Category: Sinema

3 2 1 kayıt: Unutulmaz karakterlerin temel özellikleri

3 2 1 kayıt: Unutulmaz karakterlerin temel özellikleri

Unutulmaz karakterler yaratmak her senaristin bir noktada çaba sarf ettiği ettiği bir şeydir. Her yazar senaryolarına farklı bir açıdan yaklaşır, ister ilk olarak olay örgüsünü oluştursunlar isterse hikâyenin esası olacak kesin olayları veya en son çevresine inşa edilecek üçüncü perdeyi yazmış olsunlar. Ancak bunlardan hiç biri karakterler olmadan işlenemez. Her olgu onlarla hayata geçirilir, hikayenin […]

Devamını oku

Film yapımının teknolojik evrimi ve sinemadaki kalite ile ilişkisi

Film yapımının teknolojik evrimi ve sinemadaki kalite ile ilişkisi

Sinema filmlerinin kapsamının gelişimi, film yapımcılarına daha karmaşık ve zorlu hikayeler anlatabilsinler diye bir zanaat yapma fırsatı veren, insanların girişimciliği ve yaratıcılığı ile körüklenerek, yönlendirilerek devam eden bir teknolojik evrim tarafından yönlendirilmektedir. Bu evrim giderek gelişen ekipmanlar olmadan imkansız olan farklı tarzların, hareketlerin ve yöntemlerin gelişimini toplumsal yaklaşımlar ve yakınlıkla uyumlu bir şekilde yürütmektedir. Teknolojide […]

Devamını oku

Sinemanın sessiz çağı (1895- 1927)

Sinemanın sessiz çağı (1895- 1927)

Sinemanın icadı, dünyada büyük heyecan uyandırdı. Başlangıçta seyirciler, sadece insanların hızlı hareketlerle birkaç saniye yürüdüğü ya da dans ettiği siyah beyaz filmleri seyretmek için sinemaya gidiyordu. 1910 yılından itibaren konuları çoğunlukla klasik drama modeline dayanan ve beş sahneden oluşan ilk filmler ortaya çıktı. Film endüstrisi hızla büyük bir sektör haline geldi. İlk filmler büyük salonlarda […]

Devamını oku

‘Kuzuların Sessizliği’nde gözlerin gücü

‘Kuzuların Sessizliği’nde gözlerin gücü

Filmler hepimizi röntgenciye dönüştürür. Sinemada ışıklar kapandığında, insanların yaşamlarına tanık oluruz.  Sorgulamayız bile, sonuçta kurgudur. Bu noktada, röntgencilik kabul edilebilir boyuttadır. Sinema, özellikle korku türü, ataerkil bakış açısına hizmet etmektedir. Teen slasher filmleri, psikolojik korku ve yaratık filmlerinde, kadın kurbanların sayısı daha fazladır. Ancak, iyi bir yönetmen ve görüntü yönetmeni sayesinde, kamera çalışmalarında yapılan ufak […]

Devamını oku

Todd Haynes’ın “Carol”u üzerine renk teorisi okuması

Todd Haynes’ın “Carol”u üzerine renk teorisi okuması

Todd Haynes, Ed Lachman ve renk söz konusu olduğunda, “Tesadüfe yer yoktur.” Renk Kodu sütunumuzda, Luke Hicks, belirli renklerin ardındaki anlamı ve bunların hem sahnede hem de bir bütün olarak filmde nasıl rol oynadıklarını ortaya çıkarmak için en sevdiği filmden birkaç kare seçiyor. Beşinci yazısı için Todd Haynes’ın Carol’unu araştırıyor. Todd Haynes, altıncı uzun metrajlı […]

Devamını oku

Christopher Nolan’ın Memento filmi, niçin kendini aldatma konusunda tüm zamanların en iyi filmi olmaya devam ediyor?

Christopher Nolan’ın Memento filmi, niçin kendini aldatma konusunda tüm zamanların en iyi filmi olmaya devam ediyor?

“Eylemlerimi hatırlamasam bile bir anlam ifade ettiklerine inanmak zorundayım.” Sinemadaki zafiyetlerimden birisi, insanların Christopher Nolan’ın Memento’sundan bir “gimmick” filmi olarak söz etmesidir. Gimmick, hiçbir amaca hizmet etmeyen bir hooktur. Dikkatinizi çekebilir fakat doğası gereği bir karşılığı yoktur. Eğer Nolan, Guy Pearce’i tüm film boyunca tavuk kostümüne sokup açıklamada bulunmazsa, bu bir gimmick olur. Memento’nun ters kronolojik yapısı, […]

Devamını oku

Tarkovsky, Andrei

Tarkovsky, Andrei

Andrei Tarkovsky, neredeyse Einstein’dan bu yana kesinlikle en ünlü Rus film yapımcısı. Sinematik zaman ve mekana olan öngörülü yaklaşımının yanı sıra sinemaya şiir olarak yaklaşımındaki kararlılığı, eserlerinin ortaya çıkışını modern sanat filminin gelişiminde belirleyici anlardan biri yapıyor. Siyaseti hiçbir zaman doğrudan ele almamasına rağmen, Andrei Rublev (1966), Ayna (1974) ve İz Sürücü (1979) gibi filmlerin […]

Devamını oku

David Fincher: filmleri, Dövüş Kulübü’nden Mank’e kadar sıralandı

David Fincher: filmleri, Dövüş Kulübü’nden Mank’e kadar sıralandı

Meşhur müşkülpesent, sinir bozuculuğuyla nam salmış ve olağanüstü yetenekli David Fincher, yaşayan en büyük film yönetmenlerimizden biri. Projeleri, popüler kültür olayları ve en az bir biçimde hikâye anlatıcılığı harikasının garantisidir.  Hatta Netflix’e geçiş yapmayı bile başardı. Yeni filmi Mank, sinemalarda olduğu gibi küçük ekranda da detaylı, titiz ve estetik açıdan zengin. Ayrıca Mank, bize geriye […]

Devamını oku

Julie Delpy ve Ethan Hawke: Gün Doğmadan Önce üçlemesini nasıl yaptık?

Julie Delpy ve Ethan Hawke: Gün Doğmadan Önce üçlemesini nasıl yaptık?

“O kadar çok diyaloğu hatırlamak eziyetti“ İlk film olan Gün Doğmadan Önce‘nin orijinal senaryosu, yönetmen Richard Linklater’ın bir adamın geceyi Philadelphia’da bir kadınla gezinerek geçirmesi üzerine kurmasına rağmen ister inanın ister inanmayın, romantizmden yoksundu. Müthiş bir projeydi; ama daha çok kafa yoran ve diyalog içeren bir yapıttı. Richard, gerçek bir şey yakalamaya çok hevesliydi, bu yüzden […]

Devamını oku

Bir senarist neden kurgucu gibi düşünmelidir?

Bir senarist neden kurgucu gibi düşünmelidir?

İlk Kan‘ın orijinal kurgusu, stüdyoda ilk kez gösterildiğinde, berbat olduğu düşünülmüştü. Yıldız Savaşları‘nın ilk kurgudan sonraki hali, George Lucas’ın müsavilerine ve ardından Fox’taki yapımcılara gösterildiğinde, pek çoğu bunu başarısız bulmuştu. Bıçak Sırtı (Blade Runner), Üçüncü Türden Yakınlaşmalar, Süpermen II ve nice diğerleri gibi klasiklerin, farklı yönetmen kurgularına göre değişen birden çok versiyonu var. Bıçak Sırtı‘nın film stüdyosu tarafından tercih edilen kurgusu, […]

Devamını oku