Che Guevara’nın Kongo seferi, sonu kötü bitmiş dahi olsa, anti-emperyalist dayanışma için çok önemli bir örnek teşkil etmektedir

Fidel Castro’nun 2016’da ölmesi beni, Küba Devrimi’nin olağanüstü tarihini, özellikle Küba’nın Cezayir’den Batı Sahra’ya, Eritre’ye, Etiyopya’ya, Zanzibar’a ve Portekiz sömürgeleri Gine-Bissau, Angola ve Mozambik’e varan Afrika ülkelerinin ulusal kurtuluş mücadelelerine ve bağımsız ülkelere sağladığı diplomatik tanıma, siyasi destek ve askeri yardım gibi destekleri tekrar incelemeye itti. Kübalı askerlerin 1975-76’da ve 1987-88’de Angola’da Güney Afrika ordularına karşı zaferleri, Namibia’da hatta Güney Afrika’nın kendisinde beyaz egemenliğine karşı başarılı mücadelelerde hayati bir rol oynadı.

Küba’nın ilk yardımı, 1961’de Castro başarısız Domuzlar Körfezi istilasında ele geçirilen Amerikan silahlarını Cezayir kurtuluş hareketine gönderdiğinde gerçekleşti. Temmuz 1962’de bağımsızlıklarını kazandıklarından sonra Cezayirliler, bu desteğe bir grup Arjantinli gerillanın eğitime yardım ederek, dahası Haziran 1963’de Bolivya’ya Cezayirli ajanlar göndererek karşılık verdiler. İki yıl sonra Küba, devrimci olma potansiyeli taşıyan bir harekete çoğunluğu siyahi olan seçkin bir gönüllü gerilla grubunu doğu Kongo’ya göndererek sistematik destek sağladı. Bu grubun içinde Che Guevara da vardı.

Kongo’nun Bağımsızlığı

Haziran 1960’da Belçika’dan bağımsızlıklarını kazandığında Kongo, solcu Patrice Lumumba’yı başbakan olarak seçti. Kısa süre sonra ordu isyan çıkardı; Moise Tshombe komutasında mineral zengini Katanga bölgesi ülkeden ayrıldı, Belçikalı askerler ülkeye döndü ve sonunda, Lumumba’nın talebiyle, BM barış gücü birlikleri ülkenin bölgesel bütünlüğünü ve yeni hükümetini korumak için ülkeye girdi.

Lumumba Sovyetler’den ek askeri destek isteyince, Başkomutan Joseph Mobutu’nun desteğini alan Cumhurbaşkanı Kasavubu onu görevden aldı. Lumumba’nın öldürülmesi ve BM genel sekreteri Dag Hammarskjold’un bir uçak kazasında ölmesinden sonra, Kongo’da kaos daha da büyüdü.

1964’ün başlarında ülkeyi zayıf ve sevilmeyen Cyrille Adoula yönetmeye çalışıyordu. BM geri çekildiğinde, çoğu Ulusal Kurtuluş Konseyi adlı solcu çatı örgütün altında hareket eden dört farklı isyan patak verdi. Adoula parlamentoyu kapattığı için bu muhalif koalisyon fiilen parlamentonun yerini almış oldu.

Ülkenin kuzeydoğusunda hareketi Gaston Soumaliot, daha güneydeki bağlantılı bir grubu ise sağ kolu Laurent Kabila yönetiyordu. Bu birlikler 1964’ün ortalarında birkaç haftalığına ülkenin doğu bölgesinin çoğunu kontrol altına aldı. Lumumba’nın eski meslektaşlarından Christophe Gbenye, Çin ve Sovyetler Birliği’nin desteğiyle ülkenin kalan kısmının çoğunu kontrol altına almıştı.

Mart 1964’te Başkan Lyndon Johnson [ABD Başkanı -Ç.N.], durumu değerlendirmesi için Averell Harriman’ı başkent Leopoldville-Kinshasa’ya gönderdi. Harriman, Savunma Bakanı Yardımcısı Cyrus Vance ile birlikte Mayıs’ta başlayacak bir Amerikan hava harekâtı planı oluşturmaya başladı. Temmuz’da Moise Tshombe, etkisiz kalan Adoula’nın yerini alarak iktidarı ele geçirdi ve ABD, Belçika ve Güney Afrika’dan yardım istedi.

İsteği karşılık buldu ve Belçikalı subaylar, Rhodesia ve Güney Afrika’dan beyaz paralı askerler Kongo ordusuna desteğe geldi. Ordunun öncelikli görevi, Stanleyville-Kisangani’de hükümetini kurmuş Gbenye’nin isyanını yok etmekti. Kasım ayında Birleşik Krallık da Belçikalı paraşütçülerin ABD uçaklarıyla Ascension Adası’ndaki İngiliz üssünden uçurulmasına izin vererek savaşa katıldı. Seçimleri yeni kazanan Harold Wilson liderliğindeki İşçi Partisi, harekâtı onayladığını açıkladı. Paraşütçüler, Stanleyville’e beyaz paralı askerlerin ulaştığı anda indi.

 

Yazar: David Seddon

Çevirmen: Umut Devrim Çelik

Kaynak: https://www.jacobinmag.com/2017/04/che-guevara-cuba-castro-congo-patrice-lumumba-colonialism