Christiane Nord’un ‘işlev ve sadakat’ anlayışı

Christiane Nord’un ‘işlev ve sadakat’ anlayışı

Giriş

1970’lerde ve 1980’lerde çeviriye yönelik işlevselci yaklaşımların ortaya çıkışı, Munday (2001: 72)’in belirttiği ‘çeviri kaymasının değişmeyen dil bilimsel tipolojileri’nin Catford (1965: 73)’ın ifade ettiği ‘kaynak ve hedef metin arasındaki çeviri sürecinde biçimsel uyumu terk etme’ anlayışına evrilmesi ve hedef metnin tüm işlevlerini dikkate almak epey yenilikçi bir boyuttur. Ancak bu yaklaşımlar çeşitli sebeplerle eleştirilmiştir. Bu makale, söz konusu eleştirilerden birini ve Christiane Nord’un “işlev ve sadakat” anlayışının konuyu yeterince ele alıp almadığını incelemektedir.

Skopos kuramı

Bir terim olarak işlevselcilik, bir metnin veya çevirinin genel işlevlerine odaklanan çeviri yaklaşımlarının tümünü belirtmek için kullanılır (Nord 1997:1). Başka bir deyişle, işlevselcilik farklı bilim adamları ve çevirmenler tarafından çeşitli şekillerde ifade edilmiş veya uygulanmıştır. Ancak hepsinin, doğuşu işlevselciliğin başlangıcını belirten Vermeer’in skopostheorie (Skopos Kuramı) kavramından esinlendiği görülmektedir (Honig 1997: 6).

Vermeer (2004)’a göre, ‘bir çevirinin skoposu, çeviriyi talep eden tarafın tanımladığı, gerektiği takdirde çevirmenin de üzerinde düzeltmeler yaptığı amaçtır’ (236). Ayrıca skopos kavramı çevirinin sürecine, üslubuna ve son haline uygulanabilir (230). Skopos, bir metnin kelimesi kelimesine çevrilmesine, başka sözcüklerle ifade edilmesine, hatta uyarlanmasına gerek olup olmadığını belirler. Nord (1997)’un değindiği gibi, “Belirli bir çeviri görevinin skoposu, çevirinin gerektirdiği amaca bağlı olarak, ‘özgür’ veya ‘sadık’ ya da bu iki kavram arasında bir çeviriyi zorunlu kılabilir.” (29) Dolayısıyla, tek bir metin sunulan farklı özetlere göre çeşitli şekillerde çevrilebilir.

Bu yaklaşım, büyük ölçüde, ‘özgür ve sadık çeviriler, dinamik ve biçimsel eşdeğerlik, iyi tercümanlar ve köle çevirmenler vb. gibi sonsuz ikilemleri’ ele alması bakımından pek yenidir (Nord 1997: 29). Ancak çok sayıda eleştiri de almıştır. Eleştirilerden biri, işlevselciliğin, çevirinin meslek ahlakına zemin hazırlama kabiliyetini sorgulayan Pym (1996)’den gelmiştir. Kendisi şu soruları yöneltir:

Böyle bir teori, iyi ve kötü amaçları, çeviri stratejilerini birbirinden ayırt etmenin bir yolunu bulabilir mi? Yoksa gayesi sadece, herhangi bir amaç için çalışacak, kâr gözeten uzmanlar yetiştirmek mi?

Pym, kaynak metnin açıkça ihmal edilişini, hedef metne verilen aşırı önemi ve sunulan özet kaynak metin yazarının niyetlerinden çok farklı olsun veya olmasın, her hâlükârda skopos kuramının bu özete uygun bir metin oluşturması için çevirmene verdiği ‘özgürlüğü’ sorgulamaktadır. Bu eleştirilere cevaben Nord, işlevselciliğe ‘sadakat’ kavramını eklemiştir.

İşlev ve sadakat

Christiane Nord, sadakat ilkesinin çeviri kavramlarının ‘kültüre özgü oluşunu açıklamak için olduğunu, belli bir kaynak metnin çevirisi için mümkün olan birçok farklı amaca ahlaki sınırlar koyduğunu’ ileri sürmektedir (2007: 2-3). Sadakat ilkesi, iki kültür arasında aracı olan çevirmenlerin kaynak metin yazarı, çeviri için gelen müşteri veya yetkili ve hedef metnin okuyucusu olarak adlandırılan iş ortaklarına karşı sorumluluğunu belirtmek için kullanılır (Nord 2001: 185). Bu, ‘çeviri adlı iletişimsel etkileşimde tüm ortakların niyetlerinin ve beklentilerinin dikkate alınması’ olarak da düşünülebilir (195). Müşterinin sunduğu özet çevirinin skoposunu belirlese de çeviriye yön veren tek unsur bu değildir. Çevirmen, hedef metnin kaynak metin yazarının niyetlerini saptırmadığından emin olarak, orijinal metin yazarına sadık olmalıdır (Nord 2005:32). Diğer bir ifadeyle, çeviride sadakat ilkesi kaynak ve hedef metin arasında bir uyum olmasını sağlar. Çevirmen, bir ifadenin nasıl düşünerek çevrildiğini dipnotla veya önsözle açıklayarak çevirilerin nasıl olması gerektiği konusunda bazı beklentileri olan hedef kitleye de bağlı kalmalıdır.

Nord, sadakati uygunluktan veya eşdeğerlikten ayırır. İlkini çevirmen ve beraber çalıştığı insanlar arasında kişilerarası bir bağlantı olarak görürken, ikincisini, söz konusu iletişimsel niyetleri gözetmeksizin, kaynak ve hedef metin arasındaki dilsel veya biçimsel benzerliği belirtmek için kullanılan kavram olarak düşünür (2001: 185).

Ne kadar uygun?

Bu bölüm, özellikle Pym’in yalnızca kar gözeten uzmanlar yetiştiren skopos teorisi ithamıyla ilgili olarak, Nord’un çeviride işlev ve sadakat ilkesinin uygunluğunu ele almaktadır.

Her şeyden önce, bu ilke çevirmenin müşterinin verdiği özete uygun olarak her türlü çeviriyi yapma konusundaki özgürlüğünü incelemektedir. İşlev çevirinin yetkili tarafından sunulan özete uyacak şekilde şekillenmesini, sadakat ise çevirmenin yöntemini ve seçimini, yalnızca müşterinin değil, çeviriye dahil olan tüm katılımcıların menfaatlerini dikkate alarak uygulanmasını gerektirir. Çevirmen, özete aykırı bir çeviri yapmamalıdır; aynı zamanda hedef kitlenin beklentilerini karşılamalıdır ve yazarın niyetlerini çarpıtmamalıdır. Bu nedenle, söz konusu özet yazarın iletişimsel niyetlerini saptırıyorsa, bu durumda dikkati müşteriye çekmek çevirmenin vazifesidir. Pym (2007: 132) Nord’un şu sözlerini belirtmiştir: “Eğer müşteri, yazara ya da hedef okuyucuya veya her ikisine de bağlı kalmayan bir çeviri talep ederse, çevirmen bu konuyu müşteriyle görüşmelidir ya da belki de etik sebepler çerçevesinde metni çevirmeyi reddetmelidir.” Dolayısıyla çevirmen, skopos’un her sunduğu çeviriyi kabul etmediği için sadece kâr gözeten bir çalışan değildir. Downie bunu şu şekilde belirtmektedir: “Sadakat” kavramının eklenmesiyle birlikte, çevirmen artık ya ortaklarının işlerinden beklentilerini dikkate almakla ya da bu beklentilerin neden karşılanmadığını etik ve profesyonel yönden açıklamakla yükümlüdür.” (2) Bu ilke, tek bir çeviri metninin farklı amaçlarla çevrilme ihtimalini azaltmaktadır.

Sadakat ilkesine karşı, biri Downie’nin yukarıdaki alıntısında kısmen cevaplanmış olan iki soru ortaya çıkabilir: Çevirmenin, ortak olarak çalıştığı herkesi memnun etmesi her zaman mümkün müdür? Nord’a göre, çevirmenin ahlaki vazifesi, yazarın niyetini değiştirecek bir özeti baz alarak çeviri yapmamasıdır. Durumu açıkladıktan sonra müşteri, bu değişikliği gidermek için özeti düzeltmemekte ısrar ederse, bu noktada çeviriyi reddetmek çevirmenin ahlaki sorumluluğudur. Downie, çeviri hedef kitlenin beklentilerine aykırı olursa çevirmenin yapması gerekeni önceden vurgulamıştır. Nord’un belirttiği gibi: “Hedef kültür çevirinin orijinalin birebir aynısı olmasını bekliyorsa, çevirmenler neyi niçin yaptıklarını hedef kitleye belirtmeden kaynak metne bağlı olmayan bir çeviri yapamazlar.” (1997: 125) Bu, okuyucuların çevirmene olan güvenini artırır ve (okuyucuların) beklentileri karşılanmasa bile çeviriyi kaliteli olarak kabul etmeye daha hazır hale getirir.

Bu da ikinci soruyu gündeme getirmektedir: Kaynak kültürün hedef kültürden ciddi boyutta farklı olduğu durumlarda, okuyucuların metnin orijinal bir metin olmadığını anlaması, onu benimseyip okuma ihtimallerini etkilemeyecek mi? Okuyucular bundan gerçekten etkilense de çevirideki üslup, çevirmenin onlara bir hayli saygı duyduğunu, stratejilerini ve seçimlerini açıklamaya çalışmasının kendisine karşı bir güven oluşturacağını göstermektedir.

Sadakat ilkesinin ele aldığı bir diğer konu, kaynak metnin ‘odak noktası olmaktan çıkması’dır. Bu aynı zamanda Pym’in çevirmenleri yalnızca kar gözeten uzmanlar olmakla itham etmesinin nedenlerinden biridir; çünkü kaynak metinle hedef metin arasındaki uyum azalabilir. Sadakat ilkesi, yazarın iletişimsel niyetlerinin hedef metinde de bulunmasını gerektirir. Ancak bu yalnızca kaynak kültürdeki yerini zamansal ve mekânsal olarak anlamak için kaynak metnin derin bir analizi yapıldığında başarılabilir. Nord, bir metnin yorumlanmasının dil bilimsel açının ötesine geçtiğinde, onun oluştuğu durumun (zaman, mekân, üslup) pek çok değişkeninin bir ürünüdür (1997: 119). Ayrıca yazar, zaman, mekân veya aracı gibi metin dışı faktörlerin analizi, gönderenin niyetinin ne olduğunu açıklayabilir (125-6). Çevirmen daha sonra yazarın hedeflediği niyetleri en iyi yansıtan ifadeyi belirlemek için benzer bir metin dışı çalışma yürütür. Yani çoğunlukla, hedef metnin niyetleri kaynak metne bağlıdır.

Sonuç

Metnin birçok yoruma ve çeviriye açık olması bir varsayımdır. Ancak Nord’un işlev ve sadakat anlayışı, kaynak metnin ana fikrinden çok farklı olan çeviri özetlerinin ve çevirilerin keyfî olarak yapılmasını gerçekten de kısıtlamıştır. Aynı zamanda, işlevselciliğin kaynak metnin ‘odak noktası olmaktan çıkması’ olduğunu savunan eleştiriyi de zayıflatır. Bununla birlikte, çeviri sürecinde yer alan herkesin memnun olması sadece bir idealdir, her zaman uygulanabilir değildir. Fakat sadakat ilkesi çevirmeni, mesleğinde daha sorumluluk sahibi ve bilinçli bir hale getirmiştir ve diğer katılımcıların çevirmene olan güvenini arttırmıştır. Doğrusu, çevirmenler sadık olma vazifesine bağlı kalırlarsa yanlış çevirilerden doğabilecek sorunlar büyük ölçüde azalacaktır.

Çeviren: Erva Aksoy

Düzenleyen: Ruhan Çoban

Kaynak: UKEssays

Leave a comment