Category: Şiir

Hiç kimseyim ben peki ya sen?

Hiç kimseyim ben peki ya sen?

Hiç kimseyim ben, peki ya sen? Sen de mi hiç kimsesin yoksa? O zaman iki kişi olduk – söyleme kimselere! Bilirsin, yollarlar bizi sürgünlere. Ne kadar da sıkıcı biri olmak! Ne kadar da sıradan, bir kurbağa gibi Meftun bir bataklığa Söylemek tüm gün ismini. I’m nobody! Who are you? I’m nobody! Who are you? Are […]

Devamını oku

Pencereler

Pencereler

Ömrümü feda ettiğim bu karanlık odalarda Dolaşıyorum, etrafta ve etrafta pencereleri bulmaya çalışıyorum bir pencere açıldığında büyük bir çare olacak ama pencereler bulunmak için orada değil – veya en azından ben onları bulamadım. Ve belki onları bulmasam daha iyi belki de ışık, başka bir zorbalığı gösterecektir yeni şeylerin ne göstereceğini kim bilir? The Windows In […]

Devamını oku

Ben ölüme uğrayamadığımdan

Ben ölüme uğrayamadığımdan

Ben ölüme uğrayamadığımdan – İyilik edip o uğradı bana – Yalnızca bizi taşıyordu vagon – Bir de ölümsüzlüğü. Yavaşça sürdük – acelesi yoktu Ve ben de uzağa bırakmıştım Emeğimi ve boş vaktimi de, Onun Kibarlığından – Geçtik Okulu, çocukların Teneffüste çember olup birbirini yediği – Geçtik Dik Bakışlı Tahıl Tarlalarını – Geçtik Batan Güneşi – […]

Devamını oku

Sadece güneşi bekle

Sadece güneşi bekle

Her yer karardığında Yapayalnız hissedersin, Yağmur durmadığında Evine gidemezsin, Her şeyini kaybettiğini hissettiğinde Sadece koşmak istersin, Yağmur sonsuza dek yağamaz. Sadece güneşi bekle. Aile bir sancıya dönüştüğünde, Dostların da ortada yokken, Çığlık atmak istediğin halde Sessizliğe gömülürsün. Her şey senin suçunken, Tükenmiş hissettiğinde, Sadece güneşi bekle. Mutluluk seninle olacak. Fırtınalar her zaman olur. Ama sonsuza […]

Devamını oku

Seçilmemiş yol

Seçilmemiş yol

Ayrılıyordu yol ikiye, sararmış ormanın derinliklerinde; Ve üzgünüm ki varamadım her ikisine. Yalnız bir yolcuyken ben, bekledim epeyce, Bakabildiğim kadar uzağına bakarken, Çalılıkların kıvrıldığı yere. Sonra elimden geldiğince adil, seçtim birini, Ve belki de daha iyi izlenimi olduğunu sezdiğimi; Çünkü hoş kokuluydu ve keşfedilmek istiyordu çimleri; Fakat oradan geçtiğimde o yollar, Olacaktı önceden keşfedilmiş gibi. […]

Devamını oku

Bir beyaz gül

Bir beyaz gül

Kırmızı gül tutkuyu fısıldar Beyaz gül ise sevgiyi hisseder Kırmızı gül bir şahin Beyaz gül  ise bir güvercin Fakat sana pembe bir gül gönderiyorum Kızarmış taç yaprağı üzerine En saf ve en güzel aşk için Tutkulu bir öpücük koysun dudaklarına. A white rose The red rose whispers of passion,And the white rose breathes of love;O, […]

Devamını oku

An’lar

An’lar

Eğer yeniden başlayabilseydim yaşamaya, İkincisinde, daha çok hata yapardım. Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım. Neşeli olurdum, geçmişte olmadığım kadar, Çok az şeyi Ciddiyetle yapardım Temizlik sorun bile olmazdı, Daha çok riske girerdim, Daha fazla seyahat ederdim, Gün doğumlarını kaçırmazdım asla, Daha çok dağa tırmanır, Daha çok nehirde yüzerdim, Hiç bilmediğim yerlere giderdim, gidebildiğimce, Doyasıya dondurma […]

Devamını oku

Uzakta değil hiçbir şey

Uzakta değil hiçbir şey

Hiç bulamam sanırdım Bir bülbül kuşunda Tanrının sözünü, Bütün yıllamış sözleri duydum. Hiç tanrı göremem sanırdım Loş bir ağacın etrafında, Bütün kehanetlirini gördüm kahinlerin. Çıkabilir su yüzüne sıradan bir taş Henüz taşlaşmamış, görülmemiş ama var olan. Ne saklayabilir ki sıradan bir taş? Uzakta değil bir zamanlar yakın olan. Saklı değil bir zamanlar aşikâr olan. Tanrı […]

Devamını oku

Rüya içinde rüya

Rüya içinde rüya

Alnına konsun bu öpücük! Ve senden ayrılırken şimdi, İtiraf etmeliyim ki Haksız değildin Günlerimin bir rüya olduğunu farz ederken; Ama eğer umut uçup gittiyse Bir gecede ya da bir günde, Görünüşte öyle ya da değil, Bu nedenle daha azı mı gitti? Gördüğümüz veya bize görünen her şey Yalnızca rüya içinde rüya. Dalgaların dövdüğü bir kıyının […]

Devamını oku

Çingene

Çingene

Hayatımın korkak ve amaçsız yolculuğu içinde Henüz açılmış, uzunca patikaların kibri, Dağlar ardını, sinsi vadileri aştım. İzim sürülmeyecek çok zaman. İhtiyatlı kimseciklerin imrenmediği doruklardaki, İnce çan kuleleri, göller, ışıl ışıl aynalar, sarı tarlalar Bahsediyorlar erkenden vazgeçmiş ülkelerden. Haydi, Çabuk! çabuk! ileri. Yabancı birisi beni oraya çağırıyor. Karşımda, sis kara koruları bürüyor, Dinlenen müzik berrak akşamlarda […]

Devamını oku