Çocuklar neden yalan söyler ve söylemeli?

Çocuklar neden yalan söyler ve söylemeli?

Çocuk bu. Yalan söyler. Aynı zamanda sosyal becerileri ve empatiyi öğrenir. Her ikisi de onların zihinsel gelişiminin bir parçasıdır.

4. yaş: empatiyi ve yalanı öğrenme zamanı

“Geç oldu. Yatma vakti! Dişlerini fırçaladın mı?” diye sordu 5 yaşındaki oğluna babası. Çocuk başını kitaptan kaldırdı ve hiç tereddüt etmeden babasına fırçaladığını söyledi. Ancak kuru diş fırçasına ve tertemiz lavaboya bakılırsa ortada küçük bir yalancı vardı.

Yalan her gün hayatımızdadır. Bunların çoğu beyaz yalanlardır ve sözde prososyal yani toplum yanlısı dediğimiz yalanlardır. Örneğin nezaketen söylenen “Üstündeki bluz sana çok yakışmış.” yalanı nazik davranmak için çıkarını gözeterek gerçeği bilinçli olarak çarpıtan bir yalancının cümlesi olabilir. Bunun yanında bir de kendini öne çıkarmak ve dikkat çekmek için bunu abartan ve durumu fazlasıyla karmaşıklaştıranlar var.

Yalan öğrenilmeli

Çocuklar elbette dünyaya küçük yalancılar olarak gelmezler. Bir çocuğun dili, gerçeği ortaya çıkarır dememiz bu noktada boşuna değil. Önce güvensizliği öğrenmeleri gerekir çünkü kusursuz bir yalan söyleyecek analitik yollara başvuramazlar. Basitçe ifade etmek gerekirse; 2-3 yaşlarındaki bir çocuk için tek bir gerçeklik vardır. Bu da bizzat kendileridir. Kendi mantığına göre gördüğü, yaptığı, düşündüğü her şeyi diğer tüm insanlarda da görür ve düşünür.

Bir çocuk ancak 4 yaşına geldiğinde diğer insanlarla empati kurabilir. Bunun sebeplerinden biri beynin olgunlaşmasıdır. Üç ila dört yaş arasındaki çocuklarda mantıksal eylem planlama ve duygusal tepkilerin kontrol edilmesini sağlayan profrontal korteksi yani ön beyni temporal kortekse bağlayan sinir yolları gelişir. Beynin parietal ve temporal lobları arasındaki bu bölge görsel, işitsel ve duyusal bilgileri işler. Peki bu gelişme ne anlama geliyor?

Bir deneyle anlamaya çalışalım

Bir çocuk ve başka bir denek, deney görevlisinin A kutusuna bir nesne koyduğunu görür. Denek odadan ayrıldıktan sonra deney görevlisi nesneyi A kutusundan çıkarır ve B kutusuna yerleştirir. Ardından çocuğa, denek odaya döndüğünde deneğin nesnenin hangi kutuda olacağını tahmin edeceği sorulur. 3 yaşında olan çocuklar deneğin B kutusunu tahmin edeceğini söyler, sonuçta nesne oradadır. Onlara göre mümkün olan tek gerçek budur. Bu “Yanlış İnanç” (False-Belief) deneyinde yalnızca 4 yaşındaki çocuklar deneğin bu süreci gözlemlemediğini dolayısıyla deneğin nesnenin hangi kutuda olduğunu bilemeyeceğini anlarlar. Nesnenin A kutusunda olduğunu kendileri bilse de, işin doğru yanının başka bir boyutta olduğunu anlarlar. “Zihin Kuramı” olarak bilinen bu yüksek bilişsel performans, çocuğa yalnızca empati kurma ve planlı eylemde bulunma konusunda değil, aynı zamanda bilinçli olarak hile yapma konusunda da güç verir.

Toplumsal ahlaki değerleri küçük bir çocuğa anlatmak zordur

Çocuklar gerçeklikle kurgu arasındaki farkı daha yeni yeni kavramaya başladıklarında bunun çelişkisiyle karşı karşıya kalırlar. Diğer yandan gün içinde çocuğunun yalanlarını yakalayan ebeveyn onu azarlar. Örneğin, herhangi bir akrabadan gelen ve pek de beğenilmeyen hediye için kibarca teşekkür edilmesi gerektiğini, buna çok mutlu olmuş gibi davranılmasını, trafik sıkışıklığını bahane ederek gecikeceklerini söyleyen yetişkinlerden gözlemleyerek uyguluyan çocuklar, diş fırçalama konusunda yalan söylerse işte o zaman karşı tarafın yani ebeveynlerinin üzüleceğinin farkındalar.

Çocuk için, neyin izinli ve neyin yasak olduğunu anlamak kolay değildir. Hoşgörünün, beyaz yalanın, ve suç sayılabilecek yalanların arasındaki sınır çizgisi onların zihinlerinde hep bir soru işareti. Bunu öğrenmek ise, kültürel etkilerin bir sonucu olduğu gibi ailenin ve çocuğun içinde yetiştiği toplumun ahlaki değerlerinin de şekillendirdiği bir süreçtir.

Yalan söyleme kabiliyeti sosyal becerileri geliştiriyor

Çocuklar edindikleri bilgileri sadece kendi çıkarları için bencilce kullanmazlar. Yalan söylemede başarılı olanlar ortalamanın üzerinde sosyal yeterlilik, iletişim ve empati becerileri gösterirler. Bu onları popüler grup ortakları yapar.

Yalan söylüyorsan yaratıcı olmalısın

Yapılan araştırmalar yetenekli yalancıların genelde özellikle yaratıcı ve zeki insanlar olduklarını göstermiştir. Bu şaşırtıcı değil çünkü yalan söyleyebilmek tek başına yeterli değil. Geriye dönüp bakıldığında söylenen yalanlar unutulmamalı ve kişinin yalanlarından inşa ettiği yapının çökmemesi için çeşitli gerçeklikler yaratılmalı ve sürdürülmelidir. Geçmişe ait herhangi bir tutarsızlık ve küçük bir çelişki, muhatabın farkına varmasını sağlar. Maksimum konsantrasyon ve otokontrol, aynı zamanda yaratıcı ve karmaşık düşünme gerektirir.

Son olarak; çocuğu cezalandırmak yerine onunla konuşun

Çocukların küçük beyaz yalanlar söylemesi onlar için tamamen önemli ve doğal bir öğrenme sürecidir. Genelde ebeveynler bu duruma birçok kez kızar, sinirlenir ve çocuklarına ceza verme yoluna girerler. Fakat çocuğun bilişsel gelişimini yavaşlatmamak ve engel olmamak adına çocukla motivasyonu hakkında konuşmak en makulü. Oyun oynarken bir şeyi kırdığı için cezadan mı korkuyor, ana sınıfındaki arkadaşından daha iyi görünmek mi istiyor ya da elindeki kitabı o anda dişlerini fırçalamaktan daha fazla mı heyecan verici?

Ebeveynler, çocuklarının yalanlarını kınamak, bunun için azarlamak yerine dürüstlüğün neden önemli olduğunu onlara açıklamalıdır. Bu sayede çocuklarına kendi ahlaki değerlerini hayat boyunca kafa karışıklığına mahal vermeden aktarabilirler.

Yazar: Sigrid März

Çeviren: Çağla Ada Keskin

Düzenleyen: İsmail Çiçek

Kaynak: Quarks

Leave a comment