportları piyasaya çıkaran veya pasaport oluşturma planlarını ifade eden ülkelerin bir listesini tutuyor. İlgilendiklerini ifade eden sponsorlar ve geliştiriciler arasında Dünya Ekonomik Forumu, Uluslararası Ticaret Odası, Uluslararası Hava Taşımacılığı Derneği, Linux Vakfı, MIT, Brown Üniversitesi, MasterCard, Kanada ulusal sağlık sistemi, PathCheck Vakfı (açık kaynak iletişim izleme uygulamaları) ve bir dizi küçük şirket bulunuyor.

Bu çabaların tüm amacı küresel serbest hareketi tekrar başlatmak; ancak bir örnek dışında, ki Çin Hükümeti’nin önerdiği pasaport, bu belgelerin katmanlı hedeflere sahip olabileceğini gösteriyor. Hükümet, sadece Çin aşısı olduğunu ispat eden yolcuları ülkeye alacağını duyurdu. Ancak bu aşının formülleri Amerika veya Avrupa Birliği tarafından onaylanmadığından, pasaport bu bölgelerden gelen yolcular için fiili bir engel teşkil ediyor, ya da Çin tüm dünyadaki hükümetlere sunduğu aşısının alına bilirliğini bir miktar artırıyor.

Zengin ülkelerin mevcut aşı tedarikinin çoğunu aldığı ve aşılamaya başladığı çoktan anlaşıldı. Bu demektir ki, aşı pasaportları ulaşılabilir olduğunda, zengin ülkelerin vatandaşları kendilerine bahşedilen seyahat ayrıcalıklarından ilk yararlanan olacaklardır.

Aşı pasaportlarındaki eşitsizliğin pandemiyi uzatabileceğini savunan epidemiyolog Saskia Popescu ile Mart New York Times’ın köşe yazısında yazdıkları bir yazıda Phelan, “Bu tarihi ve devamlı olan adaletsizlikleri yansıtıyor.” diyor. “Şu anda yüksek gelirli ülkelerde aşıları paylaşmak için elimizdeki birkaç kozdan biri, yapılacak doğru bir şey olması bir yana, uluslararası seyahate geri dönme ve sınırları açma arzusudur. Yüksek gelirli ülkeler için normal gördükleri durumu uygularsak, elimizdeki bu koz kaybolacak.”

Potansiyel adaletsizlik sadece milletler arasında da değil. Önerilen pasaportların çoğu akıllı telefon uygulamaları üzerinden sağlanıyor. Sarı kartın geçmişte taklit edildiği ve sahte Covid-19 aşı kartlarının çıktığını gördüğümüzde, bu mantıklı bir karar gibi duruyor. Ancak ABD’deki çoğu insanın bir cep telefonu olsa da beş kişiden birinin akıllı telefonu yok ve bu kişiler ileri yaş gruplarında, düşük gelir aralıklarında ve azınlık toplulukları arasında kümelenmiştir.

Boston Çocuk Hastanesi ve Harvard Tıp Fakültesi Hesaplamalı Sağlık Bilişimi Programında öğretim üyesi olan Maimuna Majumder soruyor: Bu insanların markete veya eczaneye girmek için aşı olduklarını göstermeleri gerekiyorsa ve bu iş, telefonlarının yapamayacağı bir şey ise ne olacak? “Aşı pasaportu için bir akıllı telefon uygulaması oluşturmaya çalışan hiç kimsenin bu açıdan düşündüğünü sanmıyorum. Bu, yazılım geliştirme açısından yapmak istemeyeceğiniz bir şey olan konular üzerinde tekrar çalışılması gereken bir durum yaratıyor. “

Akıllı telefonlara sahip olma olasılığı daha düşük olan kişilerin, çoğu durumda hem aşıya erişimde zorluk çeken grupların üyeleri ve hem de ABD hükümetinin kendi refahına sahip olduğu konusunda güvensizlik yaşayan grupların üyeleri olduğunu da belirtmek gerekir.

PathCheck Foundation ile temas takibi ve aşı yönetimi uygulamaları konusunda çalışan Contakt World’ün kurucusu Justin Beck, “Sağlık sistemimizde halihazırda mevcut olan eşitsizliği daha fazla artırmamaya dikkat etmeliyiz” dedi. “Bu sorunlar akıllı telefon kullanımının da önüne geçiyor: Ya insanlar okuma yazma bilmiyorsa? Ya İngilizce konuşmuyorlarsa? Ya neden aşılanmadıklarının arkasında mantıklı bir sebepleri varsa? Pasaportlar, akıllı telefon kullanımının ötesine geçen pek çok eşitsizlik sorununu gündeme taşıyor ve bunların üstesinden gelmek için çok fazla zaman ve kaynak harcamamız gerekecek.”

Ancak azınlık gruplar, ABD’nin aşı olmakta zorluk yaşayan ve bu nedenle pasaport alamayan tek kesim değil. Çocuklar henüz aşılar için uygun şartlara sahip değil; hamile kadınların arasında tereddütlü olanlar var ve Katolik piskoposlar onaylı aşılardan birine itiraz ettiler. Artı, aşılara erişim eyaletlere göre o kadar değişiklik gösterdi ki, aşı olmak isteyen çok sayıda çalışan yetişkin henüz aşılanmaya uygun olamadı. Aşılanana kadar bir pasaporta bile sahip olamazlar. 

Dışlanma sorununun bir diğer yüzü, gizlilikle ilgili endişeler. Aşılama durumuna ilişkin veriler nerede tutuluyor, bu verilerin ne kadarı paylaşılıyor, verilere uygunsuz bir şekilde erişmek için neler özendirici olacak? Bunlar, temas izleme uygulamalarının geçen yıl ABD’de yaygın olarak kullanılmasını engelleyen endişelerle aynı. Ceza adaleti araştırmacısı ve Amerikan Üniversitesi Güvenlik, İnovasyon ve Yeni Teknoloji Merkezi’nde kıdemli araştırmacı olan Divya Ramjee ile yazılan yakın tarihli bir Daily Beast makalesinde, Majumder, siyahi toplulukların devlet yardımına hak kazanmak için veya gözetim altında olma olasılığı daha yüksek olan göçmen gruplarına mensup oldukları için mahremiyetlerinden vazgeçmek zorunda kalacağı rutin taleplerle karşılaşma olasılıklarının daha yüksek olduğunu savunuyor. Benzer bir hak ihlali hissi veren herhangi bir uygulamanın dirençle karşılaşacağını düşünüyor.

Aşı-pasaport tartışması, aniden ortaya çıkmış gibi hissediliyor, belki de şimdiye kadar, hükümetler aşı kampanyasının ötesinde ortaya çıkabilecek hak ihlalini tasavvur etmekten çok aşı geliştirmeye odaklanmış oldukları içindir. Ancak pasaportlar, küresel ekonominin yanı sıra ülkelerdeki sosyal yaşamı da desteklemeyi amaçladıysa, karşılıklı olarak üzerinde anlaşılan dijital kimlik ve birlikte çalışabilirlik standartlarına bağlı kalmaları gerekir ve bu tartışmalar daha yeni başlıyor.

Aşıları ve test sonuçlarını onaylayan Trybe.ID Seyahat Kartı, Singapur hükümeti tarafından kabul edilen Convergence.tech’in CEO’su Chami Akmeemana, “Hükümetler hâlâ kendi işlerini yapmaya çalışıyorlar çünkü gerçekten anlamadan bir ülkede bir sistem kurabileceğiniz verilere sahip olmaları gerektiğini düşünüyorlar, ancak başka birinin ondan veriyi kabul etmesi gerekiyor” diyor. “Şu anda pek fazla uyum yok.”

Aşı pasaportlarının paradoksu, ya da adına her ne denirse denilsin, karantinadan sonra dünyayı birleştirmeyi amaçlayan bir aracın, onu yalnızca belirli uygulamaların desteklemesi, yalnızca belirli aşı markalarının kabul edilmesi ve belgelere erişilebilir kapalı sistemlerde toprakların küçük küçük bölünmesiyle sonuçlanabilmesidir. Bu tahmin edilebilir tehlikeler, dikkatli bir şekilde ilerlemeyi gerektiriyor. Aksi takdirde Phelan, “Bu, uluslararası barışı, güvenliği ve salgın sonrası iyileşmenin ilerlemesi için gereken dayanışmayı potansiyel olarak baltalayabilir.” diyor.

Yazar: Maryn Mckenna

Kaynak: wired

Çeviren: Merve Çiftgümüş

Düzenleyen: Susın Zeynep Yılmazlar

Leave a comment